Yayınlanma tarihi: Per, Kas 17th, 2011

“Birimiz Üşürse Hepimiz Üşür” etkinliğine dair; Ümit Aktaş, Cahit Koytak ve Cihan Aktaş

Bayram arefesindeki evsizlerimiz için sabahlama etkinliğimizle ilgili Ümit Aktaş’ın Milat gazetesinde çıkan yazısını, Cahit Koytak’ın etkinliğimiz ertesinde Taraf gazetesinde yazdığı şiirini ve Cihan Aktaş’ın Taraf gazetesindeki köşe yazısını sizlerle paylaşıyoruz:

Kurban ve Evsizler

07 Kasım 2011

Ümit Aktaş
umitaktas24@gmail.com

Bir kurban bayramını daha idrak etmekteyiz. Yenilenmiş bir dünyada ve yeni bir bilinçle. Tüm insanlığa hayırlar getirmesi dileğiyle; sevinçle ve hüzünle.

Sevinmekteyiz, çünkü bu bayram yeryüzündeki zalimler biraz daha azaldı. Artık Kaddafi’siz, Mübarek’siz, bin Ali’siz bir dünyada yaşamaktayız.

Üzülmekteyiz çünkü dünyamızda akılsızlıkların eseri olan zulümler süregitmekte: Kürt sorunu, Suriye’deki zulüm, Afganistan’daki emperyalist işgal ve daha da kötüsü kapitalizmin küresel egemenleşme çabası…

Müslümanlar böylesi bir dünyanın sorumluluğunu ne kadar hissetmekteler ve hatta ne kadar farkındalar böylesi bir dünyanın?

İçtikleri her paket sigaranın, kullandıkları parfümlerin bedelinin dünya egemenlerinin kasalarına, aslında hak edilmemiş kazançlar olarak aktığının farkındalar mı?

Ana diliyle konuşma ve eğitim görme hakkından mahrum bırakılmış insanların o ezikliğini kendi yüreklerinde duyabilmekteler mi?

Depremde yıkılmış olan evlerinin önünde titreşen o yetim kalmış çocukların mahzunluğunu, sanki kendi çocuklarıymış gibi hissedebilmekteler mi?

“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki…!” hitabındaki öfkenin muhatabının kendileri olmadığından eminler mi?

Kapitalizmin, her gün biraz daha evlerimizin içerisine giren ve sofralarımızdaki ekmeğimizi çalan egemenliğinin ve giderek onun işbirlikçisi haline gelişimizin bilincindeler mi? Ve ona karşı en azından Wall Street’i işgal edenler kadar kaygı, tepki ve öfke duymaktalar mı?

O kapitalizm ki, varoluşu sürekli bir büyüme ve sömürme temeline dayalıdır; tıpkı kanserli bir hücre gibi sürekli doğal olan hayatları istismar ederek ve onların aleyhine büyüyerek var olur. Yaşamak için öldürür, yayılmak için işgal eder, kazanmak için savaşır, tüketerek ve israf ederek ayakta durur.

Oysa olağan hayat adalet ve dayanışma temeline dayanır. Fazla olanı dağıtır ve bölüşür. Çünkü o fazla olan biriktikçe zehir saçar çevresine, kanserleşir.

Bize bir şey olmaz demenin olanca umursuzluğuna karşı, sadece kapitalist dünyanın bir hoyratlığı ve kurbanı olarak düşündüğümüz bir yığın evsiz barksız insan yaşamakta bizim şehirlerimizde de. (Yaklaşık yetmiş bin kişi.) Bunları sokağa düşüren şartlar üzerinde düşünülmekte ve bu şartlara karşı bir mücadele verilmekte mi?

Gösterişli camilerimizin kira gelirleri nerelere sarf edilmekte merak etmekteyim. Neden yanı başlarında küçük de olsa bir barınma evi ya da aşevi bulunmaz, neden onlar da tüm mütekebbir yapılar gibi kapatır kapılarını evsizlerin üzerine?

Bırakınız evsizlerle duygudaş olmayı, giderek sitelerin ve rezidansların erişilmezliğine çekilen o müsrif hayatların hiç payı yok mu evsizleştirilerek sokaklara itilen bu insanların trajedilerinde.

Sokaklarda açlıktan ve soğuktan titreyen bu insanlar kimin kardeşleri? Bizler de bunları kapitalist ülkeler gibi modernleşmenin ve kalkınmanın bir yan ürünü olarak görmezlikten mi geleceğiz?

Hani sorumluluk duygumuz? Nerede kaldı Müslüman olmanın farklılığı? Belediyelerimiz neden onlar için barınaklar düşünmez? Toplumun kenara ittiği bu insanların sorumlulukları kimlere ait? Elbette hepimiz sorumluyuz; ama hepimiz adına bu sorumluluğun gereğini ifa edecek olan da öncelikle belediyelerimiz ve kamu kuruluşları değil mi?

Hamdolsun ki yine de bir grup İslami duyarlılığı olan vakıf ve dernek bu sorunu gündemimize taşıdı, hiç değilse bir bilinç oluşturmak için: Emek ve Adalet Platformu, İHH , Kalplere Sevinç Bırakanlar İnisiyatifi, Mavera Gençlik Hareketi, MAZLUMDER, Özgür Açılım Platformu, Şefkat-Der.

Evet! Zulüm kadar iyilik de yeryüzünün her yerinde. Allah’ın vechi mazlumların yüzünde ışımakta. Onu görmek için illa da Kâbe’ye kadar gitmeye gerek yok, kestiğimiz kurbanların etine ve kanına ihtiyacı olan da Allah değil. İhtiyaç sahipleri işte burada, bir el uzatılmalık mesafede. Kalplerimizdeki duyarlılık kadar, yüzlerimizin de kendilerine dönmesini beklemekteler.

Daha güzel bir dünya kadar daha güzel bayramlar da, her şeyden önce mahrumların yüzlerinin gülmesiyle mümkün; böylesi bir dünya dileğiyle, hayırlı bayramlar…!

‘Evsiz’ – Cahit Koytak

(Biz şehirlileri, yalnızca depremzedeler

için değil, fakat, dünyanın bütün şehirlerinde

sokakta yaşayan ve geceleri başlarını

evlerimizin ve yüreklerimizin eşiğine

koyarak sabahlayan yüz binlerce, belki

milyonlarca ‘Evsiz’ kardeşimiz için de

dünyayı ‘bayram yeri’ne çevirmeye çağıran

ve bu yıl Bayram’ı, onlar gibi, geceyi

sokakta geçirerek karşılayan AKDER, EMEK

VE ADALET PLATFORMU, KALPLERE SEVİNÇ

BIRAKANLAR İNİSİYATİFİ, ÖZGÜR AÇILIM

PLATFORMU, MAVERA GENÇLİK HAREKETİ

ve MAZLUMDER gönüllüleri için…)

Kaderinin çullarına sarınmışsın;

Gare de Nice’de, kaldırımda

Yan gelmiş yatıyorsun:

Dünya senin evin,

Şehir senin çıkınından saçılmış.

Dünyanın her yerinde

Evsizlerle şairlerin

Aynı budaklı ağaçtan yontulduğunu

Söylüyor gözlerin;

Aynı huysuz rüzgârların dolaştığını

Mağaralarımızda.

Ve dünyanın her yerinde,

Tanrılar geçerken kırk atlı arabalarla

Arasından budala ölümlülerin,

Şan olsun diye atıldığımızı

Altına, toynakların ve tekerlerin..

Dükkânını, tezgâhını dağıtmış,

Kaderinin çullarına sarınmışsın.

Dünya senin evin

Ve çıkınındaki hiçbir şey

Satılık değil;

Ne çarmıhta duruşun,

Düğüm düğüm bakışın oyunlarımıza:

Aldıklarımıza, sattıklarımıza;

Ne anlaşılmaz sözlerin,

Sevişmelerin didişmelerin

Alınıp satılmayan bir Tanrıyla ..

Bak, şairler beygirlerini çatlaşmış,

Ciğerlerini paralamışlar

Panayıra yetişmek için.

Ve hurçlarından saçılan her şey senin:

Gecenin sırları, sabahın süsleri,

Zekânın harikaları, sanatın hârikaları…

Göğün bohçasına sığmayan

Rüzgârlar, yağmurlar, taunlar;

Ve Tanrının rüzgârlara söylettikleri,

Yağmurlara söylettikleri;

Sahipsiz köpeklere, serserilere;

Tütünle ve kahırla

Harlanmış sesleriyle genizden

Söylettikleri sarhoş fahişelere;

Şiirin bohçasına sığmayan

Onca çığlık ve sitem:

Ruhun kırpıntıları…

Hepsi senin çullarına yamanmış;

Sen sürgün, sen evsiz, sen Sezar,

Roma’yı kaybetmişsin, ama

Bak işte dünyayı kazanmışsın oyunda:

Ne top ne tüfek, ne asker;

Yalnızca sessiz mi sessiz

Bir evet

Ve koçbaşı gibi gümbürdeyen

Katıksız bir hayır’la!

Yoksulların ve Şairlerin Kitabı

1. Kitap / ‘Homeless’

cahitkoytak@gmail.com



Yorum bırakın

XHTML: Bu html etiketlerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>