“Yırca’nın 5 Vakti” – Orkun Doğan

Soma’nın akabinde, geçen kış iç Ege’ye damgasını vuran en önemli mesele, IMF politikalarıyla tütüncülüğün tasfiyesinin ardından bölgenin en önemli geçim kaynağı haline gelen zeytinliklerin akibetiydi. 3573 sayılı yasanın memlekette küçük çiftçinin yaygın parsel ortalamasının üstünde olan 25 dönümün altındaki arazileri zeytinlik statüsünden çıkarması, imara ve bilhassa enerji yatırımlarına açması ahaliyi ayağa kaldırmaya yetti. Direnişin ilk kıvılcımı da Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Yırca köyünden geldi. Kıta Avrupa kırsalında 18 yy’da yaşanan çiftçilerin topraksızlaştırılması ve proleterleşmesi sürecinin adeta 21. yy’a ışınlanmış versiyonuydu Yırca. Anlatılan hikayenin mahiyeti baki, tafsilatı ise accık değişik idi. Hayalgücü İktidara Koletifi’nden Orkun Doğan mukayeseli bir perspektifle Yırca’yı mercek altına almış. Zengin bir tartışma ikliminden beslenen yazısına, ümitle göz gezdirelim beraberce…

“Yırcalılar bir sabah Soma Termik Santrali “manzaralı” zeytinliklerinin önemli bir kısmının devlet tarafından acele kamulaştırmaya konu olduğunu ve Kolin AŞ’ye yeni bir termik santral inşa etmesi amacıyla devredildiğini öğrendiler. Şafak vakti ve haberi alınan acele kamulaştırma kararı… Marx, ilkel birikim tartışmasında, Batı Avrupa’nın ötesindeki coğrafyalarda gerçekleşen kolonyal pratiklerin kapitalist üretim tarzının şafağının habercisi olduğunu söylüyordu. Sonda söyleyeceğimi başta söylemiş oldum. İlkel birikiminin asli unsurunu, sürekliliğini, kapitalizme içkin bir süreç olduğu teorik tartışmayı başka mecralara bırakıyorum, burada Yırca’daki bir anlamıyla çitleme, mülksüzleştirme pratiklerini ve köylülerin geçim araçlarından şiddet yolu ile koparılıp, madenlerde, termik santrallerde ücretli işçi olarak çalışmak zorunda bırakılmalarını anlatmaya gayret edeceğim. Lafı açılırsa belki, mevcut sermaye birikim rejimi içerisinde belirli bir sermaye grubu ile devletin girmiş olduğu simbiyotik ilişkiye dair iki kelam etmek niyetindeyim. Bu noktada, Yırca’daki yöneteme krizinin yeni yasalaştırma silsilesi ile tadil edilme çabasından, orada vuku bulan çıplak şiddetin yasa şiddetine dönüştürülüp farklı bölgelere yayılmasından, demokratikleştirilmesinden de bahsetmek gerekebilir. Ezcümle, burada amaçlanan tikelden evrensellik devşirme, köy çeşmesinden evrene uzanan bir anlatı kurma ya da bugün için başka bir tarihsel okuma, zamanı bükme çabası olarak düşünülebilir, bir nevi hariçten gazel okuma yani!”

Yazının tamamı için tıklayın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir