Farplas direnişinde onlar en önde: “Hakkımı almadan asla bırakmam diyenlerin çoğu kadın”

Bahar Gök’ün 26 Ocak eyleminde ve öncesinde Farplas’ta direnen kadın işçilerle yaptığı konuşmalarından derlediği ve Kadın İşçi‘de yayımlanan yazısını iktibas ederek ilginize sunuyoruz. 


Farplas’ta dün yaka paça gözaltına alınan işçilerin önemli bir bölümü kadındı. Onlar işten atılan arkadaşlarının geri alınmasını ve sendikanın taleplerinin yerine getirilmesini istiyorlardı. Fabrikada kadınlara yönelik mobbingin, baskının yanı sıra ücret ayrımcılığı da var. Patronların kadınlardan utanmadan destek istediklerini belirten bir kadın işçi “Çünkü bu fabrikayı ayakta tutanın kadınlar olduğunu biliyorlar” diyor. Arkadaşımız Bahar, eylemde ve daha öncesinde kadın işçilerle konuştu.

BAHAR GÖK

30  Ocak Pazar gününü pazartesiye bağlayan gece, Gebze’de bir süredir suların durulmadığı Farplas fabrikasında işten atılan arkadaşlarının geri alınması ve sendikal taleplerinin yerine getirilmesi için fabrikaya kapanan işçiler, gece boyunca eylem yaptılar. Eyleme polisin saldırması üzerine kaçan işçilerden bazıları çatıya çıkarak, aşağıya atlarız, dediler. Buna rağmen içlerinde sendika temsilcilerinin de bulunduğu 200 işçiyi yaka paça ters kelepçeyle gözaltına alan polis, pek çok kişinin yaralanmasına sebep oldu. Bir işçinin bacağı kırıldı, bir işçinin kolunda çatlaklar oluştu. Tüm işçilerin yüzlerinde sıyrıklar, berelenmeler var. Kimin ne kadar zarar gördüğünü tespit etmek güç görünüyor. Gün boyu sol siyasi partilerden, bağımsız sendikalardan, emek örgütlerinden insanlar fabrika önüne gelerek Farplas işçileriyle dayanışma sergilediler. Gözaltına alınan 200 işçi sorguları yapıldıktan sonra serbest bırakıldı. İşçiler haklarını elde edinceye kadar direneceklerini söylüyorlar. Aralarında çok sayıda genç kadın işçi de bulunuyor.

Esasen 50 yılı aşkın süredir otomotiv yan sanayiinde üretim yapan Farplas fabrikası iki haftadan bu yana iş durduran işçilerin fabrika içerisindeki eylemleriyle gündeme geliyor. Toyota, Hyundai, Mercedes, Renault, Tofaş, Ford gibi otomobil piyasasını belirleyen markalara iş yapan Farplas, Gebze TAYSAD’da açtığı beşinci fabrikadan hemen sonra, TOGG’un projelerinin de bir kısmını aldığını açıklamıştı. Otomotiv yan sanayiinde Türkiye’nin en büyükleri listesinde yer almasıyla övünen firma, işçilerin hak gaspı ve sendika düşmanlığında da ilk sıralarda yer alır aslında. Yıllar içerisinde birkaç defa sendikal örgütlenme teşebbüsü sonucunda işten atılan ve mağdur edilen işçilerin yaşadıklarından, anlattıklarından biliriz biz Farplas’ı.

Sendikal mücadeleye önderlik edenlerin tazminatsız işten atılmasının ardından insanca yaşam için talep edilen ücretlerin verildiği, çalışma koşullarının görece iyileştirildiği fabrikada, elde edinilen kazanımlar patronun bahşettiği haklar olarak reklam edilmişti daha çok. Ancak işçiler olarak bizler çok iyi biliriz ki asgari ücretin bir tık fazlası olan ücretler ve sosyal haklar tek bir işçiye dahi kendiliğinden verilmez. Bedeli muhakkak ödenmiştir.

Petro-Kimya alanında üretim yapan fabrikada 2008’de de, işçilerin ücret artışı ve insanca çalışma koşulları için Petrol-İş Sendikası’nda örgütlenme çalışması yaptığına tanıklık ettik. Çalışmaya öncülük eden işçilerin atıldığı bu sürecin sonunda Farplas patronu daha önce de birkaç kez deneyimlediği sendikal mücadelenin bir gün kazanımla sonuçlanacağından emin olarak sektör değişikliğine gitmişti. Kendi güdümüne alabileceği sendikaların olduğunu bildiği metal sektöründe faaliyet yürüttüğüne dair düzenlemeler yaparak TM sendikasını getirmeye çalışmıştı. Aynı zamanda da Farplas’a bağlı alt işveren sistemi kurarak çalışanları kendi taşeronlarına dağıtmıştı.

Hak gaspında ve sendika düşmanlığında da ilk sıralarda

Sendika korkusunu her daim hisseden patron, vardiya amirleri, takım liderleri ve idari yöneticilere verdiği talimatlarla, işçilerin üzerindeki baskının dozunu kademe kademe artırarak sıkıyönetim uygulamaya başlamıştı. İşçilerin birbirleriyle temas etmemesini sağlamak amacıyla enjeksiyon makinelerinin çevrim sürelerini düşürmek, lavaboya gitmelerini engellemek, idari yöneticilere iletilen sorunlara kayıtsız kalmak/görmezden gelmek, aşağılamak, değersizleştirmek gibi pek çok uygulama emek sömürüsünün biçimleri elbette. Ama bu fabrikada-işçilerin anlatımlarından yola çıkarak-özel olarak iki işçinin yan yana gelmesini engellemek adına işçilerin haysiyeti hedef alınarak yapılıyor.

İnsanca çalışma koşullarının olmadığı fabrikada, işçilerin yıllardır biriktirdiği öfke 2022 maaşlarına yapılan trajikomik zam oranlarının açıklanmasıyla açığa çıktı. Her ayın 20’sinde avans ödemesi yapılan işçiler, hesaplarına yatan ücretlere baktıklarında, bunun asgari ücret sınırına çekildiğini görüp “Artık Yeter” dedi. Zaten ücret zamları ve diğer sorunlarla ilgili karşılarında muhatap bulamayan kadın işçiler, gece vardiyasında makinaları kapatarak iş durdurdular ve günlerdir devam eden eylemleri/direnişleri yürütmeye başladılar. Makinaları kapatıp iş bırakma eyleminin fitilini ateşleyen kadınlara 26 Ocak günü fabrika önünde yaptıkları eylemde ulaşarak neler yaşadıklarını onlardan dinledik.

“Biz işe yaradığımız kadardık onlar için.”

Yedi yıldır T2 fabrikasında enjeksiyon operatörü olarak çalışan Hümeyra kankası Tuğba ile birlikte makineyi ilk kapatanlardan. Tuğba da dokuz yıldır çalışıyor. Takım liderlerinin işçilere mobbing uyguladığını, şikayet etmelerine rağmen hiçbir sonuç alamadıklarını anlatıyorlar döne döne. 7/24 kameralardan izlendiklerini, bir şey sormak için birkaç saniyeliğine yanlarına bir arkadaşları geldiğinde takım liderlerinin anında biterek onları uyarmasından rahatsızlık duymuşlar sürekli. Sıkıyönetim kurallarıyla çalıştırılırken yaşadıklarını “Seri gelen parçalara sıfır hatayla işlem yapmak zorundayız, hata olduğu zaman hemen tutanak tutuyorlar. Ama bu serilikte hata yapmamak mümkün değil. Eğitimlerde, makineniz durduğunda makinenin temizliğini yapacaksınız deniyor ama makine durduğunda hemen başka bir yere verilip orada çalıştırılıyoruz. Periyodik bakımlarda bile böyle. Tuvalete gitmek istediğimizde eleman yok deyip göndermemeye çalışıyorlar. Özel günlerimizde de aynı şekilde davranıyorlar. Arkadaşlarımızla birbirimizi idare ediyoruz o zaman da gelip ‘Niye gönderdin?’ diye soruyorlar” sözleriyle anlatıyorlar bir çırpıda. 

“Kaza riski yüksek makineyi getirdiler.”

Biriken birçok şey olduğunu söyleyen kankaların o son gün, işe yeni giren bir işçiyle aralarında 50-100 liralık fark olduğunu öğrenmeleri ikisi için de bardağı taşıran son damla olmuş. Bazı arkadaşlarına ise hiç zam yapılmadığını duyunca yanlarına iki arkadaşlarını daha alarak herkese iş bırakacaklarını ve nedenlerini anlatmışlar. Bazı işçiler önce çekinmiş, bazıları yanlarında yer almış. Amirler ise makina kapatanların kişisel nedenlerle hareket ettiğini söyleyerek diğer işçilere engel olmaya çalışmış. “Ama hepimizin derdi aynıydı, kişisel bir şey değildi, herkes de bunun farkındaydı.” sözleriyle anlatıyor Tuğba ve Hümeyra işçilerin yıllardır beklediği o çıkışı yapmış, o ilk adımı kendilerinin atmış olmasının haklı gururunu yaşayarak. Her fırsatta, kadın çalışanlar bizim için çok önemli mesajı verme heveslisi olan fabrikada takım liderliği için seçilen kişilerin, yöneticilere yakın kişilerden seçildiğini anlatıyorlar. Hümeyra’nın takım lideri olabilmek için her şeyi onaylanmış, hiçbir engeli yokmuş ancak son dakika başka birinin seçildiğini öğrenmiş. Seçilen kişinin makina aralarında boş boş gezen ama yalakalığıyla bilinen biri olduğunun yazılmasını istiyor özel olarak. İzin almak istediklerinde ‘Rapor alın, belge getirin.’ cevaplarıyla çok sık karşılaştıklarını anlatan Tuğba ise “Diyelim ki rahatsızım işe gitmedim, arayıp ‘Ne zaman işbaşı yapacaksın?’ diye soruyorlar. Geçmiş olsun gibi bir şey yok. Uyanamadım mesela, nasıl belgeleyeceğim, yatakta fotoğrafımı mı çekip göndereceğim? İş kurallarına uymamız gerektiği söyleniyor, amirler yöneticiler uymuyorlar. Bizim üzerimizde uyguluyorlar sadece. Küçük kazalarda bizi biraz dinlendirip sonra işbaşı yaptırıyorlar. Mesela bizim kasa bölümünde forkliftler vardı. Onları kaldırıp Picker getirdiler. Onu da kimse doğru düzgün kullanamıyor henüz. Bir de kaza riski daha yüksek bir makina. Hiç kimse kabul etmedi ama işveren buna karar verdi ve uygulattı. Fabrikada kullanılan kasalar demirden. Pickerla üst üste iki kasanın taşınması yasak. Ama Picker kullanan operatör kaldırmaya çalıştı ve devirdi. Handan adında bir arkadaşımızın, arada masa olmasa üstüne devrilecekti ve hayatını kaybedecekti. Kadının psikolojisi bozuldu, kendine gelemedi bir süre. O operatöre hiç bir şey yapılmadığı gibi kazanın üstü örtüldü. Bunlar için iş yürüyorsa tamamdır, biz işe yaradığımız kadarız o kadarını söyleyeyim.” diyor öfkeyle.

“Mesai 14 saate uzuyor.”

37 yaşındaki Mehtap dört buçuk yıldır çalışıyormuş Farplas’ta. Enjeksiyon operatörü olarak ilk günden beri asgari ücretle tek başına iki çocuğunu okutmaya çalışıyor. Devamsızlık yapmadığı halde devamsızlık pirimi alamamış hiç. Sebebini sorduğunda, amirlerinden “Mesaiye gelmediğin için hak etmiyorsun.” cevabını alınca morali çok bozulmuş. “Geçen seneki asgari ücret hesabıyla iki buçuk saatlik mesaimiz 50 liraya denk geliyordu. Kalırsan her gün mesai var zaten. Günde 12 saat ama bir saat gelirken, bir saat giderken 14 saate çıkmış oluyor. Eve gidip duş alıp yatıyorsun. Evde çocuklar var ilgilenmen gereken, nasıl kalayım mesaiye?” diye soruyor. Buna rağmen ihtiyacının fazla olduğunu bildikleri işçileri olabildiğince sıkıştırdıklarını anlatıyor. Sıkıştırılanların çoğunluğunun yine kadınlar olduğunu da eklemeden geçmiyor. “Görünürde kadınlar hep ön planda tutuluyor ama içerden baktığınız zaman en çok kadınlar eziliyor. Mesela bir tane Set-Up’çı bir arkadaşımız vardı, rahatsızlandı belli bir süre işe gelemedi. İşe geldiğinde onu tekrar aynı pozisyonda çalıştırmadılar. Ama onu set-up’a getirdiklerinde bütün gazetelere çıkardılar. Gösterişte bu gibi şeyler. Yıllardır zam alamayanlardan biriyim. Bu yıl da alamadım. Müdürüm ‘Yıl sonunda bana zamla ilgili hatırlatırsın, sistemsel bir problem var.’ demişti. Hatırlatmama rağmen zam alamadım. Sadece ben değil birçok arkadaşımız zam alamadı. Bu da bardağı taşıran son damlaydı bizim için.” diyor.

Eylemler başladıktan sonra Farplas CEO’sunun kendilerine kimsenin çıkartılmayacağı yönlü sözler verdiğini de anlatan Mehtap, tüm işçilerin bir haftalığına idari izne çıkartıldığını söylüyor. Bugüne kadar kendilerine kullandırılan bütün izinler ücretsizken ya da yıllık izinlerinden düşürülürken bu kez ücretli izne çıkarılmalarının manidar olduğuna dikkat çekiyor. “Bu hafta Cuma’ya kadar idari izindesiniz, dendi. Bugün iznimin üçüncü günü. Kartlarımızı denedik basmıyor. İşyerine giriş yapamıyoruz. Kartlarımız okunmadığına göre biz de çıkarıldık.” diyerek ücretli izne çıkarılmalarının altında yatan sebebi, kendilerini işten çıkarmak için zaman kazanma hamlesi olarak değerlendiriyor. Zaten bekledikleri bir şey olduğunun da altını çizen Mehtap, 150’yi aşkın işçinin, hala idari izinde oldukları halde işten çıkarıldığını söylüyor. Fabrika yönetiminin haksız ve hukuksuz uygulamalara devam edeceğini bildiklerinden, dayanışmanın öneminden bahsediyor.

“Ne yaşadığımı anlatsam kimse anlamaz.”

Dokuz yıldır Farplas’ta çalışan Derya nasıl çıkarıldıklarından ziyade, çıkarılmalarının ardından Farplas patronunun yaptığı usulsüzlükleri anlatıyor. Farplas’ın kendi bünyesinde beyaz yaka ve üst amirleri tuttuğu için ana firmaya dokunmadığına değiniyor. Sendika üyesi oldukları andan itibaren ise işçilerin bağlı olduğu alt firmaları kapatıp yeni kurulan firmalara geçiş yaptırıldığını ve bunun da boş kağıtlara imza attırılarak yapıldığını anlatıyor. İmza atmayanların işten çıkartılma tehdidiyle ikna edilmesinin yanı sıra, fabrika içerisinde halen daha çalıştırılan yaklaşık 20 kişinin daha yoğun baskılara maruz kaldığını söylüyor. “Siz de göze batmayın, sizin de başınız sıkıntıya girmesin, ayrı oturun, kimseyle muhatap olmayın, telefonlarla konuşmayın.” gibi uyarılarla işçilerin sendikadan istifa ettirilmeye çalışıldığını duymaya başlamışlar. “Üretim yarıdan fazla düşmüş durumda. İçerde her şeyi anlık yapmaya başladılar. Vardiya listesini bile bir gün öncesinde asmaya başlamışlar. Normalde birkaç gün önceden asılırdı. İçerde kaç kişi çalışıyor, hangi makineler çalışıyor, hangi firmaların işleri yapılıyor bunları öğrenmememiz için uğraşıyorlar.” Çalışırken psikolojik olarak çok yıpratıldıklarına değinen Derya, yaşadıklarının tüm fabrikalarda yaşandığını biliyor bilmesine ancak Farplas’ta daha çok yaşandığına emin olduğunu söylüyor. “Dokuz yıldır ne yaşadığımı anlatsam kimse anlamaz. Yani içerde yaşadığım farklı durumları, kendimi kötü hissettiren şeyleri…” sözleriyle kadın işçilerin maruz bırakıldığı koşulları anlatmaya çalışıyor. Hala sendika üyesi olmayan çalışma arkadaşlarına ise şu cümlelerle sesleniyor: “Şu anda içerde, maaşlarda güzel iyileştirmeler yapıldı ama benim tanıdığım Farplas, TİS masasına oturmazsa, ortalık sakinleştiği zaman bu olaydan dolayı içerde kimseyi bırakmayacak. Kendini güçlü hissettiği zaman işçileri çıkartacak, yerine başka işçileri alacak. CEO kimse çıkarılmayacak diye söz verdi, bir hafta geçmeden işten atıldık. Ben bugün içerde olsam, geçtim sendikayı, atılmış 150 arkadaşım için direnmeye devam ederdim.”

Bir buçuk yıldır Farplas’ta çalışan Betül, takım lideri. Farklı zamanlardı T1, T2 ve son olarak T3’te çalışmış. Enjeksiyon operatörü olarak çalışırken amirlerin üslubuyla çok sıkıntı yaşamış, TK olarak çalışmaya başladığında da aynı sıkıntılar devam etmiş, tartışmalar da haliyle. Diğer çalışanların aynı sorunları yaşadığına çok kez şahit olmuş. Eleman kayırmanın çok fazla olmasından dolayı, senelerdir çalışıp emeğinin karşılığını zaten alamayan işçilerin bir de ego savaşlarında yıpratılmasına karşı ses yükseltmiş Betül. Çünkü en çok maruz kalanların kadınlar olduğunu görmüş. Bu nedenle de ilk ayaklananların ve en çok dik duranların kadınlar olduğunu düşünüyor haklı olarak. “Hakkımı almadan asla bırakmam diyenlerin çoğu kadın. Çünkü Farplas’ın övündüğü tek nokta ‘Biz kadınlara çok değer veriyoruz, kadınları sürekli bir yerlere getirmeye çalışıyoruz.’ deniyor ama aslında dışardan böyle. İçerisi tam tersi ve kadınların çoğu ego savaşıyla uğraşıyor içeride. Prim almam lazım diyen amirler, bir makinenin başına geçip elemanı izliyor. Elemanın, parçayı hızlı yaptığını gördükten sonra çevrim süreleriyle oynuyor. Bu sefer insanlar çok ağır şekilde çalışmış oluyorlar. Çay ve yemek molası dışında mola kullanamayan çalışanlar makineden iki dakika ayrılırlarsa tutanak tutuluyor, ekmekleriyle oynanıyor. Sırf bu ego yüzünden oluyor.” sözleriyle anlatıyor işçilerin nefes nefese çalıştırılmalarını. Bundan iki ay önce işçilerin isimlerini bilmeyen müdürler, kendileri sendika üyesi olduktan ve işten atıldıktan sonra, üretim içerisinde daha fazla dolaşarak çalışanların halini hatırını sormaya başlamışlar. Sadece yaptıkları iş için önemli olduğunu her fırsatta hissettirdikleri işçilerin yıllardır talep ettiği hakların bugün verilmesinin, yürüttükleri direnişin sonucu olduğunun bilinmesini istiyor. Son 10 sene içerisinde ciddi büyüme göstermiş olan Farplas, 2021 cirosunu 270 milyon dolar olarak açıklarken, işçilere, bu zamana kadar verdiği hiçbir sözü tutmamış. Zaten işçilerin bu sebeple, iş bıraktıkları gün fabrika önünde kendilerine söz veren CEO’ya inanmayıp sendikayı tercih ettiğini anlatıyor. İşten atıldıkları gün de görmüşler zaten. Otel odalarında sendikadan istifa ettirilmeye çalışılan, izne çıkartılan, istifa etmedikleri için Kod 49 ile işten atılan işçilere yapılan zorbalıkları değerlendiren Betül, bir yandan da Farplas’ın itibar kaygısına düştüğünü belirtiyor. Güçlü şirket imajını yerle bir eden işçi eylemlerinin devam etmesinin, yöneticiler ve patron tarafından korkuyla izlendiğini gördüklerini anlatıyor. “Köklerinin sarsılmasından çok korkuyorlar. Korkmakta haklılar çünkü bu işin buraya gelmesindeki tek sebep onlar” derken, özellikle kadın işçilerden destek beklediğini söylüyor. “Çünkü Farplas’ı ayakta tutanlar kadın işçiler. İçerde çok ince işler, erkeklerin yapamadığı bir sürü iş var. Bunları kadınlar yapıyor ve senelerdir kadınların üstünden ayakta duran bir firma. Bizler gazetelerde ve kamuoyunda ne kadar fazla yer bulursak, haklarımızın nasıl sömürüldüğü daha fazla görülür.” diyor son olarak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.