Tüketilemeyen Siyaset ve Bitmeyen Has Parti Projesi

Hala “büyük siyaset” yapmayı bir gösteri alanına dahiliyet olarak gören çok fazla figür var. Siyasal hayatımız ise siyaseti bir gösteri alanı zanneden ve başarısız olup isimleri unutulan figürlerle dolu. Yaşanan “büyük” hayal kırıklıklarını anlatmaya hatıratların kifayetsiz kalacağını söylemeye gerek yok. “Büyük siyaset”e müşteri olan bu “önemli” insanlar giriştikleri şeyin yetersizliğini sahici bir örgütlenme zarureti ile karşılaştıklarında ya da sisteme direnç gösterebilecekleri bir asabiyeleri olmadığını fark ettiklerinde anlıyorlar. Gösteri heyecanları başlarından aşağı dökülen bir kova soğuk su ile ortadan kalkıyor. Bu kısa yazıda bu gibi şeylerden, alternatif siyasetin olmazsa olmazlarından ve temennimden bahsedeceğim.

Gösteri başlamadan önce kulaklarına fısıldanan şöyle şeyler oluyor:

“Bütün seyirciler sizi bekliyor abiler-ablalar, herkes salona ne zaman gireceksiniz, naranız ve sözünüz ne kadar heybetli olacak diye merakla sahneye odaklanmış durumda. Rahat olun abiler-ablalar, seyirci sizi alkışlamak için çok sabırsızlanıyor. Siz sesinizi temizleyin, konuşmanızı hazır edin, elbisenizi düzeltin, olacak olan olacak, rahat olun abiler-ablalar. Biz her şeyi sizin için düşündük. Beraberce dikiş tutacağız inşallah.”

Seyircilerin kendilerini çok seveceklerine emindir herkes. Oldu da gösteri beğenilmedi diyelim, usluca kenara çekilip eski işlerine devam edebileceklerdir. Günün sonunda kaybedecekleri pek de bir şey yoktur. Üstelik, belki kazanacaklardır.

Bu kendileri için maliyetsiz, kazan-kazan prensibiyle çalışan sözleşmeyi ve vaadi duyan müstakbel başrol oyuncuları sahneye koşarlar. Aceleleri de vardır. Yıllardır dışa vurmak istedikleri ama bir türlü sergileyemedikleri süper ötesi fikirlerini, cesaretlerini, karizmalarını ortaya koyabileceklerdir. O kadar derdine yandıkları haklı davaları için bir söz söyleyeceklerdir. Hem kendileri hem de halkın ihtiyaçları karşılanacaktır. Herkes bu muhtelif zamanlarda isimlerini duydukları kahramanların ne kadar önemli insanlar olduklarını konuşacaktır. Zira konuşulmaları da gerekir nihayetinde. Herkes heyecanlıdır, artık bir siyasi aktör olacaklardır ve merkeze koşacaklardır. Merkez sabırsızlıkla onları beklemektedir. Herkes arzuludur, sesleri temizdir ve kirlenmemiştir henüz. Elbiseleri temizdir, sözleri ise heybetli. Seyircilerin kendilerini çok seveceklerine emindir herkes. Oldu da gösteri beğenilmedi diyelim, usluca kenara çekilip eski işlerine devam edebileceklerdir. Günün sonunda kaybedecekleri pek de bir şey yoktur. Üstelik, belki kazanacaklardır.

Bu karikatür kıvamında anlattıklarım, özellikle hakim siyasi figür olan Erdoğan’ı siyaseten yenmek için yola çıkanların farkına varamadığı bazı eksiklikleri, olmazsa olmaz siyasi koşulları ve iş tutuş biçimlerini dikkate almadan hedeflenen mutlu sona erişilemeyeceğini anlatmak içindi. Siyaset her ne kadar pek kestirilemese de bir oranda matematiği olan bir iştir. Bazı temel dinamikleri gerektirir. Şimdi biraz daha açmaya çalışayım.

Türedi denebilecek muhaliflerin en görünür özelliği, işlerinden önce sözlerinin gelişidir. Sahada pek görülmemişlerdir. Mesela kimse onları bu işlere başlamazdan evvel gecekondu mahallelerinden, kahve köşelerinden, fabrika önlerinden, işçi grevlerinden haberlere pek düşmeyen mitinglerden ve buluşmalardan bilmez ama biraz internet taraması yapanlar ya da AKP siyasetindeki etkin figürlerle konuşanlar, Erdoğan’ın henüz büyük bir siyasi aktör olmadan önce izbe kahve köşelerinde muhatabı 10 kişi bile olsa propaganda için gezinmelerini bilir. En azından siyasi hareketine dahil olan önemli failler bu gibi şahitliklerle motive olmaya devam ediyordur.

Türedi muhalifliğin halkı güçlendirmek için herhangi bir iştigali de açılım gayreti de pek görünmez. Bu gibi muhaliflerin genellikle maddi sorunları yoktur. İşçi mahallelerine, fabrikalara, gecekondu semtlerine pek uğramamışlardır. Seçkin ve sabit mekanların insanıdırlar. Yürüdüklerinde, izleyenler unvanlarını, titrlerini felan rahatlıkla kestirebilirler. Sözlerinde ise samimiyetten çok didaktik bir tını vardır. Hülasa halkçılık olarak özetlenebilecek siyaset, icra eden için bazı maliyetler taşıyan bir iştigal olduğundan bedenlerine pek uymaz.

“Siyasi partileri halk kurar, birileri ise tabelayı asarlar.” Bazı şeyler için uygun zamanın ve zeminin, en mühimi de iradenin beklenmesi gerekir. Devrimci bir durum oluşmadan devrim yapmaya çalıştığınızda biriken pozitif enerjiyi heba eder ve vebal alırsınız. Bundan sebep dikkatli ve özenli olmak sorumluluk sahibi herkese vaciptir.

Gürültüyle başlayan her siyasi iştigalin görmesi ve dikkate alması gereken bir diğer mesele de örgütlenme kabiliyetidir. Örgütlenme öyle bazı yetkililer atayarak hemencecik halledilebilecek bir iş kesinlikle değildir. Mesai harcamak, ilmek ilmek uğraşarak kadro oluşturmak, işbirliği halinde birlikte hareket edebilmek, güven, özveri ve uyum gibi değerleri her gün yeniden ve yeniden üretip harlamak gerekir. Yer yer mali sorunlarla, yer yer kamu otoritesinin engel ve tacizi ile karşılaşmak mukadderdir. Yani asla bir çırpıda olmaz. Bir dünya uğraşı vermek durumunda kalırsınız.

Son bir değişken vardır ki bence en önemlisi de budur. “Siyasi partileri halk kurar, birileri ise tabelayı asarlar.” Bazı şeyler için uygun zamanın ve zeminin, en mühimi de iradenin beklenmesi gerekir. Devrimci bir durum oluşmadan devrim yapmaya çalıştığınızda biriken pozitif enerjiyi heba eder ve vebal alırsınız. Bundan sebep dikkatli ve özenli olmak sorumluluk sahibi herkese vaciptir. Halktan yükselen hoşnutsuzlukları anlamak, halkı güçlendirmek, halkla birlikte saf tutmak ve tabelayı asacak iradeyi tabandan örgütlemek gerekir, en azından.

Siyasal iktidarın giderek ceberrutlaştığı son 6-7 yılda siyasal alana dahil olmak için koşarak gelen, AKP tasallutunu kırmak için heveslenen İslamcı muhaliflerde ne organizasyon yeteneğini ne sahici anlamda bir halkçılığı ne de siyasi sorumluluk duygusunu yeteri kadar göremedik. Haliyle havalı girişlerle başlayan birçok girişimin saman alevi gibi sönmek durumunda kaldığına beraberce şahit olduk. Kendimi ve yakın çevremi de katarak yaptığım bu eleştiriye rağmen hala bir umut olarak teşekkül etmiş olan ve “Has Parti Projesi” olarak adlandırılabilecek alternatif siyasetin miadının henüz dolmadığını düşünüyorum. Bence hala canlanmayı ve hayata geçirilmeyi beklemektedir.

Alternatif siyasi zemin ihtiyacı bir miktar tüketilmiş olsa da henüz tasfiye edilememiştir ve hala devasa bir ihtiyaç olarak durmaktadır. Gösteriye kendileri için dahil olanlar ise günün sonunda geldikleri gibi gidecekler ve belki tüketmeye çalıştıklarıyla hatırlanacaklar. Ancak bize bitmemiş meselemizi hatırlatmalarıyla, bir işin nasıl yapılmaması gerektiğini göstermeleriyle bir miktar anlamlı bir hatıra bırakabilirler.

Sürçü lisan ettiysem affola.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir