Kuran’dan Notlar – Cehennem Azabı Sonsuz Değildir (I)

“Yusuf dedi: “Bugün size bir ayıplama ve azarlama yoktur. Allah, sizi, mağfiretiyle bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.” Yusuf Suresi, 92. ayet

Kuran’da cennet ve cehennemi tartışırken insanların haklı olarak aklına takılan bir soru var. Allah madem ki yaratırken kulun cehennemlik olduğunu biliyordu. Kulunu ilelebet cehenneme atacağını bile bile niye yarattı? Böyle işkenceci bir tanrı olur mu? Bu işkence Allah’ın adaletine sığar mı?

Kuran’da cehennem azabı için sık sık ‘halidine fiha ebede’, yani ‘sonsuza kadar’ ifadesi geçtiği için Müslüman birey bu haklı soruya yanıt vermekte güçlük geçer. Böyle olunca da artık kırk yıllık dinsizler değil, bizim kendi çocuklarımız da böyle saçma bir cehennemi kabul edemedikleri için dinden uzaklaşmaya başlıyorlar.

Benim iddiam şu ki cehennem sonsuz değildir. ‘Halidine fihe ebede’ ifadesi de zamansal sonsuzluğu anlatmaz ve edebi bir deyimdir. Cehennem azabının zorluğunu anlatmak için kullanılan bir deyim. Size ağır bir yanlış yapmış dostunuza “sonsuza kadar seninle konuşmayacağım” demek gibi bir deyimdir bu. Kastınız dostunuzla sonsuza kadar konuşmamak değildir. Sadece yaptığı işin affedilemez olduğunu vurgulamak istemişsinizdir.

O halde Kuran’da cehennem azabını bir mantığa oturtmak ve onu Allah’ın adaletiyle ve merhametiyle bir şekilde bağdaştırmak zorundayız. Bunu yaparken de Kuran’a anlam dayatarak değil, Kuran’ı sorgulayarak ve onun kendi derdini bize anlatmasını sağlayarak, yani gerçek anlamda bir tefsir yaparak Kuran’da cehennemin ne olduğunu ortaya çıkarmak zorundayız.

Sonuç cümlemi baştan söyleyeyim: Kuran’da cehennem kişinin yanlışlarının cezasını çektiği ve fakat bununla beraber terbiye edilip eğitildiği ve cennete layık hale geldiği zorlu bir sürecin adıdır. Kişi Peygamber’e savaş açmış Ebu Cehil bile olsa cehennemde suçlarının cezasını çektikten ve cennete layık bir hale geldikten sonra cennetteki dostlar meclisine geçer ve Hazret-i Peygamber’in dostu olarak cennet sarayındaki yerini alır.

Şimdi yukarıdaki ayete bakalım. Ayet, Yusuf Suresinden ve bu sure de Hazret-i Peygamber’in Mekke kafirleriyle mücadelesinin temsil eder. Yani suredeki Yusuf, Hazret-i Peygmaber’i surede Yusuf’a ihanet eden kardeşleri ise Mekke müşriklerini temsil ederler.

Ayet bize ne diyor? Yusuf kardeşlerini affetmiştir. Ve kardeşlerini saraya, yanına almıştır, yani cennete. Ayetin söylediği şey budur. Tabi Yusuf kardeşlerini cennete almadan önce onlara ihanetinin cezasının da çektirmiş, bir yandan bu cezayı çektirirken onları geçmiş suçlarıyla yüzleşmeye mecbur bırakarak terbiye de etmiştir. Bu terbiyenin sonucunda da Yusuf’un kardeşleri bedevilikten çıkmış ve Mısır sarayında oturacak bir kemale ermişlerdir.

İşte bu sure Hazret-i Peygamber’in Mekke kafirleriyle mücadelesinin adı olduğu içindir ki sure Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi kafirlere ‘Yusuf’un kardeşleri’ muamelesi yapmaktadır. Yani bu sure demektedir ki, Ebu Cehil ve Ebu Leheb gibi kafirler bile aynı Yusuf’un kardeşleri gibi suçlarının cezasını çektikten ve terbiye olduktan sonra Mısır sarayında, yani cennette, Muhammed’in yanına oturacak ve onunla beraber keyfedecektir. Bu surenin ve bu ayetin verdiği mesaj budur. Ve Kuran’daki tüm cehennem ayetleri bu mantığa göre yeniden düşünülmek zorundadır.

Zaten Kuran’a göre cehennemin ebedi olmadığını düşünmeye zorlayacak bir başka ayet var.  Ayet şöyle:

“26 – Yer üzerinde bulunan her şey fânidir. 27 – Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü baki kalacaktır.” Rahman Suresi

Bu ayeti edebi bir biçimde değil de düz bir kafayla okuyacaksak şunu dememiz gerekir: Allah’ın yüzü hariç her ne varsa helak olacaktır. Yani yeryüzü de, gökyüzü de, cennet ve cehennem de… Ama o halde Allah’ın elleri ve ayakları da helak olmak zorundadır, zira ayet Allah’ın yüzü hariç her şey helak olacak diyor.

Haliyle bu ayeti düz bir kafayla okursak saçma bir sonuca varırız. Yani onu edebiyatıyla okumamız gerekir, mecazı ve istiaresiyle…

Burada ‘yüz’ bir deyimdir. Ve bu deyimin gerçek anlamını bulmak için kafamızdan herhangi bir şey uydurmaya gerek yoktur. Yapmamız gereken sadece Kuran’a şunu sormaktır: Ey Kuran sen ‘yüz’ kelimesini nasıl bir mecaz olarak kullanıyorsun?

Yine Yusuf Suresinde geçen aşağıdaki ayet bize yüzün deyimsel anlamını açıklar. Ayet şöyle:

“Yusuf’u öldürün, ya da bir yere atın ki, babanızın ‘yüz’ü size kalsın, sonra yine salih bir kavim olursunuz.” Yusuf Suresi, 9. ayet

Bu ayette ‘yüz’ ne anlama geliyor diye sorarsanız açıktır ki buradaki yüz Yakup’un oğullarına duyduğu sevgi, ilgi, merhamet şefkatin mecazıdır. Eğer Kuran’da yüz kelimesi bu anlamda kullanılıyorsa o halde “Allah’ın yüzü hariç her şey helak olacak” demek Allah’ın sevgisi, ilgisi, merhameti, şefkati dışında her şey helak olacak demektir ki, bu anlama göre cennet asla helak olmaz, ama cehennem olur. Çünkü cehennemde Allah’ın ‘yüz’ü yoktur.

Yani “Allah’ın yüzü hariç her şey helak olacak” cümlesi tüm insanlık için bir müjdedir. Ne kadar sıkıntılı olursanız olun, cehennemin dibine de yerleşmiş olursanız olun, yine de Allah’tan ümit kesmeyin, çünkü eninde sonunda bu sıkıntılar geçecek, tüm bunlar fani, bu işlerin sonunda sadece Allah’ın yüzü, yani onun size sevgisi baki kalacak, ümitli olun demektir bu ayet. Yoksa Allah’ın elleri ayakları da helak olacak anlamına gelmez bu ayet.

Haliyle, eğer bu ayetleri doğru yorumladıysak, Kuran’a göre cehennem azabı sonsuzdur diyen bütün müfessirlerimiz bu konuyu yanlış anlamış demektir.

Bir de eğer en cehennemlik insanlarla bile onlar suçlarının cezasını çektikten ve terbiye olduktan sonra eninde sonunda cennet bahçelerinde dost olacaksak, o halde düşmanlarımızla ilişkimizi de gözden geçirmemiz gerekir. Haksızlıklara karşı yine kavga vermek zorundayız, fakat düşmanlarımızı da Allah’ın yarattığının bilincinde olarak onlara özsel bir kin ve hınç beslemememiz gerekir. Onları da Allah’ın yarattığını ve severek yarattığını bilerek onlara şefkatle yaklaşmak mükellefiyetindeyiz.

Kuran’da cehennem azabının sonsuz olmadığını ve cehennemliklerin eninde sonunda cennete gireceğini anlatan başka pasajlar da var. Bir sonraki yazıda bu konuya devam edelim.


* Öne çıkan görsel şuradan alıntıdır: https://www.oceansbridge.com/shop/artists/e/edelfelt-albert/joseph-and-his-brother

1 Response

  1. Çetin Yıldırım dedi ki:

    Meryem 70.
    Zaten Cehennemde sürekli kalmayı[*] kimin hak ettiğini iyi biliriz”
    [*]Sıliyya = صِلِيًّا’nın kök anlamı sürekliliktir.Namaza salat denmesi sürekli yapılması gereken ibadet olmasından dolayıdır. (Lisan’ul-arab)

    Maide 72……………..Kim Allah’a ortak oluşturursa Allah ona cenneti yasak (haram) eder. Onun gideceği yer cehennemdir. Yanlış yapanın yardımcısı olmaz.”
    Maide 37 O ateşten çıkmak isteyecekler ama çıkamayacaklardır. Onların hak ettiği kalıcı bir azaptır.

    Ahir kelam….. Allah isterse Şeytanı Cennetine alır mı? Ol demesi , dilemesi yeter. Peki ALLAH bunu diler mi? Haşa…Çünkü ALLAH ADİLDİR…
    Ali İmran 7….Sana Kitabı indiren odur. Ondan bir kısım ayetler muhkemdir ki bunlar Kitabın anası (temeli) dir. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar sırf fitne aramak (ötekini berikini sapdırmak) ve (kendi arzularına göre) onun te’viline yeltenmek için onun müteşabih olanına tabi olurlar. Halbuki onun te’vilini Allahdan başkası bilmez, ilimde yüksek payeye erenler ise: Biz Ona inandık. Hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bunları) salim akıllardan başkası iyice düşünmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir