Adalet Sadece Parti Değildir; Parti Parti de Değildir!-Umur Talu

Devlet içinde paraleller mi var, yargı paralel midir bir tartışmadır gidiyor. Bu tartışmaya FB kulüb başkanı da katıldı, “yargı kararını tanımıyorum, bu siyasal bir davadır” dedi. O da tıpkı iktidar gibi bir meşruiyet sorunu açıyor. Fakat bu ülkede paralel, eşkenar, derin, sığ, bütün halleriyle devlet bazıları için devamlı adaletsizlik üretiyor. Roboski bunun son yıllardaki en başat örneği, Bakanın çocuğunun evinde lahmacun yenmesini, bacak bacak üstüne atılmasını suç olarak görenler, Roboski’de iki senedir türlü zulümlere maruz kalanlara üç maymunu oynuyorlar. Umur Talu tam da bunu anlatıyor.

http://www.haberturk.com/yazarlar/umur-talu/914093-adalet-sadece-parti-degildir-parti-parti-de-degildir

 

Adalet sadece parti değildir; parti parti de değildir!

20 Ocak 2014

 

Bu nasıl adalettir sorusunu her gün sordurmadan rahat etmiyorlar.

Başbakan “kendi yakınları”nın üzerine biraz gelinince, “darbe, çete, örgüt, casus, Haşhaşi” diye

demediğini koymadı; savcılar, HSYK, Emniyet altüst edildi.

Tamam.

****

Ama bu ne?

Onlar insan değil mi?

Onların çocukları, hem de bizatihi sizin sorumluluğ unuzdaki uçaklar tarafından, milletin vergileriyle

alınan bombalarla öldürülmedi mi?

Tamam, arada üzüntü neyin ifade ettiniz, ama sonuç ne?

Sivil mahkeme bir katliamın davasını üstelenemedi diye yargıyı mı dağıttınız? 

Askeri Mahkeme komutanları kusursuz buldu diye, Askeri Yargı’yı mı oynattınız?

Emri veren, uygulayan subayları oradan oraya mı tayin ettiniz?

***

Yetmedi mi?

Öldürüldüler.

Öldürüldükleriyle ve öylece dizildikleri yerde kaldılar.

Kusursuz bombardımanla bir de ruhları paramparça oldu.

Şimdi hanelerini basıyor, yaralı kurtulanı, hayat boyu kalbi yaralı kalacak olanları topluyor askerler.

Uludere’yi basıyorlar ki, Roboski’nin sadece çocukları değil, sesi, nefesi de ölsün!

*** 

Bombardımana takipsizlik kararı veren Askeri Yargı adeta, her an, her saniye, ölülerini de dirilerini

de takip edin fetvası da çıkarttı .

Sıvasız hanelerden, yoksul, aşağılanmış askerleri yüklüyorsunuz; kendileri gibi sıvasız hane

çocuklarının üzerine üzerine.

Az önce belki hakarete, küfre, aşağılamaya, korku ya, endişeye, hatta şiddete maruz kalmış yoksul

asker, kendisi gibi, hayata tutunmak yerine, asılı kalanlar karşısında devlet kadar büyük görüyor

muhtemelen kendini.

Oysa kusursuz adalet ve sorumsuz vicdan, onu da buluyor, seni de vuruyor.

En alttaki köylüleri vurup geçen bir kudret, en alttaki askerleri de ezip duruyor.

Sen onu düşmanın sanıyorsun… 

O seni düşmanı biliyor.

Bu işler böyle yürüyor.

***

Nasıl cephanelikte 25 askeri paramparça olmaya zorlayanlar serbest; derme çatma minibüsle 10 askeri Uludere uçurumuna yollayanlar sorumsuz ise, bombardımanda 34 köylüyü katledenler de işte aynı fasıldan kusursuz.

Ama kimini ona müstahak kimini sana zulüm sanıyorsan, işte ancak o şekilde sana da zulüm

mümkün oluyor.

Çünkü Adalet ya vardır ya yoktur. 

Orada olmayan adalet sana da tam çelmez; sen istersen onu başka bir şey zannet.

En acısı bu işte:

Başbakan Yardımcısı, “Bir bakan babanın oğlunun tutuklandığını sonradan öğrenmesi kadar acı bir

şey var mıdır” dedi …

Başbakan sık sık “Eve giren polislerin bacak bacak üstüne atmasını, lahmacun sipariş etmesini,

Savcının kibirli konuşmasını” zulüm saydı.

Zulüm nedir ağalar?

Zulüm sadece sana yapılan, sadece senin gördüğün, sadece senin irkildiğin değildir.

Zulüm, zulümdür.

Vuracaklarına, katledeceklerine, durmadan baskın vereceklerine aman köye gelip bacak bacak üstüne

atsınlar, bir de acılı lahmacun sipariş etsinler diye sabah akşam dua ettiren bir şeydir.

***

Kendi evlatlarınızı şöyle de böyle de olursa evlatlıktan reddetmek üzerine onca konuşma yerine …

Paramparça ölümlerin hep kanayan çocuklarını da birer evlat saymaktır adalet.

Adalet herkesin eşit biçimde hak ettiği bir duygudur, bir saygıdır önce.

Partinizden de çok çok önce!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.