Kuran’dan Notlar – Yunus: Psikolojik Bir Dönüşüm Hikayesi

“140. Hani Yunus bir vakit dolu gemiye kaç(ıp sığın)mıştı. 141. Kur’a çekişmişti de (gemiden) kaydırılanlardan olmuştu. 142. Derken (denize atıldı ve) kendisini balık yuttu. Pişmandı. 143. Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, 144. muhakkak diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. 145. Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık, 146. Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik. 147. Ve onu (Yunus’u) yüzbin insana peygamber olarak gönderdik ve hatta artıyorlardı. 148. O zaman iman ettiler de onları bir zamana kadar yararlandırdık.” Saffat Süresi (Elmalılı Hamdi Yazır Mealinden)

Bir bir etimoloji çözümlemesi yapmayacağım. Merak edenler bu pasajdaki kelimelerin etimolojisini İsfehani’nin Müfredat’ı ve John Penrice’ın Kuran Sözlüğü’nden tarayıp pasajı benim gibi yeniden inşa etmeye çalışsınlar. Pasaj hem yukarıdaki gibi bir mitolojik hikaye anlatıyor. Hem de bu mitolojinin derininde her çağda insanın yaşayabildiği bir psikolojik dönüşüm hikayesini anlatıyor. Tevriyeli çeviri şöyle:

“140-148. Hani Yunus sahibinden kaçan köle gibi Allah’tan kaçmış ve (Tanrı’ya karşı) öfke dolu bir ruhi sürece girmişti. (Sonra bu öfkeden dolayı ruhu) zayıf düştü. Ve (Tanrı’ya karşı öfkeyle geliştirdiği) düşünceleri sanki ayağı sürçermiş gibi çelişkiye düştü ve düşünsel tutarlılığı bozuldu. İşte bu aldanış onun yolunu kapadı (ve doğru yola girmesine engel oldu). Sürekli küfrediyordu. Eğer denizde yüzen bir adamın çaba gösterdiği gibi çaba göstermemiş olsaydı yeniden diriliş gününe kadar bu durumun içinden çıkamazdı. Biz de onu değersiz bir adamı gözden çıkarır gibi korunaksız bir konuma düşürdük. Ve delirdi. Sonra onun için yaşayan bir düşünce geleneğini ağaç gibi bitirdik. Ve Yunus’u yüzbin insana peygamber olarak gönderdik….”

Etimolojisi taranacak kelimeler: ebeka, fulk, şehene, seheme, dehada, hut, arae, sebeha, katane, şecere

Batı uygarlığının Tanrı’yı öldürüşünün hikayesini, Tanrı’yı bırakıp sonra ona geri dönen pek çok hatırı sayılır entelektüelin hikayesini Yunus’un bu ruhsal dönüşüm macerası eşliğinde berrak bir biçimde okuyabiliyoruz.

Ve yine bu pasaj peygamber felsefesini gözden geçirmemizi gerekli kılıyor. Zira bu örnekte olduğu gibi bir Peygamber hayatının bir döneminde Allah’a küfürler savurarak Allah’tan kaçabiliyormuş.    Ve bu tevriyeli haliyle pasaj, yüzeydeki mitolojisi ve derindeki psikolojisiyle, Shakespeare’in bile eşini getiremeyeceği bir edebi mucizedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir