Emek ve Adalet Platformu İlkeleri

Posted By Emek ve Adalet Platformu On Çarşamba, Şubat 23rd, 2011 With 2 Yorum

EMEK VE ADALET PLATFORMU İLKELERİ

I. AMAÇ

Emek ve Adalet Platformu sermayenin emeği sömürmesinin de bir zulüm olduğu gerçeğini atlamadan her türlü haksızlık ve zulme karşı toplumsal adalet mücadelesine katkı sunmayı amaçlar.

Emek ve Adalet’in özgünlüğü, bu amaç için gayret gösteren fakat birbirleri ile mesafeli biçimde mücadele eden gruplar arasındaki diyalogsuzluğu fikri ve eylemsel bir ortak zeminde aşmayı, böylelikle Türkiye siyasetinde yeni bir damarın yaratılmasına katkı sunmayı hedeflemesidir. Başka bir deyişle Emek ve Adalet ülkemizde bugüne kadar insanları köleleştiren sistemlere karşı farklı değer, inanç ve felsefelere dayanarak mücadele edenlerin birlikte tartışıp eyleyebilecekleri bir zemin inşa etmeyi hedefler. Ülkemizdeki siyasi akımların tek birine sığınmadan ve seçkinciliğe düşmeden Türkiye halkının tümüne konuşmayı hedefleyen köktenci bir toplumsal adaletçi söylem ve siyaset arayışındadır.

Emek ve Adalet bu doğrultuda sosyalistler ve İslamcılar arasındaki ötekileştirmeyi kıracak bir fikri ve eylemsel damarın yaratılmasına katkı sunmayı başlıca faaliyet alanlarından biri olarak kabul eder. Dini ve seküler merkezli toplumsal adalet arayışlarının ortak bir söylem ve eylem oluşturabilme ihtimalinin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, tüm dünya mazlumlarının hak ve adalet arayışları için bir anlam taşıyacağını öngörür.

II. İLKELER

1. Emek ve Adalet Platformu emek meselesini merkezine koyar.

  • Çünkü emek ve sermaye çelişkisinin önemli bir belirleyici güç olduğu modern toplumda,sermaye eleştirisi yapmamak,sermayenin karşısında emeğin yanında durmamak çok sinsi ve hegemonik bir düzen olan kapitalizmin hakimiyeti ile uzlaşmak anlamına gelir. Kapitalizm ile uzlaşmak onun yarattığı eşitsiz toplum, toplumun çoğunluğunu oluşturan emekçilerin sömürüsü ve sermaye tarafından kötürümleştirilmesi, doğa sömürüsü, tüketim kültürü, metalaşma, bireyci/rekabetçi kültür ve emperyalizm ile de uzlaşmayı getirir.
  • Çünkü adil toplum karun-firavun-belam üçlüsünün ilgası ile mümkündür. Bu köleleştirme odaklarının oluşmalarını önleyecek bir düzenin inşası ile mümkündür. Kapitalizm karunlaşmayı getiren tarihin şu an için bulduğu en yetkin çünkü en hegemonik düzendir. Karunlar, firavunlarını ve belamlarını kurumsallaştırır.
  • Çünkü “Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur.” (Necm, 39)

2. Emek ve Adalet Platformu adalet meselesini merkezine koyar.

“Ne zulüm ne merhamet, yalnızca adalet” Muhammed İkbal

  • Adaletten söz etmek için adil bir varlık nizamını kabul etmek gerekir. Yani yapılan her şeyin zatında iyilik ve kötülüğe sahip olduğu bir varlık alanında, irade sahibi insanlar fiillerinin sorumlusu olarak anlaşılırsa adalet anlamlı olacaktır. Her şeyin yerli yerinde ve adı belli olduğu bir varlık tasavvuru, zulmün kendi zatında kötü ve dahası varlığın ereğine aykırı olduğunu bilmekten gelen bir güç ile kişiye mukavemet imkanı sağlayacaktır. İnsanlar hüsranda iken bu hatta direnç göstermeyi varoluşsal bir bilinç durumuna dönüştüreceklerdir. Adalet; tanrı-insan-doğa bağlamında yukarıda ifade edildiği çerçevede var olan insanın tarih, toplum ve devlet ile kurduğu ilişkiyi varlığın amacına yönelik olarak zulme mahal bırakmayacak hale getirme talebidir.
  • Bu dünyaya gelen her insanın insanca yaşama hakkı olduğunu savunmak, dini, dili, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun yeryüzünde zulme uğrayanların yanında yer almak ve dünyamızı var olan diğer canlılarla hakça paylaşabilmek için adalet bizim için vazgeçilmezdir. Platform, güncel yakıcı sorunları kavramsal tartışmalara hapsetmez. Ataerkillik sorunu, Kürt sorunu, inanca dayalı sorunlar ve ekoloji platformun gündemindedir.
  • Kapitalizmin ve onun ürettiği modern aklın ve ahlakın insan bedeninde, zihninde ve doğada yarattığı tahribata karşı insani dayanışma kültürünü öne çıkarmak gerekmektedir. Coğrafyamızdaki topluluklar farklı etnik köken, inanç ve kültürlerden gelmelerine rağmen adaletsizliğin aynı zalimane yüzünü tanımış; geçmişten bugüne ‘adalet’ dağıtıcı aygıtların hilekar politikalarından dolayı birbirlerinin düşmanı olarak gösterilmiş ve kendi dünyalarına hapsedilmiştir. Kapitalist akıl ve vicdan, biz ademoğullarını vicdanın ve aklın bireyselliğine, bencilliğine hapsedip yalnızlaştırarak, adaletin ve vicdanın toplumsallaşmasının önünü kesmiştir. Zalimlerin kader birliği yaptığı yeryüzünde; mazlumların, adalet arayışı üzerinden kader birliği yapmaları, mazlumların adalet talebini örgütlü/toplumsal/politik bir karşı tavır olarak geliştirmeleri elzemdir.

3. Emek ve Adalet platformu toplumu dönüştürme iddiasındaki çevrelerde çok sık görülen politik ve entelektüel seçkinciliğe sonuna kadar karşıdır. Bugün Türkiye’deki pek çok siyasi hareketin temel sorunlarından biri, okuryazarlarla halk arasındaki yabancılaşma ve mesafedir. Tek yanlı, yukarıdan aşağı propaganda, aydınlatma, bilinçlendirme anlayışına karşı, çeşitli halk kesimleriyle ilişki ve eylem/tecrübe içinde belirginlik kazanacak bir bilincin propagandasının benimsenmesi gerekir. Dahası, bugünün dünyasının eleştirisi ve yeni adaletli bir dünya kurma çabası, ancak okuryazarların uğraşı olmaktan çıkıp genelleştiğinde anlam kazanabilir. Yeni bir dünya kurulacaksa bunu okuryazarların kendi başlarına yapmaları olanaksızdır.

4. Emek ve Adalet Platformu; modernizmin kendini beğenmiş, seçkinci bir tavırla “gelenek”i topyekün damgalayıp “yepyeni bir sayfa” açma kolaycılığından uzak durur. Tarihimizin düşünsel/kuramsal geleneği yerelin özgünlüklerini kavrayabilen bir düşüncenin yeşerebilmesi için olmazsa olmaz bir başvuru kaynağıdır. Öte yandan emekçi sınıfların geleneğine gelince, gelenek geçmişin zulümlerinin, yenilgilerinin ve teslimiyetlerin izlerini taşıyan, insanların bilinçlerini şekillendiren muhafazakar bir mirastan, geçmişin günümüze bıraktığı bir yükten ibaret değildir. Gelenek “değişim” ve “mutlu yarınlar” söyleminin her defasında hüsran getirdiği modern toplum insanları için bir anlam dünyası arayışının ifadesi, aynı zamanda hegemonya karşıtı sosyal mücadelelerin içinde kök saldığı geçmişi üreten bir etkinliktir.

5. Bu metin çokça eksikleri olan, eleştirilmesi, yeniden değerlendirilmesi ve geliştirilmesi öngörülen bir yola çıkış metninden ibarettir.

5 Yorum
  1. emekten,özgürlükten,demokrasiden yana olanlara yeni bir bakış açısı getirdiniz,

  2. Meral Ferah dedi ki:

    İleride siyasi partileşmeyi düşünüyor musunuz?

    • alp dedi ki:

      bizim o düzeyde pek gözümüz yok galiba Meral hanım. çok konuştuğumuz meseleler değil ama, biz sanırım iktidara kim gelirse gelsin garibin, mazlumun, itilmişin, yolda kalmışın hakkını beraberce sorabilmesinin ve nihayetinde alabilmesinin kavgasını veren bir mücadeleye kendimizi yazmış durumdayız. mazlumlar kendilerini savunabilirlerse iktidarda kimin olduğu o kadar da önemli olmaz. en azından bana öyle geliyor.

  3. çocuk dedi ki:

    yavas okuyan babannemin anlayamayacağı yerler var. belki bana sormaya da çekinir.

  4. haldun ali dedi ki:

    çok iyi bi metin, yazanların kalemlerine kuvvet maşallah. ancak necm suresinin 39. ayeti böyle burada cımbızlandığı gibi okunursa yanlış yorumlamalara kapı açıyor. orada bahsedilen emek bizim anladığımız mânâdaki “emek” değil. daha ziyade gayret ve çaba gibi bir şey.

    daha iyi açıklamak ve 39. ayetin de içinde bulunduğu bağlamı anlamak adına 38-44 ayetlerini birlikte yazıyorum:

    “Yoksa o Mûsâ’nın ve o çok vefalı İbrâhim’in sahifelerinde bulunan şu kesin gerçekler hakkında bilgi edinmedi mi ki: Hiçbir kimse başkasının günah yükünü çekemez. İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya çıkacaktır. Emeğinin karşılığı kendisine tam tamına ödenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huzuru olacaktır. O’dur güldüren ve ağlatan; O’dur öldüren ve yaşatan.”

    bâkî selâm…

Yorum bırakın

XHTML: Bu html etiketlerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>