Görüş Kabininde Bir Belediye Başkanı

Geçtiğimiz çarşamba günü (21 Ekim) Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’i tutuklu bulunduğu Sincan Yüksek Güvenlikli Ceza ve İnfaz Kurumunda ziyaret ettim. Ayhan Bilgen, Emek ve Adalet Platformu olarak bizlere yürüyüşümüzün başından itibaren hem destek veren hem de fikirleri ve pratikleri ile sözümüzün kamusallaşmasında önemli yeri olan biridir. 90’lardan günümüze İslam ve sol meselelerinde önemli söylemler ve pratikler ortaya koymuştur. HDP milletvekilliği, Demokratik İslam Kongreleri ve son olarak Kars Belediye başkanlığı sürecinde toplumsal barış ve adalet arayışı için ortaya koydukları ise hepimizin malumu. Ve ne yazık ki bu arayışlar ülkemizde devlet aygıtı tarafından sürekli cezalandırmaya tabi tutulmaktadır.

Ziyaret amacıyla İstanbul’dan yola çıktığımda ise devletin yargı dışı cezalandırma araçlarından bir diğeri daha beni karşıladı. İstanbul’dan uçak ile geçtiğim Ankara’da cezaevine ulaşmam havalimanı servisi ve 3 ayrı minibüs ile 2 buçuk saati buldu. Mesleğim ve ceza avukatlığını öğrenme serüvenim boyunca Türkiye’nin 10 farkı ilinde cezaevlerinde görüşlere girdim. Görüşe gittiğimizde yakınını görmeye çalışan ailelerin halini gördükçe okulda öğrendiğimiz Suçta ve Cezada Şahsilik ilkesi salt kanunlarda kalan bir ilke halini alır. Devlet cezaevlerini şehirlerin en ücra yerlerinde kurarak tutukluyu ailesi/yakını ile tekrardan cezalandırmaktadır.

Cezaevine her girişte göz taraması sonrası insan büyüklüğünde turnikeler giriş izni verir ve söyle bir ses karşılar sizi, “kimliğiniz tanımlanmıştır…”. Bu sefer kimliğime dair sorgulamalar eşliğinde girdiğim cezaevi görüş kısmında yeni bir kısıtlama ile daha karşılaştım. Avukatların açık görüş odaları pandemi şartlarına uygun hale getirilmiş olmasına rağmen beni kapalı görüş odalarına yönlendirdiler. Kapalı görüş kabinleri mahpusla aranızda kalın bir camın bulunduğu ve mahpusla telefon üzerinden konuştuğumuz kabinler.

Ayhan Bilgen ile ancak bu yolla muhabbet edebildim. Ayhan Bilgen dışarıdaki dostlara çokça selam etti. Muhabbet başlatmak amacıyla nasılsınız sorusunu sormak herhalde en çok burada zorlaşıyor. Sonrasında ikimizin de bu zorluğu fark ettiği bir halde karşılıklı muhabbete başladık. Tek kişilik bir koğuşta tutuluyor Ayhan Bilgen. Havalandırmaya da tek başına çıkarılıyor. Diğer HDP’li tutuklulara da aynı muameleyi uyguluyorlar. Haksız bir şekilde tutuldukları cezaevinde bir de cezaevi yönetiminin keyfi uygulamalarına maruz bırakılıyorlar. Tutukluluklarının yanında tecrite de maruz bırakılıyorlar. Ancak Ayhan Bilgen’in bu durumlardan şikâyeti yoktu. Tek şikâyeti kitap sınırlaması. Cezaevi yönetimi keyfi bir şekilde haftada iki kitap sınırlandırması getirmiş durumda.

Ben bu ziyarette kendisiyle platform adına yapmak istediğimiz röportaj sorularımızı da yanımda getirmiştim. İnfaz memurları aracılığıyla ilettiğim evrakların kendisine ulaşıp ulaşmayacağı ise meçhul.

Aslen cezaevindeki bir dostumuz, abimizi görmek, yanındayız demek amacıyla gerçekleştirdiğimiz ziyaretimizde fazlaca gündemden, tutuklanma sebeplerinden, siyasi konulardan konuşmadık. Ancak kendisine yapılan operasyonun Kars Belediyesi’ne kayyum atamak için mazeret uydurmak amacıyla yapıldığını tekrar vurguladı. Tutuklama kararı ile kayyumun belediyeyi işgali arasındaki süre ise bu durumun hakikatini ortaya koymaktadır. Yine gözaltına alındığı an kendisi yaptığı açıklamalarla bunu beyan etmişti zaten.

Keyfi soruşturmalar, gözaltı ve tutuklama işlemleri, polisin kötü muameleleri ülkedeki hak ve adalet arayıcılarının sürekli karşılaştıkları bir kötülük. Yürütme, kendi sözü karşısında hak ve adalet çağrısında bulunan, kendi sözünden farklı bir siyaset güden herkesi hürriyeti ile tehdit ederek yıldırmaya çalışmaktadır. Ayhan Bilgen’in tutukluluğu da bu sistematik kötülüğün bir devamı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.