Yayınlanma tarihi: Cum, Mar 23rd, 2018

Türkiye’de İlk Kadın Semt Pazarı Diyarbakır Bağlar Semt Pazarı

Diyarbakır’da tamamı kadınlardan oluşan Bağlar kadın semt pazarı 2013’ten beri ayakta kalmaya devam ediyor. Evlerini geçindirmek için emek veren, kilolarca kasaları indirip kaldıran, yaz kış demeden sabah 6’dan akşam 8’e kadar çalışan pazarcı kadınların pazar alanı şimdilerde tehdit altında. Pazarcı kadınlar bu tehdidi “Erkeğin baskısını sokakta, evde zaten yaşıyoruz; bir de pazarda baskı yapmaya başladılar.” diyerek anlatıyor. Bir proje ile başlayan ve son birkaç aya kadar yaşamın ve üretimin tam içinde olan kadınlar, erkeklerin ve sermayenin karşısında dik durmaya çalışıyor.  Onuru ve ekmeği için direnen kadın pazarcıları selamlıyor, Sivil Sayfalar’da yayınlanan röportajı ilginize sunuyoruz.

www.sivilsayfalar.org


 

Türkiye’de ilk kadın pazarı Diyarbakır Bağlar semt pazarı çalışanlarının tamamı kadınlardan oluşuyor. Mersin’de ikincisi kurulmuş fakat kısa bir süre sonra kapatılmış. Şu ana kadar hem de ilk hem tek kadın pazarcılık çalışması. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü üzerinden henüz bir hafta geçmişken, kadınlara kamusal alanda, evde, sokakta baskıların arttığı bu dönemde çiçeği burnunda olan Diyarbakır Bağlar Kadın Pazarcılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin başkanı Güler Deniz’le konuştuk.

Çok klasik bir soruyla başlayalım pazarcı kadınlar kimdir?

Pazarcı kadınlar yaşlarının çoğunluğu 50’nin üzerinde, daha önce hiç çalışmamış, bu güne kadar ev kadınlığından başka hiçbir iş yapmamış pazarda çalışan kadınlardan oluşuyor. Hepsi seçimini sadece bu işten sağlayan kadınlar. En gençleri bizleriz.

Kadınlar pazarı fikri ne zaman, nasıl çıktı?

2013 yılında Bağlar Belediyesi tarafından, toptancılar sitesinde kapalı bir alanda kuruldu. Proje dahilinde 200 kadınla başladı. Ben üç dört ay sonra dahil oldum pazara. Yaklaşık 5 6 ay orada çalıştık, 5 6 aydan sonra zarar etmeye başladık. Pazar kör noktaya kurulmuştu, iş olmuyordu ve 100 kadın işi bırakmak zorunda kaldı Belediyeden randevu aldık ne yapabiliriz diye konuşmak için ve görüşmelerden sonra geçici pazara dönüştürme fikri ortaya çıktı. Hemen uygulandı, belirli noktalar belirlendi. Haftanın 5 günü farklı bir yerde açtık cumartesi günü de Jiyan Semt Pazarı’nda kapalı bir pazarımız oldu, bildiğimiz erkek pazarının aynısı şemsiyeler, tezgahlar.. Dışarıda olması iyi oldu. Şu anda 85 kişiyiz . Kendi ayaklarımızın üzerinde durmaya çalışıyoruz, son 3 4 aya kadar da iyi gidiyordu çünkü kadınların çoğunun pazardan başka hiçbir geliri yok. Durumlarını düzelttiler, ev alan oldu, borçlarını kapatan hatta ikinci evi alanlar oldu

Son 3 4 aya kadar iyiydi dediniz son 3 4 ay ne oldu da işler kötüleşmeye başladı?

Şu anda bazı problemlerimiz var.  Bizim bulunduğumuz alanları erkeklere verdiler 3 noktaya yakın kuruyorlar haftada 1 gün kuruyorlar. O da bizim pazarın en yoğun olduğu cumartesi günü. Gerekçe olarak da kaymakamın yazısını gösterdiler, tabii biz kaymakam beyle de konuştuk güvenlik gerekçesi ile değil de okul önünde olduğu için farklı üç sokak alternatifi sunduklarını söylediler. Bu pazarı al da kadınların içine koy dememiş, bu görüşme pazarcılar ile bağlar belediyesi tarafından gerçekleştirilmiş, yer konusunda mutabakata varmışlar. Bu durum bizi bayağı zarara uğrattı. Borcu olmayan kadınların borcu olmaya başladı. Biz kadınları tekrar nasıl güçlendireceğiz bilmiyoruz. Bir düzelme olmazsa bu kadınlar en fazla üç ay dayanabilirler.  İnsanlar zaten haftada bir gün pazara çıkıyorlar. Bir de Bağcılar’da oturan genelde orta sınıf, kredi kartıyla marketlerde alışveriş yapmaya alışmış insanlar.  Pazardan aldıkları şeyler 1 2 kiloyu aşmıyor. Bize getirisi zaten çok düşük. Ciromuz yarı yarıya düştü.

Belediyenin “Kadınlar halkın ihtiyaçlarını göz ardı ediyor” açıklamasına ne diyorsunuz?

Belediye bugüne kadar büyümemizi istemedi. Dernek olmamıza bile izin vermediler. 3 4 aylık bir süreç bu. Eğer isteselerdi başvuruları alırlardı çeşitlilik olurdu. 80 kişi ile pazar olmaz bunu bizler de biliyoruz. Belediyenin kendi projesi, kendilerinin sahip çıkması gerekirken biz kendi imkanlarımızla ayakta tutmaya çalışıyoruz.  Başvurular belediyeye yapılıyor ama dernekleştiğimiz için artık bize de sormak zorundalar.

Bu süreçte erkek pazarının başkanlarıyla uzlaşmak için görüşmeler yapmadınız mı?

Görüşler aldık. Pazarın kurulduğu akşam bile haberimiz yoktu. Karar aşamasında bizi de çağırsalardı muhakkak uygun bir yer ya da çözüm bulunurdu. Bir akşam haberini aldık  ki çizgileri çizmişler. Hemen kadın müdürünü aradık, haberimiz yok dedi. Bizzat oraya gittik, karşımızda 100’den fazla erkek vardı. Biz 10 kadındık, bizimle baş edemediler. O gün kurdurmadık o pazarı. O an bize söz verildi uzlaşmadan kurulmayacak diye, sonraki gün polis panzerleriyle oraya pazar kurdular. Resmi olarak ellerinde yazı vardı, polis de o alana bizi sokmadı. Pazarcı erkekler ellerinde meclis kararı olduğunu söylediler ki sonradan öyle bir karar olmadığını da öğrendik. Biz kadınlar direndik, biliyorduk girerlerse bir daha çıkmayacaklar. Bizi öldürseler daha iyi. Sonra iki pazar dernek başkanıyla görüşmeler aldık biz onlara şunu söyledik; ’’Siz buraya girerseniz biz tamamen biteriz.’’ Bunu kendileri de söyledi; ‘’Dayanamazsınız, biz her şeyi ucuz alırız ucuz satarız. Her şeyi göze alıp gerekirse üç ay zararına veririz ürünleri, siz kendiniz çıkacaksınız.’’ Görüşmelerde olanlar da şahittir.

Erkelerden daha pahalıya sattığınız söyleniyor?

Doğrudur. Biz biraz daha pahalıya satıyoruz, satmak zorundayız. Çünkü erkek pazarcısı 20 yıllık bir esnaf. Kadınlar arasında ise en fazla 5 yıllık tecrübesi olan var. Bizim hiçbir imkanımız yok, onların kendi araçları var. Gidip en ucuzunu Mersin’den alıyorlar, kamyonlarla getiriyorlar. Bizim aracımız yok, imkanımız yok, ürün bize gelene kadar 3 4 el değiştiriyor. Bu da daha yüksek alıp satmamıza neden oluyor. Ben bir kasa alabiliyorken onlar bir ton alıyorlar.

Dernekleşme süreciniz nasıl oldu? Nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?

Tabii bu sorunlar baş gösterdi. Bireysel olarak sözümüzün gücü ile dernek başkanı olarak konuşmak arasında büyük fark var. Resmi kurumları gezdik, gerek büyükşehir belediyesi gerek kaymakamlık hepsini gezdik. Pazarcı kadınlar olarak sözümüz etkili olmadı, sözümüzün güçlü olması için dernekleştik. Dernek kurmak istediğimizi söyledik, bizi bir avukata yönlendirdiler. Avukat tüzük filan yazdı, dernekler masasına gittik. Bu kadar kolay kurulduğunu bilmiyorduk. Şimdi işleri yaşayarak yavaş yavaş öğreniyoruz. Beni en çok üzen olaylardan biri de; derneğin açılma aşamasında mekan arıyorduk, bir çok kişi vermek istemedi. En son bir mekan bulduk, temizledik, depozitoyu verdik. Yönetici olduğunu söyleyen bir adam geldi; “Burası aile apartmanı, biz burada sizi çalıştırmayız” dedi. Elimizdeki resmi evrakları göstermemize rağmen ikna edemedik. Bizim evi başka (!) amaçlar için kiraladığımızı söylediler. Bu tepkiyi birçok kişiden aldık. Kadınlar olarak bu bizi yaraladı. Kısacası dernek kurulup biz yerleşene kadar çok meşakkatli bir süreçten geçtik.

Dernek kurma aşamasında da bir tek Reyhan Hanım (Reyhan Aktar, Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı) bize yardımcı oldu. Bir yıllık kiramızı üstlendi, dernek eşyalarımızı aldı. Şu anda kardeş derneğiz ve sürekli irtibat halindeyiz.

Dernekteki işleyiş nasıl oluyor?

Ben dernek başkanıyım.  Bir başkan yardımcımız, 11 tane de yönetim kurulu üyemiz var. Tüm kararları ortaklaşarak alıyoruz. Her pazar burada toplanıyoruz. İlk iş olarak bu erkekleri bu pazardan çıkarmaya çalıştık. Bir çok defa üçüncü dördüncü kişilerin olduğu yerde bizzat pazarcıların başı bizi tehdit etti. Biz her şeyi göze aldık, korkmayacağız. BİMER’e de, başbakanlığa da, cumhurbaşkanlığına da yazdık. Pazarlar belediyeye ait olduğu için kimse bir şey yapamıyor. Nerede pazar kurulacağına belediye karar veriyor.

Destek olan kurumlar oldu mu?

DİKAD’ın da içinde bulunduğu bir heyet 8 Mart’ta bizi ziyarete geldi. Kalkınma Ajansı bünyesinde bir grup kadın geldi geçenlerde şartlarımızı, ne zorluklarla çalıştığımızı gördüler. Umudumuz var onlardan.

Anlattıklarınızdan çıkardığım kadarıyla bu durum genel istihdam politikalarının yansıması gibi görünüyor.

Diyarbakır’da günde 13 tane pazar kuruluyor 13’ü de erkek, yalnızca 1 tanesi kadın pazarı ona da tahammülleri yok.  Erkeğin istihdamı daha önemli, kadınlarınki lüks olarak görülüyor ama öyle değil. Şu anda biz erkeğin yaptığı işi yapıyoruz. Abim de pazarcı, kış oldu mu evde oturur yapamaz. Biz kar, kış, yağmur dinlemeden her gün gidiyoruz, yılın 12 ayı dışarıdayız.  55 kiloyum ben 50 kiloluk kasaları kaldırıyorum. Bence bizim kadınlar yılın kadınları, benim gözümde öyle en azından. Kadınların sorumlulukları daha fazla. Sabah 6’dan akşam 8’e kadar çalışıyorlar. Eve gittiklerinde ev işi, çocuk bakımı, tüm sorumluluklar kadınlarda.  Evdeki işi de dışarıdaki işi de kadın yapıyor. Bunu herkes yapamaz.

Pazarcı kadınlar ailesinden ve çevresinden nasıl tepkiler aldılar, alıyorlar?

“Erkek işidir yapamazsınız, size göre değil” diyenler oldu. Tabii bize bir iki ay sonra yapamaz bırakırlar gözüyle bakıyorlardı. Her gün eşiyle para yüzünden tartışan kadınlar vardı, bugün kendi paralarını kazanıyorlar takır takır sayıp masaya koyuyorlar. Kadın kendini pazarda var etti, güçlendirdi.

Ama olumlu tepkiler daha fazla. “Biz kadın pazarı istiyoruz” diyen kesim çok fazla.  Bir kadın düşünün, hiç tanımadığı kadınlar için kahvaltı hazırlayıp onlarla pazarda aynı sofraya oturuyor. Sorunu olup da dertleşenler oluyor. Siz bir kadın olarak erkek pazarında asla sigara yakamazsınız. Ama bizim pazarda kadın çok rahat, kendini evinde gibi hissediyor. Bir kadın geldi geçen dedi ‘’Size ihanet ettik geçen gün, erkek pazarına gittik ama pişman olduk, sizdeki samimiyeti bulamadık. Birbirlerine salatalık fırlatmalar, laf atmalar, sözlü tacizler…‘’ Müşteriyle birbirimize alıştık bırakamayız birbirimizi. Ben halk oyunları eğitmeniyim, ortağım dansçı hem de on yıllık arkadaşım. Ama bizim için pazar bir başka, işimizi çok seviyoruz. Bırakamayız.

Derneğin gelecek planlarından bize bahsedebilir misiniz?

Geçen gün Reyhan Hanımın düzenlediği kadınlar günü etkinliği vardı. Müzikli, yemekli eğlence. Hayatında evinden çıkmamış, pazardan başka yere gitmemiş kadınlar eğlendiler, konser dinlediler. O gün eğlenceden sonra kadınlardan biri “Demek ki evden başka hayat da varmış” dedi. Hayatında tiyatroya, sinemaya gitmemiş, sosyal hayatı hiç olmamış kadınlarımızın. Bizim amacımız da pazarla ilgili problemleri çözdükten sonra kadınları sosyal hayata katmak. Onlara çeşitli eğitimler vermek gerek; cinsiyet temelli, gerek mesleki müşteri iletişimi konusunda. Temel sorunlarımızı çözdükten sonra bunlara eğilmek istiyoruz.

Pazarda çalışmanın zor yanları neler?

Bir kadın arkadaşımız vardı, eşinden boşanmıştı. Eski eşi kendisine dönmesini istedi. Karşılık bulmayınca kadını pazarın ortasında vurdu ve kendi kafasına sıktı. Adam orada öldü, kadın yatalak. Hala iki haftada bir o arkadaşımıza uğrarız, ihtiyaçlarıyla ilgileniriz. Bizim iki tane davamız var, ortağım karısına bıçakla saldıran başka bir kocaya müdahale ettiği için yaralandı, davası sürüyor. Bir defa da komisyondaydım yer ihtarı verdik, biri “Bunu yaparsan seni öldürürüm” dedi. Bunun üzerine dava açtık, o dava da hala sürüyor. Bu tür tehditler alıyoruz.

Hep karamsar konulardan konuştuk güzel hissettiğiniz bir anınız yok mu?

(Gülüşmeler) Kısmeti çıkanlar oluyor. Oğluna kız arayanlar oluyor. (Ortağını göstererek) Çok güzel yemekler yapıyor, balık kızartmasından dolmasına her yemeği yapabiliyor biz de afiyetle yiyoruz. 8 -10 kadın sofraya birlikte oturuyoruz. O anın mutluluğu paha biçilmez.

Pazardaki kadınlar problemlerini nasıl çözüyor?

Oluyor tabii problemlerimiz. Yaşayacağız da, bu çok normal bir şey. Yerini beğenmeyenler oluyor. Kurallarımız var mesela, bir erkek tezgahımızda satış yapamaz. Komisyonumuz var, gidip uyarılarda bulunuyoruz “Sorunu devam ettirirsen yerini feshederiz” diyoruz, “Bu kuraldır bu kuralı çiğneyemezsiniz diyoruz” buna hakkımız var.  Şu ana kadar belediye zabıtalarıyla yapıyorduk sorunların çözümlerini fakat belediyeyle yaşadığımız sorun bu duruma da yansıdı tabii. 

Belediye ile uzlaşmayı denemediniz mi? Bildiğim kadarıyla Bağlar Belediye Başkanı da bir kadın.

Şöyle anlatayım, biz yaşadığımız problemlere rağmen bir hafta önceki dernek açılışına kendilerini davet ettik. Davetiyesini de bizzat ben götürdüm. Gelmediler. Davetiyesinin üzerine ismini yazmadığımız için gelmediğini söylediler. Ben ne anlarım dernek işinden, ilk defa bir dernek kuruyorum. Bu işi bilmiyorum belki ama o da kadın da beni anlamalıydı. Dediğim gibi gelmediler. Belediyeden  de kimse yoktu dernek açılışında. 7 Mart’ta pazarın başında göründü, elinde karanfil ve fotoğrafçılarıyla. İstemedik gelmelerini, samimi gelmedi açıkçası. Kendi reklamları için gelmelerini istemiyoruz. Pazarda çalışan da derneği açan da aynı kadınlar bunu da söyledik kendilerine. Sinirlendi elinde çiçekleri tezgahlara bırakırken ‘’Benim sayemde buradasınız, benim sayemde ekmek yiyorsunuz‘’ dedi. Açıkçası erkek zihniyetiyle mücadele ederken bir kadın tarafından buna maruz kalmak kırdı bizi. Her kesim için söylüyorum sadece başkan için değil.  Bizi sadece 8 Mart’ta ve 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü’nde hatırlamalarını istemiyoruz. Bu kadar sıkıntı çekerken gelip sormuyorlarsa destek olmuyorlarsa bizi böyle günlerde hatırlayıp kendi reklamlarını yapmasınlar. Mesela 8 Martta Amedspor futbolcuları geldi dedim ‘’Niye geldiniz? bugün kendi reklamınızı yapamazsınız.’’ Biz yılın 365 günü sokaktayız tek bir gün gelmesinler.

Pazarda çalışan bir kadının günü nasıl geçiyor?  

Sabah 6’da uyanırız biz. Hale gitmiyoruz sipariş usulü çalışıyoruz.  Hale giden kadınlarımız da var. Eşyalarını alan tezgahını düzeltir, satışa başlar ta ki akşam 6’ya kadar. Eve gidişi, tezgahı toplaması yüklemesi derken saat 8’i bulur.

Ürünün tamamını satabiliyor musunuz?

Bizim ürünümüz hiçbir zaman bitmez. Bugün kalanı yarınki pazar yerine götürürüz. Bitene kadar böyle gider. Erkek pazarı gibi de değil. Bağlar gibi de değil Bağcılar. Bağlar’da halk 5 kilodan az almaz ama Bağcılar’da en fazla 2 kilo alınır.

Bağırıyor musunuz peki satarken?

(Gülüşmeler) Bağırıyoruz tabii, eskiden bağırmak yasaktı ama baktık bağırmak para ediyor, biz de bağırıyoruz artık. Yanındakinden daha ucuza satıyorsa bağırması hakkıdır.

Keşke hiç bu işe başlamasaydım da bu zorluklara maruz kalmasaydım dediğiniz oluyor mu?

Hastalıklarımı düşününce arada diyorum. Doğuştan kalp hastasıyım, ritim bozukluğu var, göğsümde kitle çıktı ama yoğunluğumdan hastaneye gidemiyorum. Fakat kadınları da yalnız bırakamam. Bırakmayı düşünüyordum ara ara ama bu erkek meselesi çıktığından beri biraz daha dayan diyorum kendi kendime. Direneceğiz. Diğer kadınlar da yanımızda olsunlar, erkekler de görsün bunu .

Hangi günler hangi noktalarda kuruyorsunuz pazarı?

Pazartesi: Zana Düğün Salonu, Otogarın orası

Salı: Evrim Alataş Caddesi, Newroz alanının orada

Çarşamba: Zümrüt Kent Camisi’nin sokağında

Perşembe: Kadın Doğum Hastanesi’nin arkasında

Cuma: Otogarın orada Kent marketin

Cumartesi: Jiyan Kapalı Semt Pazarı (erkek pazarının kurulmaya başladığı yerin yakınında ve aynı gün)

Pazar  da tatil günümüz.

Jiyan kapalı semt pazarında hiç  çalışan erkek yok mu ?

Orada da erkek yok geziciler dışında sabit dükkan işletenler var. Bu kadınlar hem fiziken hem de maddi olarak dışarı çıkamıyorlar. Terzi bir kadın var, giyim üzerine çalışan, ayakkabı satan kadın var. Haftanın altı günü o pazarda kalıyorlar. Bekçimiz de var. Cumartesi Newroz alanının orada erkekler de pazar kuruyor. İlk ay çok kötüydü de şimdi yeni yeni geri dönüşler olmaya başladı.

Neden erkek pazarcılar Bağcılar’da diretiyor?

Çünkü Bağcılar yeni bir yerleşim yeri. Bugün o kadar kazancı yok ama ileride çok değer kazanacak. Gelip bize bana ver tezgahını sana ayda 2500 tl vereyim diyen oldu. Erkekler arasında birbirlerine alıp satanlar oluyor kiralayanlar oluyor. Bizde böyle bir şey yok. Şehir bu tarafa kayıyor, Bağlar’ın nüfusu da buraya kayıyor. Buranın da değerleneceğini bildikleri için bizi çıkarmak istiyorlar.

Çalışan kadınların hepsi Bağlar’da mı ikamet ediyor ?

Bağlarda ikamet etme şartı vardı işe alımlarda. Ben listeyi incelediğimde bir iki tane Kayapınar, Huzurevleri’nden vard,ı geri kalanı Bağlar’da ikamet eden kadınlar. Bizim için hiç fark etmiyor gerçekten çalışmaya ihtiyacı olsun kafi.

Projeyle istihdam edildiğinizi söylemiştiniz. Proje devam ediyor mu yoksa kendiniz bağımsız mı yapıyorsunuz?

Proje devam ediyor ama malum sorunlardan onlarsız devam ediyor.  Şu an pazarımız sahipsiz. Bir de 2018’de erkeklerle aynı yerde çalışma gibi şeyler konuşuldu. Bizim için erkek kadın fark etmiyor ama adil ve eşit imkanlarda olacaksak. Bağlar’ın belli yerlerinde kapalı pazar kurulması planlanıyormuş. Bize sembolik birkaç yer vermelerini istemiyoruz, dediğim gibi adil şartlarda olsun. 600 tezgah varsa en azından 200 tezgahı bize versinler. Kapalı olmasını destekliyoruz, çünkü hem sokaklar kirlenmemiş olur hem de düzenli olur.  Onlar da sayınız 100’ü geçmesin diyorlar 1000 kişilik yerde.

Tavuk satan, yufka yapıp satan, yumurta satan kadınlarımız var. Mevsimine göre satıyoruz. Çünkü bir dolabımız yok, jeneratörümüz yok. Erkek pazarında yaz kış her şey satılıyor. Hedeflerimizden biri de buzdolabı alıp satış zenginliği oluşturmak.

Geçmiş dönemde sokağa çıkma yasakları sizi etkiledi mi?

Tabii ki. İşten çıkarılanlar oldu. Gelip kilolarca ürün alan müşterilerimiz parasızlıktan ilk defa gelip borçla ürün aldılar. Alım düştü. Şu an biraz daha toparladık şimdi bizi etkileyen savaş değil erkekler. (gülüşmeler)

Emekçi bir kadın olarak diğer kadınlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bence ekonomik özgürlük çok önemli. En azından söz sahibi oluyorsunuz. Hepimiz ev geçindiriyoruz. 50-60 yaşında bir kadın ayakta duruyorsa bu çok kıymetlidir, kendini ezdirmeyecektir. Öyle de görüyoruz. Bence her kadın çalışmalı, kendi ayakları üzerinde durmalı ama kendi gücünü de aşmamalıdır. Pazarcılık hakikaten zor bir iş. Kadınları sınıf, din, dil gözetmeksizin birbirleriyle dayanışmaya çağırıyoruz. Birbirlerine tutunsunlar. Birbirlerine güç versinler. Biz birlikte varız ve güçlüyüz.

Erkeğin baskısını sokakta evde  zaten yaşıyoruz bir de pazarda baskı yapmaya başladılar. Bizim kadınlarımızın yanına gelip; “Az kaldı, gideceksiniz.” deyip psikolojik baskı kuruyorlar.

Bizim reklama ihtiyacımız var. Desteğe ihtiyacımız var. Tüm kadınlarla omuz omuza olmaya ihtiyacımız var.