Mohamad Abu Doun – Öz Vatanında Parya: İsrail’de Filistinli Kaçak İşçi Olmak

Raseef22’te yayınlanan, İsrail’de kaçak çalışmak durumunda kalan Filistinlilerle ilgili yazıyı çevirdik. İlginize sunuyoruz.

Çeviren: EAP ÇEVİRİ KOLEKTİFİ

MOHAMAD ABU DOUN

Musab Nahid (38) işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Nablus’ta ikamet ediyor.  Üniversite mezunu olmasına rağmen karşısına uygun bir iş imkânı çıkmaması üzerine İsrail’de çalışmaya gitmeye karar vermeden önce çok sıkıntılı bir dönem geçirmiş. “Çalışma izni almak için İsrail Koordinasyon Bürosuna gittim ve evrakları teslim ettim, cevabın zamanı gelince tarafıma ulaşacağını söylediler. Geçmek bilmeyen günler boyunca cevabı bekledim, ta ki reddedildim” diyor. 

Bunun üzerine Nahid, arkadaşı Mahir ona kaçak olarak İsrail’de çalışmasını tavsiye edene kadar, depresif bir dönem yaşamış. Kendi kaçak macerası iyi geçen ve sonucunda para biriktirebilen Mahir, işgal edilmiş topraklardan yaşadığı yerdeki yerleşimlere eşya nakli yapıp geri dönen büyük bir arabanın arkasına saklanarak girmeyi tercih ettiğini anlatmış. 2011 Haziran’ında Musab gemileri yakmış fakat başarıya ulaşamamış ve kaçak geçiş denemesi açılan ateş sonucu yaralanması ve Ayrım Duvarı’na yakın bir kontrol merkezinde konuşlanmış olan işgalci askerler tarafından tutuklanması ile sonuçlanmış. Hastanede iki hafta kaldıktan sonra hapishaneye nakledilmiş ve burada bir buçuk sene geçirmiş.

“Salıverilmemden 5 ay sonra tekrar şansımı denemeye karar verdim ve İsrail’e güvenli geçiş sağlamasının karşılığı olarak simsara 2000 dolar ödeyerek bu sefer hedefime ulaştım” diyor. İsrail’de 7 ay tarımda çalışmış ve daha sonrasında Nablus’a dönerek 3 ay kalmış ve daha sonrasında yine kaçak yollarla İsrail’e gitmiş.

Musab Selasini’nin hikayesi, İsrail’in güvenlik bahanesiyle iş izni vermediği işgal edilmiş Batı Şeria’daki binlerce Batı Şerialı gencin hikayesinden biri.

Vur-Kaç

Ahmed Süheyl (42), 2013 yılında izninin yenilenmesi reddedilene kadar İsrail’de resmi izinle çalışmış. Reddedilmesi onu Yeşil Hat içindeki işçi arama kurumları ile iletişimde olan simsarlara başvurmaya itmiş. Fakat tam bir sene beklemesine rağmen buralardan bir netice çıkmamış.

Akabinde kaçak geçmeye karar vermiş ve ilk kaçak tecrübesini 2014 Nisan’ında yaşamış. Tecrübesi başarıyla son bulmuş. İsrail’deki büyükbaş hayvan çiftliklerinden birinde 4 ay çalışmış ve sonra Ramallah’ın güneydoğusundaki köyü Tirmisiyye’ye geri dönmüş. Ahmed, İsrail’de izinsiz çalışmanın kolay bir iş olmadığını; şahsi ve ailevi her düzeyde tehlikeler barındırdığını söylüyor. Kaçak işçinin çalıştığı zaman boyunca çevresindekilerden, en küçük şeylerden dahi, şüphe duyar şekilde yaşadığını; dikkatleri üzerine çekmekten korktuğu için çok konuşmadığını söylüyor. Ahmed daha önceki seferlerde İsrail askerleri tarafından yakalanmış ve altı ay yattıktan sonra yine sınırdan kaçak geçmemesi hususunda uyarılıp salıverilmiş.

Fakat bu Ahmed’i yeniden denemekten alıkoymamış ve 2018 Nisan’ı başında kaçak yolunda kendine yoldaş olan beş köylüsünün refakatinde yeniden maceraya atılmaya karar vermiş.

Karanlığın dağılmasını bekleyip “Zahiriye” yoluna koyulmuşlar, kilometrelerce çalılıktan yürümüşler, devriye gezen İsrailliler neredeyse onlar bulacakken son anda saklanarak kurtulmuşlar.

Ahmed bunun İsrail’in topraklarının ve kaynaklarının büyük bölümünü ele geçirdiği işgal edilmiş Batı Şeria’daki zor durumdan kaçmak için bir yol olduğunu; bir sürü ihtiyacı olan 7 kişilik bir ailesi olduğunu söylüyor.

“Filistinli bir kişinin yanında çalışmayı denediğimde aylık 2500 şekelden (650 Amerikan Doları) fazlasını veren bir iş bulamadım. Bu meblağ da Filistin şehirlerindeki hayat pahalılığı ile karşılaştırıldığında oldukça düşük bir ücret” diyor.

İşgal altındaki Batı Şeria, zor yaşam koşulları ve iş fırsatlarındaki azlıktan muzdarip. Bu durum aile reislerini ve gençleri hayatlarını ve ailelerini kurmak amacıyla ekmek parası kazanmak için resmi ya da resmi olmayan yollardan temel olarak daha iyi ücretler aldıkları İsrail’e gitmeye itiyor.

Filistin İstatistik Kurumu’na göre İsrail’de çalışan Filistinli işçilerin sayısı geçen sene 120.000 iken bu sene 130.000’i aşmış. Bu işçilerin de üçte biri resmi izinleri olmaksızın çalışıyor.  Filistinliler Batı Şeria’dan İsrail’e girmek için çeşitli kanun dışı yollara başvuruyor. Büyük zorluklarla dağlık engebeli yolları ve uzun mesafeleri geçtikleri izinsiz araçlar da bunlardan biri.

Sadece İş Değil

Eyhem (27) “Kaçak geçiş tecrübesi kolay değil. Batı Şeria’da iş aramaktan sıtkım sıyrılana kadar düşünmemiştim. İlk defa 2015 yılında bu işi yapan bir kaçakçı vasıtasıyla denedim. Yeşil hat içinde geleceğimi inşa edip kendi evimi kurmama yardım edecek kadar maaş veren bir iş buldum” diyor.

İşgal altındaki Nasıra şehrindeki Arap şirketlerinden biriyle çalışan yirmilerindeki Eyhem, aylık 7000 şekelden (2000 Amerikan doları) fazla gelir elde etmekteymiş. Fakat yazın sıcağından, kışın soğuğundan çekerek günde 10 saat çalışıyormuş, bir aya kadar uzayabilen sürelerle iş yerinde yatması gerekebiliyormuş. Fakat bu çabaları karşılığında kazandığı paranın Filistin Hükümetindeki genel müdürlerin aldığına yakın olmasının onu avuttuğunu söylüyor.

Bir gün yerde uyumaya çalışırken İsrail askerlerinin arabalarının seslerini duymuş. Hemen kalkıp koşup karanlıkta gizlenerek çalıştığı binanın yakınlarında bir yere saklanmış. Sonra güvenlik güçlerinin hareketlerini izlemiş ve kendisini aradıklarını görmüş. Daha sonrasında İsrail içinde bir Yahudi’yle arasında geçen basit bir tartışmanın güvenlik güçlerine bildirilmesine ve kaldığı yere baskın yapılmasına sebep olduğunu öğrenmiş.

“İşgal edilmiş topraklara gitmek sadece iş bakımından iyi değil; güzel vatanımızda bulunmak da ruhu iyileştirip canlandırıyor. Terk edilmiş köylerimize yakın olmanın biz Filistinli mülteciler için anlamı büyük. Atalarımın 1948’deki Nekbe sırasında arkada bıraktıkları Safed şehrini defalarca ziyaret ettim.” diyor. 

Üniversite eğitimi sırasında öğrencilere ve topluma yönelik faaliyetlere katılması sebebiyle İsrail tarafından “yıkıcı” olarak sınıflandırıldığını ve defalarca gözaltına alındığını; bu sebeple resmi iş izni almasının mümkün olmadığını söylüyor.

İsrail, Gazze ve Batı Şeria arasında farklılık gösteren, toplamda 74’ün üstünde farklı izin türü mevcut. Bu izinler tıbbi, iş, akademik, hukuki, dini ve İsrail hapishanelerindeki mahkumları ziyaret gibi çeşitli amaçlarla çıkarılıyor. Batı Şeria’da çıkan izinleri yöneten kuralsa 1967’deki askeri yönetici tarafından konulan hükme dayanıyor. Bu hükümle Batı Şeria kapalı askeri alan ilan edildi ve giriş-çıkışlar 31 adet olan İsrail bölge yönetimlerinden alınacak izinler hariç olmak üzere yasaklandı.

Resmi Evraklı İşçilere Yönelik Suistimaller

Resmi izin alarak İsrail’de çalışan İbrahim (38) ise farklı bir hikaye anlatıyor. İsrail’e girip çalışabildiğinde 29 yaşındaymış ve İsrail şehirlerine nakliye işinde çalışmış. Aylık olarak 6000 şekel (1700 Amerikan doları) civarında kazanıyormuş.

Bu işte yedi sene çalışmış. İş verenin kötü davranışları sebebiyle ayrılmaya karar verdiğinde tazminat istemiş. Fakat işveren bunu reddetmiş ve İbrahim dava açması için gerekli evraka sahip değilmiş.

Aynı şekilde Müşir Nayif (51) “En baştan, işgal edilmiş Hayfa’da çalıştığım naylon poşet fabrikasının yönetiminden haklarımı garantileyen resmi bir sözleşme talep ettim. Fakat Batı Şeria’dan bir Filistinli için bunu yapmalarının zor olduğu bahanesiyle reddettiler. İşten çıktığımda tüm haklarımı alacağımı söylediler. Ama yıllar sonra bu sözlerini yerine getirmediler. 15 yıllık çalışmadan sonra beni tazminatsız olarak kovdular” diyor.

Ramallah’taki Filistin Çalışma Bakanlığı’nın İstihdam Dairesi müdürü Rami Mehdavi daha önceki basın açıklamalarında İsrailli şirketlerin Filistinli emeğine az ödeme yapmak için işten çıkma tazminatını ve diğer tazminatları vermeme; sözleşmelerde değişiklik yapma gibi çeşitli yollarla Filistinli işçilerin haklarını vermediğine işaret etmişti.

İsrail hükümeti ve İsrailli patronlar Filistinli işçilerin haklarını sadece bu yollarla gasp etmiyorlar. Üyeleri direniş suçu işlemiş ailelerin dondurulan izinleri iptal etmek de bunlardan bir tanesi. Örneğin İsrail Hükümeti yetkilisi, Cenin’in Kabatiye kasabasından Ebu El-Rab, Kamil ve Nassar ailelerinin çocuklarından üçünün işgal edilmiş Kudüs’te birini bıçaklayıp ateş açmaları üzerine bu ailelerin çocuklarının izinlerini dondurma kararı almıştı.


* Öne çıkan ve metin içi görseller raseef22’den alınmıştır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.