EMEĞİMİZ VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ İÇİN İŞÇİ-EMEKÇİ MİTİNGi

24 Eylül Cuma günü, büyük İşçi-Emekçi Mitingine çağrı yapmak için çok sayıda işçi, emekçi, sendika, emek örgütü ve siyasi parti bir araya geldi. Çağrıda “Emeğimiz için, ekmeğimiz için, özgürlüğümüz için, geleceğimiz için 24 Ekim Pazar günü saat 15.00’da Kartal Meydanı’ndayız” denildi.

Özellikle pandemi boyunca yürütülen emek düşmanı, sermaye dostu politikaların ifşa edildiği çağrıda, emek, ekmek, özgürlük ve gelecek için işçilerin kürsüsünde buluşma mesajı verildi. Kod 29 zulmünden, taşeron çalışma koşullarına, iş yerlerindeki tacizlerden, artık kronikleşen işsizlik problemine, işsizlik ve gelecek kaygısı dolayısıyla her geçen gün daha çok görmeye başladığımız intiharlardan haksız hukuksuz bir şekilde gerçekleştirilen KHK’lara kadar emekçilerin gündemindeki çok sayıda soruna yer verildi. İktidarın ise güvencesizlik ve yoksullukla etkin bir biçimde mücadele etmek şöyle dursun, karşısına çıkan her fırsatta işçi ve emekçiler üzerindeki baskıyı daha da arttırdığına, “işçiler geleceksizliğe itilirken sarmeye sahiplerinin karlarına kar kattığına” değinildi. Çözümün ise ancak birlikte topyekün işçi mücadelesi ile mümkün olduğu kaydedildi.

24 Ekim’de Kartal’da gerçekleşecek olan büyük “Emeğimiz ve Özgürlüğümüz İçin İşçi-Emekçi Mitingine” emekçinin ve işçinin tarafında olan tüm dostlarımızı bekliyoruz!

 

Mitingte yükseltilecek olan talepler şunlar:

  • Madde 25/2 (Kod 29) Kaldırılsın!
  • Herkese İş ve Gelir Güvencesi Sağlansın!
  • Taşeron Çalışmak Yasaklansın!
  • İş Yerlerinde Taciz, Baskı, Mobbing Son Bulsun!
  • KHK’lar İptal Edilsin!
  • Sendikal Örgütlenmenin Önündeki Engeller Kaldırılsın!

 

Katılımcı kurumlar ise şu şekilde: 4. Vardiya İşçi Dayanışması, Alba Plastik Direnişleri, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Bakırköy Belediye Direnişçileri, Bayrampaşa Belediye Direnişçileri, Birleşik İşçi Kurultayı, Carrefoursa Direnişçisi, Dev-Tekstil İş, Devrimci Parti, Devrimci Turizm İşçileri Sendikası Marmara Bölge Şubesi, Dostluk ve Kültür Derneği, Emek ve Adalet Platformu, Ekmek ve Onur, Emeğin Gücü Derneği, Emekçi Hareket Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Kent İşçi Derneği, İnşaat-Sen, İstanbul KHK’lılar Platformu, İşçi Hareketi Koordinasyonu, İşçi Kadın Meclisleri, İşçi Temsilcileri Konseyi, İşçinin Kendi Partisi, Kaldıraç, Kırmızı Gazete, Mağaza Market-Sen, Mücadele Birliği, Proleter Devrimci Duruş, Sinbo Direnişçisi, SML Etiket Direnişçisi, SODAP, Sosyalist Kadın Hareketi, TEHİS, Tekstil İş-Sen, TOMİS, Tur Assist Direnişçisi.

 

Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!

 

Deklarasyon metni şu şekildeydi:


 

EMEĞİMİZ VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ İÇİN
İŞÇİ-EMEKÇİ MİTİNGİ

 

Milyonlarca işçi ve emekçi pandemi sürecinde giderek daha da yoksullaştı, işsiz kaldı ve güvencesiz çalışmaya itildi. AKP-MHP iktidarı pandemi döneminde sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda bir dizi saldırıyı devreye soktu. İşçi ve emekçiler geleceksizliğe itilirken sermaye sahipleri bu dönemde kârlarına kâr kattı.

 

“İşten atmak yasaklandı” dendi, pandemi sürecinde milyonlarca kişi ya ücretsiz izne çıkarıldı ya da Madde 25/2 ile (Kod 29) işten atıldı. Pandemi sürecinde Kod 29’la işten atılanların oranı %70 arttı. 15 Temmuz sonrasında nasıl ki yüz binlerce kamu emekçisi haksız ve hukuksuz bir şekilde KHK’larla işten atılıp fişlenip tüm hakları elinden alındıysa Kod 29 saldırısıyla da aynısı, pandemi sürecinde binlerce işçi ve emekçiye yapıldı. Kod 29’a karşı yükselen mücadeleyle “Kod 29’u kaldırdık” demek zorunda kaldılar. Ancak farklı kodlar vererek Madde 25/2’yle işten atmalar devam etti. İşten atma yasağının bitmesiyle pek çok iş yerinde toplu işten atmalar başladı. TÜİK işsizlik oranlarının düştüğünü iddia ederken gerçekte işsizlik oranı üç yılda 11 puan arttı.

 

Yeterli denetim yapılmadığı, önlem alınmadığı için başta inşaat sektöründe olmak üzere iş cinayetleri hız kesmeden devam etti. İşsizlik ve gelecek kaygısı sebebiyle intiharlar arttı. Gelecek kaygısı yaşayan kesimlerin başında gelen gençler; işsizlik, iş olduğunda da düşük ücretler dayatmasıyla boğuştu. Diğer yandan EYT’lilerin yaşadığı hak gaspları pandemi sürecinde devam etti.

 

İş yerlerinde çalışma koşulları her geçen gün kötüleşirken en basit korona önlemleri dahi alınmadı. Diğer yandan yükselen enflasyon karşısında ücretler eridi. Temel tüketim maddelerine, faturalara, ev kiralarına gelen zamlar karşısında düşük ücretler dayatıldı. Ücretsiz izin gibi uygulamalarla güvencesiz çalışma, genel çalışma biçimi haline getirildi. Belirli süreli iş sözleşmesi ve İŞKUR üzerinden işe alımlar arttı. “Kamuda çalışan taşeron işçilere kadro müjdesi” diyerek sözde kadroya alınan işçilerin hakları gasp edildi, düşük ücretlerle yaşamaya mahkûm edildi.

 

Bir yandan “mülteci” düşmanlığı kışkırtılırken diğer yandan “mülteci” işçiler asgari ücretin de altında ücretlerle, güvencesiz çalışmaya zorlandı. Türkiyeli işçilere kölece çalışma koşullarını kabul ettirmek için patronların elinde silaha dönüşen mülteci işçiler en ağır sömürü koşullarına maruz kaldı. Kapitalistler Türkiye’den yurtdışına götürdükleri işçilere de aynı koşulları dayattı. Ücretleri başta olmak üzere tüm haklarını gasp etti. Kısacası taşeron ve güvencesiz çalışma biçimleri arttı.

 

Ayrıca pandeminin en ağır faturası kadın işçi ve emekçilere kesildi. Pandemi sürecinde ev içi yükleri artan kadınlar işyerlerinde de en fazla hak gasbına uğrayan kesim oldu. İlk olarak kapının önüne yine kadın işçiler konuldu. Diğer yandan işyerlerinde kadın işçilere yönelik taciz, mobbing, şiddet gibi olaylar da pandemi sürecinde arttı. Kadınlar bu tarz uygulamalarla yıldırılmaya ve ağır çalışma koşullarını kabul etmeye zorlandı.

 

Pandemi sürecinde artan hak gaspları karşısında sendikalaşma eğilimi artış gösterdi. Ancak anayasal bir hak olan sendikalı olma hakkı pek çok iş yerinde engellendi. Buna rağmen işçiler “sendikalı olma hakkına” dört elle sarılmaya devam ediyor.

 

Sermaye iktidarı pandemi sürecinde saldırılarını artırırken bu saldırılara direnenler de var. Kod 29’a, keyfi işten atmalara, hak gasplarına, sendikal faaliyetin engellenmesine, kölece çalışma koşullarına, kadın işçilere yönelik tacize-mobbinge karşı pek çok yerde işçiler direnişte. Sinbo, SML, Bakırköy, Bayrampaşa ve Şişli Belediyeleri, Tur Assist, Alba Plastik, Bel Karper, AdkoTurk, Xiaomi Salcomp, Kentpar, CarrefourSa, Baldur, Uzel, Rönesans Holding, Tanzim Market, A101, Kayı İnşaat işçileri ve daha birçok işçi direniş ve mücadele bayrağını yükseltiyor.

 

Emeğimiz için, ekmeğimiz için, özgürlüğümüz için, geleceğimiz için 24 Ekim Pazar günü saat 15.00’da Kartal Meydanı’ndayız.


İşçilerin kürsüsünü kuracağımız mitingimize tüm işçi ve emekçileri, emekten yana olan tüm kurumları, sendikaları ve işçi örgütlerini davet ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.