Altı Yıldır Sonuçlanan İşçi Ölümü Davası Yok

‘Soma’ya nasıl gelindiğinin cevabı 2005 yılından sonra yaşanan iş cinayetleri üzerinden olduğu kadar ve belki de daha fazla ölümler sonrası açılan davalar incelenerek açığa çıkarılabilir. Mevzubahis davaların hepsinde meselenin bezdirici yargı süreçleriyle -bilirkişi heyetlerinin belirlenmesi, bu heyetlerin raporlama yapmasının beklenmesi gibi- malul olduğu ve mağdurların bezdirildiği görülebilir. Örneğin, 2011 Ostim-İvedik’te gerçekleşen ve 20 işçinin vefat ettiği patlamalar için açılan davada 20. duruşma gerçekleşmesine rağmen halen bilirkişi raporlarının geçerliliği tartışılmakta, yeni oluşturulması gereken bilirkişi heyetinin sadece makine mühendislerinden oluşmasına itiraz edilmekte, farklı disiplinlerden uzmanların heyete dahil edilmesi talep edilmektedir.

Aşağıda adı geçen vakıaların neredeyse tamamında devlet ve bakanlıklarca sorumluluğun çalışanlara ve şirketlere ihale edildiği görülebilir. Soma’da yaşanan katliam sonrası hükümet yetkililerden topluma aktarılmaya çalışılan ve toplumu ikna noktasında -maalesef- belli ölçüde başarılı olan ‘şirketin sorumluluğu’ temalı tezler göz önüne alındığında bu genel temayül de şaşırtıcı değildir. Aslında bu davalar önemsenmeyerek, savsaklanarak, hasır altı edilmeye çalışılarak Soma’ya giden yolun köşetaşları oldular ve sermayenin çıkarları için insan hayatına, emeğine dair aynı vurdumduymazlık sürdüğü sürece maalesef son da olmayacaklar. Bir kaç kişi ölürse belki haber bile olmuyor, sayı daha da artarsa haber değeri oluyor, mazlum sayısı yüzleri bulunca ölenler ‘şehit’ ilan edilip ‘ulusal yas’ ilan ediliyor. Peki geride kalan madencileri, taşeron işçileri yaşatabilecek miyiz?’

is cinayeti

http://www.bianet.org/bianet/insan-haklari/155788-alti-yildir-sonuclanan-isci-olumu-davasi-yok

Altı Yıldır Sonuçlanan İşçi Ölümü Davası Yok

Türkiye’de altı yıldan bu yana meydana gelen toplu işçi ölümlerine ilişkin hiçbir dava sonuçlanmadı. Zonguldak Karadon ve Kozlu, Afşin Elbistan Termik Santrali, Ostim İvedik gibi birçok davanın yargı süreçleri…

İstanbul – BİA Haber Merkezi

19 Mayıs 2014

Türkiye’de altı yıldan bu yana meydana gelen toplu işçi ölümlerine ilişkin hiçbir dava sonuçlanmadı. Bu konuda en önemli sorun soruşturma ve dava aşamalarında bilirkişi raporlarının hazırlanmasının oldukça uzun sürmesi olarak gösteriliyor.

Milliyet’ten Kemal Göktaş, “Adalet Arayan İşçi Aileleri” grubu tarafından hazırlanan “İş Cinayetleri Almanağı” kitabından Türkiye’nin yakın dönemde yaşadığı önemli iş kazalarında yargısal süreçleri derledi:

ZONGULDAK KARADON DAVASI: 17 Mayıs 2010’da Zonguldak’ın Gemik Beldesi’ndeki Karadon Müessese Müdürlüğü’ne ait maden ocağındaki grizu patlaması sonucu 30 işçi hayatını kaybetti. Başsavcılık, Müessese Müdürü, Yapı-Tek firması ortakları ve şantiye şefinin de aralarında olduğu 30 kişi hakkında “taksirle ölüme olmak” suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 4 yıldır devam eden dava bilirkişi raporlarındaki çelişkiler nedeniyle bir türlü bitirilemiyor. Davanın 12 Şubat 2014’de görülen son duruşmasında savcı, alınan 5 bilirkişi raporunun hüküm vermek için yeterli olmadığı gerekçesiyle yeni bir bilirkişi heyeti atanmasını istedi. Ancak mahkeme bu 6. raporu faciayla ilgili daha önce rapor hazırlayan bir heyete verdi. Bu raporda işçiler “gaz maskesi takmadıkları için ihmalkar davranmakla” suçlanıyordu. Raporda ayrıca ocaktaki gaz izleme sensörlerinin yanlış yerleştirilmesi ve gaz ölçümlerinin yapılmamasıyla ilgili olarak da hayatını kaybeden mühendisler sorumlu tutuldu.

AFŞİN ELBİSTAN TERMİK SANTRALİ DAVASI: Kahramanmaraş Elbistan’da 6 ve 9 Şubat 2011’de keydana gelen 2 ayrı göçükte 11 işçi hayatını kaybetti. Afşin Başsavcılığı kömür sahasını işleten Park Teknik AŞ’nin 9 yetkilisi ile EÜAŞ Kontrol Teşkilatı’nda görevli 14 kişi hakkında “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan dava açtı. Davanın 21 Şubat 2014’deki duruşması, eksikliklerin tamamlanması için ertelendi.

ZONGULDAK KOZLU DAVASI: TTK’ya bağlı Kozlu Müessese Müdürlüğü’nde 7 Ocak 2013’de metan gazı patlaması sonucu 8 madenci hayatını kaybetti. Maden ocağında 2010 ve 2011 yıllarında 7 kez denetim yapıldığı ve madendeki 45 eksik için firmaya 3 bin 500 TL para cezası verildiği ortaya çıktı. TTK’nın 2011 yılı raporunda da metan gazını önceden gösteren sondajların yapılmadığı belirtildi. Ancak olayın üzerinden 1 yılı aşkın süre geçmesine rağmen savcılık, hala dava açmadı. Soruşturmada hazırlanan bilirkişi raporlarında TTK ve taşeron şirket yetkililerinin kusurlu oldukları belirtildi.

OSTİM İVEDİK DAVASI: Ankara’da 3 Şubat 2011’de Ostim Organize Sanayi Bölgesi’ndeki iki ayrı işyerindeki patlama ve yangın nedeniyle 20 işçi hayatını kaybetti. Bilirkişi raporunda kusurlu bulunan firmaların 9 yetkilisi hakkında “taksirle ölüme sebep olmak, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurmak” suçundan dava açıldı. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davada hazırlatılan bilirkişi raporunda davada işyerlerinden birinin ruhsatsız olduğu, bu yüzden de kamu görevlilerine herhangi bir kusur yöneltilemeyeceği savunuldu. Ailerin itirazı sonucu 9 kişi hakkında daha dava açıldı ve sanık sayısı 18’e yükseldi. Davalar halen devam ediyor.

ESENYURT ÇADIR YANGINI DAVASI: İstanbul Esenyurt’taki AVM inşaatında çalışan işçilerin yatakhanesinde 11 Mart 2012’de çıkan yangında 11 işçi yanarak hayatını kaybetti. Olaydan 6 ay sonra Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde AVM’yi yapan şirketin yetkilisi, müteahhit ve taşeron firmaların yetkilililerinin de aralarında olduğu 13 sanık hakkında dava açıldı. Duruşmalar sırasında bir sanık avukatı bir tanığa işçilerin neden ateşin üzerinden atlamadığını sordu. Ateşin çok yüksek olduğu yanıtını veren işçiye avukatın “Hıdırellez ateşinden atlıyoruz ya, o şekilde atlayabilirlerdi; neden atlamadılar?” diye sorması hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin tepkisine neden oldu. Aileler, bilirkişi raporuna sanıkların suçlarının görmezden gelindiğini belirterek itiraz etti.

DAVUTPAŞA DAVASI: Kaçak faaliyet gösteren bir maytap atölyesinde 31 Ocak 2008’de meydana gelen patlamada 21 kişi hayatını kaybetti. Olayla ilgili dava patlamadan 2 yıl sonra açılabildi. Dönemin Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın ile Çalışma Bölge Müdürü Atakan Tanış hakkında da daha sonra dava açıldı. Davada bilirkişi raporu ancak 16. duruşmada gelebildi. Dava halen devam ediyor.

MUĞLA MİLAS GÜLLÜK DAVASI: Atık su arıtma tesisinde 17 Haziran 2013’de 7 metre derinliğindeki deponun bakımı sırasında 7 işçi metan gazından etkilenerek yaşamını kaybetti. Savcılık halen dava açmak için bilirkişi raporlarının tamamlanmasını bekliyor.

ADANA KOZAN BARAJ FACİASI: Gökdere Köprü inşaatında 24 Şubat 2012’de mekanik tünel kapağının patlaması sonucu 10 işçi hayatını kaybetti. Olayda 5 işçinin naaşına ulaşılırken 5 işçinin naaşı ise 2 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen hala bulunamadı. Baraj inşaatını yapan iş sahibi, taşeron şirketin mühendis ve yetkilileri hakkında açılan davada 17 sanık “taksirle ölüme sebep olmak” suçundan 15 yıla kadar hapisle yargılanıyor.

ERZURUM AŞKALE TEDAŞ DAVASI: Karasu-2 HES’in göletinden geçen enerji nakil hattındaki arızayı gidermek için 3 Nisan 2012’de deniz bisikletiyle yola çıkarılan 5 işçi, buzla kaplı göletin alabora olması sonucu hayatını kaybetti. Olaydan 2 gün sonra naaşları bulunan işçilerin 3 saat boyunca buz kütlelerine tutunarak kurtarılmayı bekledikleri anlaşıldı. Olaydan sonra şirketin İşletme Bakım Müdürü Tuncer Yeşilyurt tutuklandı, ancak personelin arızayı gidermeye kendi insiyatifleri ile gittikleri gerekçesiyle 25 gün sonra serbest bırakıldı. 6 kişi hakkında açılan dava devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.