7 Nisan Siyer Notları

Siyer okumalarında bu hafta konumuz Hz. Peygamber’in cihadları ve bugünkü cihad anlayışımızdı. Ahmed eş-Şerif’in, Fazlur Rahman’ın ve Seyid Kutup’un bu hususta yazdıklarını okuma fırsatı bulduk. Gelecek hafta, Abdulkadir es-Sufi’den konuşamadığımız kısımlarla yeni kaynaklardan edindiğimiz bilgileri tartışacağız.

Bu hafta günümüzdeki cihad anlayışının ne olduğu, nereye oturması gerektiği konusu bizim için mühimdi. Cihadın yalnızca savaşmak olmadığı, kişinin nefsiyle cihad etmesi ve iyi, doğru ve güzel için her daim çaba göstermesinde hemfikiriz. Ancak örneğin yakınımızda ve Filistin’de müslümanlara zulmedilirken bize farz olan nedir sorusu, hâlâ tam olarak cevaplanabilmiş değil. Bize düşen, kendi özel şartlarımız dahilinde mücahede etmek midir, yoksa varolan bir cihada katılmak önceliğimiz olmalı mıdır? Kendini Filistin davasına adamak için Gazze’ye gitmek “kahramanlık taslamak” gibi bir kibri içerir mi? Burada kalmak ve entelektüel bir cihadı üstlenmek fikri, kendini kandırmaktan mı ibaret? Bu sorulara yanıt aradık.

Hz. Peygamber dönemindeki savaşların örnekliği çerçevesinde, “cihad savunma savaşıdır” diyen “modernist” yorumlarla, “adaleti götürmek” savına dayalı karşıt fikirleri konuştuk. Hz. Peygamber’in Bedir’le başlayan savaşları Müslümanların ticaret yollarına saldırıyla gündeme gelmişken ve öte yandan, o günkü Müminler kâfirlerin ticaret yollarına saldırmayı düşünmüyorken, düşmana/kâfire karşı ofansif olmak, ne kadar geçerlidir? Bu sorulara ulus-devlet bağlamında yanıt aramak boşuna mı? Bu, olmayan İslam toplumu üzerinden afakî sorular üretmek anlamına gelir mi, yoksa fıkhî açıdan her meseleyi masaya yatırmak mı gerekir? Bu konuları konuşmaya gelecek hafta devam edeceğiz, derdimizi mesele edinen herkesi soframıza bekleriz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.