Virüs Değil Düzeniniz Öldürüyor

Yasaklar artıyor, sermaye büyüyor, işçiler ölüyor!

1 yılı aşkın süredir ülkemiz, devletin sözde salgın yönetimiyle karşı karşıya. Bütün dünyada istisna yarattığı düşünülen Covid-19 salgını ve “önlemleri” ne hikmetse borç harç içinde intiharlarla ve ölümle boğuşan işçiler, göçmenler, kadınlar ve toplumun tüm ezilen tabakaları için koşulları daha da zorlaştırırken; küresel sermaye büyümeye, gücüne güç katmaya devam etti. İktidarın her “tedbiri” villalarından “evde kalın” çağrısı yapanlara, patronlara yaradı; işçiler, müzisyenler, günlük satıcılar ya sefalet içinde sürünmeye, ya Kod-29 iftirasıyla işten atılmaya ya da ölmeye mahkum edildiler. Bu aslında istisna değil, tıpkı yıllardır olduğu gibi! Ama refah içinde yaşayanların sosyal hayatında istisna yaratan bu salgın, iktidarın elinde işçi kıyımı için bir fırsata dönüştü.

Bizler, sermayedarları muhafaza etmek için sözde salgın yönetimini bahane edenleri, emeğin gaspını derinleştirmekten başka bir mahareti olmayan politikaları çok iyi tanıyoruz. “Tam kapanma” çağrısı yapanları, lebaleb kongreleri düzenlerken zulme başkaldıran işçileri “pandemi önlemleri” gerekçesiyle darp edip gözaltına almalarından biliyoruz, özgür üniversiteyi savunanları kapalı alanlarda basın açıklaması yapmaya zorlayıp darp etmelerinden biliyoruz, kısacası “önlemleri” fırsata çevirip “yasak yasak yasak” diyen iktidarı çok iyi tanıyoruz. Bu iktidar yoksullukla boğuşup intihara sürüklenen, fabrikalarda, inşaatlarda, sokaklarda ölüme mahkum edilen işçilerin, hayatı yok sayılan göçmenlerin ölümünden birincil derecede sorumludur. Salgın döneminde artan iş cinayetlerinin hesabı da yine iktidara sorulmalıdır. İşinden olma korkusuyla canı pahasına çalışan, çalışırken hayatını kaybeden emekçiler patronların kar hırsına daha çok kurban edilmesin!

Tekrar ediyoruz, “bizi öldüren virüs değil sizin düzeninizdir!”.

Hükümet, ülkedeki tüm emekçilerin üretiminin sonucu olan gayri safi yurtiçi hasılanın ancak yüzde 1,1’ini salgın sürecinde nakit desteğe ayırdı. Kamu kaynaklarını kullanırken emekçiyi değil, sermayeyi koruma politikası izledi. 2020 yılında 34 bini kadın ve 143 bini erkek işçi olmak üzere toplam 177 bin işçi Kod-29 maddesi ile işten çıkarıldı. Yani her ay yaklaşık 15 bin işçi Kod-29 gerekçesiyle işten atıldı. Dahası, salgının birinci yılında takribi 861 işçi covid-19 nedeniyle yaşamını yitirdi. Yani hükümet, emekçiye bir yıldır “senin yaşaman benim için önemli değil” dedi. Covid değil, düzen öldürdü!

Bugün aşısı bulunmuş bir hastalık hala daha ilaç şirketlerinin, market zinciri sahiplerinin zenginliğine zenginlik katmasına bahane ediliyor. İktidarın zerre umrunda olmayan toplumsal sağlık ne emekçinin ne de halkın; yalnızca iktidarın çıkarları doğrultusunda gündeme getiriliyor ve iktidar emekçi halkın 1 Mayıs’ını da elinden almaya çalışıyor. 

İktidarın kendinden olmayana ettiği bu zulümden ancak, itirazlarımızı örgütlersek kurtulabiliriz, her mahalleden, her sesten!

Bu sebeple, iktidarın ve sermayenin çıkarları için fırsat bellediği pandemi boyunca türlü ihmallerle katledilen işçiler için  29 Nisan saat 14.00’te, Üsküdar Selmanağa Camii’inde öğle namazını müteakip kılacağımız gıyabi cenaze namazı ve basın açıklamasına tüm emek dostlarını bekliyoruz.

Emeği görünmez kılanlara, 1 Mayıs’ı yasaklayanlara karşı bir olalım, göz göre göre öldürülen işçilerin cenaze namazında birleşelim, haklarını yerde bırakmayacağımızı dillendirelim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.