Yayınlanma tarihi: Paz, Ağu 12th, 2012

MAZLUMDER İftarına Yapılan Saldırının Videosu ve İlgili Basın Açıklaması

MAZLUMDER İstanbul Şubesi’nin öncülüğünde sivil toplum örgütleri ile beraber Roboskiye Adalet İçin bir araya gelen gönüllülerin 9 Ağustos 2012 Perşembe günü iftar saatinde Fatih Camii avlusunda uğradıkları ırkçı saldırının videosunu ve MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal tarafından saldırı üzerine yapılan basın açıklamasını ilginize sunuyoruz.

 

 

MAZLUMDER’in Basın Açıklaması:

MAZLUMDER İstanbul Şubesi öncülüğünde Anadolu Öğrenci Birliği, Genç Öncüler, Umut Gençliği, Gençlik Kültür Merkezi, Özgür Açılım, Minval, Suriye Devrimi, Suriye Gençlik Birliği, Yedi Hilal, Mavera Gençlik Hareketi, ADALET İÇİN İFTAR VAKTİ konseptiyle, birincisi SURİYE İÇİN ADALET, ikincisi de ULUDERE (ROBOSKİ) İÇİN ADALET çağrısı ile iki iftar gerçekleştirilmiştir. Suriye ve Roboski için adalet temalarının iftar konusu olarak seçilmiş olması MAZLUMDER’in kangrenleşmiş olan bu iki soruna dair duyarlılık oluşturma çabası içindir.

09/08/2012 akşamı Fatih Camii avlusunda bütünüyle İslami ve insani beraberlik ve kardeşlik mesajı içeren, toplumdaki birlikteliği vurgulama ve kardeşliğin gereğini yapma çağrısından başka bir gaye gütmeyen eylem öncesi gönüllülerimize; ellerinde döner bıçaklı, silahlı ve demir sopalı organize 6-7 kişilik bir grup tarafından küfürler, hakaretler ve tehditlerle saldırıda bulunulmuştur. Eyleme henüz hazırlık safhasında iken, saldırgan grup tarafından Uludere’de öldürülen gençlerin, çocukların yerdeki fotoğraflarına saldırılmıştır. Daha sonra saldırgan grup, iftar yapan gönüllülerimizin ellerinde bulunan pek çok el dövizlerinden bir olan ve ümmetin farklı coğrafyaları ve farklı etnik unsurları kapsadığını vurgulamak ve Türkçü saplantılardan arınmak için yazılmış olan “Ümmetin Kurtuluşu Kürdistan’dan Geçer” ifadesi yer alan bir el dövizini yırtmıştır. Sonra da grup gönüllülerimize silah, döner bıçağı ve sopalarla saldırmıştır. Saldırı, gönüllülerimizin aklı selim davranışları ve teskin edici yaklaşımları ile vahim sonuçlara yol açmadan atlatılmıştır. Bu esnada, 3 gönüllümüz çeşitli yerlerinden darp edilmiş ve olay sonrasında gidilen Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden darp raporu alınmıştır. Olay sonrasında Fatih Şehit Tevfik Fikret Erciyes Polis Karakolu’na gidilip, saldırganlardan şikayetçi olunmuştur.

Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, saldırıya gerekçe gösterilen el dövizinde geçen bu ifade, İslam ümmetinin birer parçası olan Somali’den, Patani’ye, Çeçenistan’dan Moro’ya,  Arakan’dan, Darfur’a, Afganistan’dan Irak’a, Bosna’ya, Suriye’ye, Doğu Türkistan’dan Kürdistan’a, Filistin’e kadar olan tüm kadim halklarının ve coğrafyalarının birinin sorununun diğerinin de sorunu olduğunu vurgulamaktadır. Türkiye’de yaklaşık 35 yıldır süregelen bir sorunda, ümmetin her kesim ve coğrafyasının aynı tepki ile yekvücut olması gerekir. Kaldı ki, Türkiye isminden çok daha eski bir isim olan Kürdistan kelimesi, Anadolu ve Mezopotamya topraklarının bir bölümünü içine alan coğrafyanın kadim ismidir. Ne Yavuz Sultan Selim, ne Fransa Kralı’na yazmış olduğu o meşhur mektubunda Kanuni Sultan Süleyman, ne Milli Mücadele önderleri ne de Birinci Meclis’in azaları Kürdistan adlandırmasını kullanmaktan çekinmemişlerdir. Daha sonra cumhuriyetin Türkçü İttihatçı kurucularının tarihi gerçeklere aykırı olarak Kürdistan kelimesi üzerinde yürüttüğü Kemalist yasak ve olumsuz propaganda ümmetin parçası olması gereken Müslüman insanların zihinlerini de bulandırmış ve iftarımıza saldıranlarda da görüldüğü gibi sakallı, cübbeli, tespihli ful aksesuar Müslümanları(!) meccanen Türkçü, ırkçı savrulmaya ve “içselleştirilmiş Kemalizm” hastalığına maruz bırakmıştır. Tek başına bu olay bile, resmi ideolojik tarih algısı ile devletin okullarında ve camilerinde endoktrine edilmiş Müslüman bireyin evrensel dayanışma ayı olan Ramazan’da, insanlığımızı eşitlediğimiz bir ibadet olan orucun iftarında eşitlikten ne kadar uzağa savrulduğunu ve vahşileştiğini göstermektedir. Ne Suriye’yi dile getirmek Arapçılık ne de 8 aydır Roboski’de tamamlanamamış olan adli ve idari sürecin hızlandırılmasını istemek Kürtçülüktür.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi öncülüğünden gerçekleştirilmiş olan iftar programına yapılan bilinçli, kötü niyetli ve belirli bir maksada matuf bu saldırıyı kınıyoruz. Bu aşağılık saldırı, kuruluş ufkunu insanlığın ortak erdemlerinden ve Vahy-i İlahi’den alan MAZLUMDER’i ve MAZLUMDER’e gönül veren yukarda adı geçen gençlik örgütlerini, adaletli, merhametli ve vicdanlı bir dünya arayışından alıkoymayacaktır. Ne bugün, ne de başka bir zaman MAZLUMDER, sözleriyle ve yaptıklarıyla bu türden bir provokasyonun ya da şiddetin tarafı olmamıştır ve olmayacaktır. Tamamen insanı ve değerleri merkeze alan MAZLUMDERhiçbir şekilde ulusalcı ve etnik kökenli herhangi bir ideolojiye dayalı bir yaklaşım içinde olmayıp, Arapçı, Kürtçü ya da Türkçü nitelemesine muhatap ideolojik bakışların tümünün karşısında yer almaktadır. MAZLUMDER, hukukun tüm imkanlarını kullanarak bu aşağılık saldırının sonuna kadar takipçisi olacaktır.

 

Ahmet Faruk ÜNSAL

MAZLUMDER Genel Başkanı