Asım Öz: “Bir İstikamet Sorunu Var”

Asım Öz ile Fatih’teki büromuzda buluştuk. Dünya Bülteni’ndeki yazısına genel olarak sadık kalmaya çalışarak İslamcılık serüvenini ve handikaplarını, toplumsal gerekçelerini de irdelemek suretiyle anlatmaya çalıştı. Mesele üzerine birçok metin ve tartışma olması nedeniyle çok yönlü bir konuşma oldu.

Bütün konuşulanları kapsamlı şekilde özetlemek gerek Asım Hoca’nın sepetindekilerin hayli yüklü olması gerek de bu anlamda yapılabilecek eleştiri kapılarının çokluğu nedeniyle hayli çaplı araştırmaları ve okumaları zaruri kıldığı için sadece ana başlıkları aktarmaya çalışacağız.

Öncelikle Asım Hoca bizce, fazlasıyla ihtiraslı tutumların kendine yer bulduğu bu kavramsal tartışma alanını piyasadaki birçok kişiden çok daha iyi bir şekilde aktardı.

Son dönem İslamcılık tartışmalarında es geçilen, kenarda kalan sözlerden, örneğin Sakarya’da yapılan konferanstan örnekler verdi. Bunun yanı sıra bu tartışmaların popüler yazarların üzerinden ilerlemesini eleştirdi. Bu söylemde ciddi katkıları olan birçok düşünürün son özellikle Star ve Yeni Şafak gibi gazetelerde genel olarak “istenilen” şeyleri söylemeye matuf kişilerce tartışılması ve ucu açık bir noktada sonlamasının ibretlik bir durum olduğuna değindi.

Bu bağlamda genel anlamda İslamcılık söyleminin seyrinde bir istikamet sorunu olduğundan ve “hafızasız”/atıfsız bir birikimle dünya kadar metnin yazılıp çizildiği, çok değil 2000 öncesindeki tartışmaların bile çok gerisinde bir seyir izlendiği konuşuldu. Konu hakkında 80′lerden beri çokça yayın çıkmış olsa da bunların toplumsal bir harekete dönüşemeyişi bu atıfsız “ilerleme” bağlamında Asım Hoca’nın şikayet ettiği noktalar arasındaydı.

Süreli yayınlarla görünür olan İslamcı düşüncelerin, gerek bölük pörçük kaldığı için gerek de meseleye hep “ilerlemeci”/”kalkınmacı” perspektiften bakıldığı için Milli Görüş Hareketi ve Büyük Doğu Hareketi üzerinden okunmaya mahkum kaldığını ve ayrıca bu durumun da toplumsal olarak esas itibarı ile makul bir zemini olduğunu açıklamaya çalıştı. Gerek İslamcılığın doğuş fikri gerek de tarihsel izlek içinde konjoktörel bağlamda bir çıkış ve karşı atak arayışı olması nedeniyle bu durumun normal olduğunu belirtti.

Bunun üzerine söz alan arkadaşlarımızla birlikte, dünyada İslamcı fikriyatın ülkemizdeki yaygınlığına nazaran, menbaı Türkiye olan yayınların niçin dünyanın diğer yerlerinde çok bilinmediğine cevap aradık. Bunca birikime rağmen paradigma dönüşümünün yaşanamayışının sebepleri üzerine konuştuk.  Buna imkan olarak, “ahlak” mefhumunun “kurtarıcı” niteliğini gündeme getirildi. Asım Hoca, bu kavram üzerinden değerlendirildiğinde “vaaz düzeyine” indirgenme tehlikesi olduğunu söyledi.

Asım Hoca’yla konuşmamızda, İslamcılığın neoliberalizme karşı söz söyleme imkanlarına da değindik. Büyük sözlerin, İslamî devlet ütopyasının sona erdiği bu yıllarda İslamcılığın imkânı nedir üzerine düşünmeye çalıştık. Ümit Aktaş’ın gündeme getirdiği Müslümanlar için paradigma değişimi arayışını hatırladık. “İslamcılık” veya Müslümanca düşünme konusunda bir iddia sahibi olan ya da aidiyet hisseden herkes, “sorumluluk” sahibi olmayı “ilerleme”ye ve “tahakküm”e yeğlemelidir diye düşünüyoruz.

Sohbetten kareler:

1 Response

  1. 16 Ekim 2012

    […] hiçbir şek koyamayacaklar.    Ayrıca Emek ve Adalet’in sitesinde şöyle notlar var:   http://www.emekveadalet.org/2012/10/12/asim-oz-ile-sohbetin-ardindan/ […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.