Serapool İşçileri 163. Gününde Adliye önündeler!

20151120_100958

Serapool işçileri direnişlerinin 163. gününde işe iade davası ve işverenin işçilerin aleyhine açtığı ceza davası öncesinde Kartal Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

Yargılanması Gereken İşverendir

Adliye önünde konuşma yapan Kani Beko şöyle konuştu: Hak kazanımları ile ilgili yapmış oldukları sendikal örgütlenme sonrasında arkadaşlarımız 163 gün önce işten atılmıştır. Anayasa’nın 51. maddesine göre işçiler kendi iradesiyle istedikleri sendikaya üye olabilirler. İşçiler bu yetkiyi kullanarak sendikalı oldu. İşveren grev yaptıkları gerekçesiyle arkadaşlarımızı işten çıkardı. Burada yargılanması gereken Serapool Fabrika yöneticileri ve işverendir.

20151120_101801

Gerçekler Burada

Eski HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel ise geçtiğimiz günlerde G-20 zirvesinde Ali Koç’un kapitalizmle ilgili açıklamalarını hatırlattı: Patronlar kürsülerin öbür tarafından konuşurken iyi niyetli mesajlar verseler de gerçeklik burada. Çeşitli sektörlerde örgütlenmek isteyen işçi arkadaşlarımız ne zaman ki anayasal haklarını kullanıyorlar, ne zaman çalışma koşullarını iyileştirmek, ücretlerini yükseltmek istiyorlar karşı karşıya kaldıkları manzara bu.

Yapılan açıklamalardan sonra işçiler adliye önünde beklemeye başladı.

İşçiler: 163 günün sonunda kardeş, aile olduk.

Yemekhanede çalışan işçilerden Zeynep iki arkadaşıyla 200 kişilik fabrika için mesai yapıyor. Patrona yemekhaneye eleman alması gerektiğini söylediklerinde onları ciddiye almadığını söylüyor: Ben yemekhanede çalışıyordum. Orası 200 kişilik bir fabrika. Yemekhanede üç kişi çalışıyorduk. Rahatsız olsak izin alıp gidemiyorduk. Bize robot olup çalışın diyorlardı. Üzerimizde çok baskı vardı. Bu yüzden bir çıkış yolu aradık, o yüzden sendikaya üye olduk. 163 gün oldu. Şimdi bakıyorum artık bir sıkıntımız olunca çıkıp anlatabiliyoruz. İşyerinde şöyle böyle olacak demiyorum, kendimi ifade edebiliyorum.

10 yıldır fabrikada çalışan Emine 163 günde kendisi için birçok şeyin değiştiğini söyledi: Ben 10 yıldır çalışıyordum. Hem baskı vardı hem hakaret. 450 kişilik işi 200 kişi yapıyoruz. İstemiyorsanız kapı orada diyordu patron. 163 gün sonrasında hayatımızda çok şey değişti. İçeride birbirimize selam veremiyorduk şimdi kardeş, aile olduk.

Serapool’de 1 yıldır çalışan Satı ise kendilerini kale almayan ve direnişi görmezden gelerek içeri giren işçileri anlayamadığını söylüyor: Ben içerideki çoğu arkadaşın ismini dahi bilmiyordum. Burada çok şey paylaştık. İşçi haklarını bilmiyorduk, onu öğrendik. Artık kendimizi ezdireceğimizi zannetmiyorum. Şunu yap dediklerinde artık ona göre davranacağız. Arkadaşlarımıza anlatacağız. Patronlar birleşiyor. Ama işçi arkadaşlarımız bizi kale almadı. Burada direniş var, buraya girmeyin, size iş bulalım başka fabrikalara gidin dedik ama dinlemediler içeri girdiler. Herkesin paraya ihtyiacı var, insanlar madur evet ama bu şekilde olmaz. Bizleri çiğneyerek nasıl giriyorlar onu anlamıyorum.

Sedef ise çalışırken taş kesmesi sonucu eline atılan dikişi ve ellerindeki diğer yaraları gösteriyor: Ben şimdi fabrikayı unuttum, hatırlamak da istemiyorum. Dünya varmış diyorum. İnsanın gözü para bile görmüyor. Bizim aldığımız ne ki zaten? Değmez o paraya. Ellerimiz hep yanıyordu. Nefes almaya vakit yok. Bir taşı alıyorsun, öteki geliyor. Yoksa fırına gidiyor, kızıyorlar. Bazı şartlar insanı çalıştırıyor, yoksa ben orada çalışmazdım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir