İslam ve Sınıf

Geçtiğimiz Mayıs ayında sessiz sedasız yayınlanan ama uzun süren bir çalışmanın sonucu olan “İslam ve Sınıf” kitabı hakkında yapılacak bir tanıtım öncelikle bizim internet sitemizde olmalıydı. Çünkü Doç. Dr. Şennur Özdemir (1) tarafından kaleme alınan bu eser bizim takip ettiğimiz izleri takip ederek oluşmuştur. Kitap, tarihi, tarihi olduğu kadar da güncel meseleleri felsefi arka planını da tartışarak okuyucuya sunmaktadır. İslam iktisadı, Türkiye’de Müslüman burjuvazi, İslami Sol eserin anahtar kelimeleri olarak görülebilir.

Ülkemizde İslam ile kapitalizm ve sol düşüncenin ilişkisi her dönem popüler bir gündem olagelmiştir. Ancak bu gündem köşe yazılarının ve dergi makalelerinin dışında sayılı akademik çalışmanın konusu olabilmiştir. Özellikle de sosyalizm ve İslam dendiğinde bahsi edilebilecek hadiseler ve kimseler çokken, bu meseleyi teorik bir çerçeveyle ele alan çalışma iki elin parmaklarını geçmeyecek derecede azdır. Topçu, Kıvılcımlı, Meriç, Eliaçık ile başlayıp biraz da Şeriati, Garaudy’den bahsedip rahatlıkla kapatabileceğimiz bir konudur İslami sol. “İslam ve Sınıf” adlı bu çalışma sınırlı tartışmaları aşma gayesindedir.

Önden belirtmek gerekirse kapak tercihinde verilen mesaj ile kitabın içeriği ilişkisizdir. Anti-kapitalist Müslümanların bir eyleminden çekilen fotoğraf, bize politika ve iktisat eksenli bir okuma yapacağımızı söylemektedir. Oysaki Özdemir bu sınırları aşar ve konu etrafında farklı alanlara temas eder; din sosyolojisi, dinler tarihi, modernleşme tarihi, kelam, tefsir, hadis, siyaset bilimi, İslam iktisadı vd. Bu özelliğiyle sınırları belirsizleşen bu çalışma bazı tespitleriyle sert eleştirilere maruz kalabilir. Yazarın pozisyonu İslamcı alanın dışındadır. Bu nedenle de İslami kamuoyunun asırlık tartışmalarına dair tespitler doyurucu olmadığı veya eksik kaldığı gerekçesiyle genellemeci ve kestirmeci olarak görülebilir. Örneğin yazar sıklıkla Sünni geleneğin biat kültürü ürettiğine vurgu yapar. Güney komşularımızın Sünni örgütlerce alt üst edildiği bir dönemde tartışılması gereken bir belirlemedir. Ancak bu bir avantaj olarak da değerlendirilebilir. İslamcıların pozisyonlarına dair aşırı özgüvenli yorumları kendi durumlarına dair sağlıklı analiz yapmalarını engellemektedir. Bu nedenle dinselliğe dışarıdan bakabilen bir sosyoloğun sunacağı katkılar görmezden gelinmemelidir. Fakat bir sosyoloğun anlatısını dinler tarihi ve modernleşme tarihine bağlı kılması onu zaman zaman bir tarihçiden farksız kılabilmektedir.
Kitap üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Osmanlı’nın iktisadi görüşleri ve İslam’ın kapitalizmle uzlaşmayacağı tezi işlenmektedir. Yazara göre ideal İslami düzende servetin tüm topluma yayılması hedeflenmektedir. “Önümüzde duran soru şudur: Bu uyuşmazlıklara rağmen ne oldu da sadece teknik açıdan değil ama kültürel boyutlarıyla da Müslümanların kapitalizme gönüllü biçimde eklemlenmesi ihtiyacı hissedildi.” (s. 147) Buradan ikinci bölümün başlığı çıkmaktadır. Bu bölümde Türk İslami kesimlerinin kapitalizme uyumlulaşma süreci ve yolları ele alınmaktadır. Ancak burada yazarın sadece MÜSİAD’ı ele aldığı görülmektedir. Sıklıkla da Erol Yarar’a atıf yapılmaktadır. Oysaki mevcut ilişki ağına dâhil pek çok sermaye grubu ve bağımsız sermayedar da bulunmaktadır. Bu açıdan kitabın ikinci bölümü bir MÜSİAD incelemesi olarak da değerlendirilebilir.

Şennur hoca ilk iki bölümde alt başlıklarda kitabın ana tezini işlemektedir. Yakın tarihe kadar İslam toplumlarında ve Türkiye’de belirgin bir sosyal sınıflaşma görülmemekteydi. Ancak son 30-40 yılda ülkemizde ve İslami camiada sınıfsal ayrışma keskinleşmektedir. Sonuç olarak İslami camia içerisinde sınıfsal bir kamplaşma hem örgütsel hem de düşünsel düzlemde gerçekleşecektir. Son bölümde de cihadın yeni halleri işlenmektedir. Geleneksel eşitlikçi düzen yıkılmış Müslüman zenginler kapitalizm cephesinde saf almışlardır yazara göre. Dolayısıyla buna bir tepki olarak Sol İslamcılığın türemesi an meselesidir. Bu bölümün son başlıklarında Emek Adalet Platformu gönüllüleri ile yapılan mülakatların analizi, İhsan Eliaçık ve Has Parti hakkında değerlendirmelere yer verilmektedir. Buradan yola çıkarak da Sünni İslam’ın sınıf sorunu ile yüz yüze geldiği iddia edilmektedir.

Şennur Özdemir eseriyle kapitalist Müslümanlarla anti-kapitalist Müslümanlar arasındaki düellonun resmini çekmektedir. Fakat bu resim çerçevelenmeden önce son duruma göre yeniden dikkatle incelenmelidir. Örneğin kitabın her yerinde sıklıkla atıf yapılan İhsan Eliaçık değerli bir şahsiyet olmakla birlikte acaba Sünni İslam’ın içinde midir artık? İslami kamuoyu içindeki etkisi mi fazladır yoksa Sol kamuoyu içinde mi? Ha keza yer yer adı geçen Eren Erdem’in ulusalcılarca daha çok sevildiği, bir nevi Ayşe Sucu pozisyonunda olduğu saklanabilir mi? 2012 1 Mayıs’ında renkli ve etkili bir kortejle alana çıkan Anti-kapitalist Müslümanların bugün ki politik gücü zayıflamıştır. Parti programında her ne kadar neo-liberalizm eleştirisi olsa da Ak Parti geçişindeki kitlesellik göz önüne alındığında gerçekten de Has Parti’nin anti-kapitalist bir cephe olduğu söylenebilir mi? Kitleselleşme hedefinde olmayan ve entelektüel bir çevre görünümü sergileyen Emek ve Adalet Platformu Sünni İslam’ın sınıfsal cephesi için zayıf değil midir? Ve Bugün İhsan Eliaçık ile Emek ve Adalet Platformu’nu aynı cephede değerlendirmek mümkün müdür? Özetle yazarın tezi için kullandığı grup ve kimseler sahiden bir cephe oluşturabilecek potansiyele sahip midir? Hak-İş Başkanının bile sorunsuzca Ak Parti milletvekili olabildiği bir dönemde İslami camiada sınıfsal bir restleşmenin imkânı söz konusu olabilir mi?

“İslam ve Sınıf” 2009-2013 arasında İslam, kapitalizm, sınıf ve sosyalizm başlıklarında süren tartışmaları felsefi ve sosyolojik bir gözle inceleme iddiasına sahiptir. Bu yönüyle de gelecek yıllarda temel kaynaklar içinde yer alacak niteliğe sahiptir. Yine de İslami sol meselesini her ayrıntısı ile ele alabilmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Şennur Özdemir bu girişimiyle zor olanı yapmış, tartışmanın günlük yazılarda tüketilmesine alternatif olarak akademiyi sahaya davet etmiştir.

Notlar:

(1) 1967 Sinop doğumlu olan Şennur Özdemir hoca Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Çalışma Ekonomisi alanında öğretim üyesidir. Aynı alandan lisans mezunu olmuş, lisansüstü eğitimini ise sosyoloji alanında yapmıştır. İslam ekonomisi, Türkiye’de İslami sermaye, İslami sol temel çalışma alanlarıdır. Hocamızı daha önce bir kere İstanbul Emek ve Adalet Platformu bürosunda ve Ankara Mazlum-Der’de ağırlamış dinleme fırsatını edinmiştik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.