“Anne bu polis arabasına benzemiyor?” *

Hak İnisiyatifi Derneği kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kişilerin icra ettiği iddia edilen yasadışı alıkoyma vakalarına ilişkin iddialar hakkında bir rapor yayınladı. Söz konusu iddiaların derlendiği raporda yetkililere konuyu araştırarak kamuoyunu aydınlatma çağrısı yapıldı.

Hak İnisiyatifi yaklaşık 3 yıldır özellikle Ankara’da Gülen yapılanmasıyla ilişkili olduğu öne sürülen kişilerin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kişiler tarafından zorla alıkoyulduğuna ilişkin iddiaları incelediği bir rapor yayınladı. İki bölümden oluşan raporda, 2019 yılının Şubat ayına kadar olan süreçte 22, Şubat 2019’da ise 6 kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kişiler tarafından zorla alıkoyulduğuna ilişkin detaylı, kapsamlı ve tutarlı görünen iddiaların mevcut olduğu ifade edildi.

Dernek tarafından yayınlanan raporun birinci bölümünde 2016 yılından, Şubat 2019’a kadar yasadışı bir şekilde alıkoyulduğu iddia edilen 22 kişi hakkındaki iddialar özetlendi. Raporda, bu tarihte yasadışı şekilde alıkoyulduğu iddia edilen kişiler arasından serbest kalanların başlarından geçenleri anlatmak istemedikleri kaydedildi. Buna karşın raporda Mustafa Özgür Gültekin, Zabit Kişi ve Ayten Öztürk’ün mahkeme dosyalarına girmiş ve kamuoyuna yansımış beyanlarına da yer verildi.

Raporun ikinci bölümünde, dernek tarafından yapılan derinlemesine mülakatlara dayanılarak 2019 yılının Şubat ayında yasadışı bir şekilde alıkoyulduğu iddia edilen Gökhan Türkmen, Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak, Mustafa Yılmaz ve Salim Zeybek’e ilişkin iddialar ortaya konuldu.

“Çıkın ulan teröristler”

Hak İnisiyatifi’nin raporunda yer alan iddialara göre haklarında arama kararı olan ve kaçak hayatı yaşayan Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın kaldığı eve 12 Şubat 2019 tarihinde sivil giyimli kişiler tarafından adeta bir polis operasyonu gerçekleştirildi. Operasyon sırasında iki ismin kaldığı evin ve karşı komşunun evinin kapısını zorlayan kişiler “çıkın ulan teröristler!” diye bağırdı.

Eve yapılan operasyonla başına torba geçirilerek alındı, gözaltında yok

İddialara göre her iki isim sivil giyimli kişiler tarafından başlarına torba geçirilerek araçlara bindirildi. Operasyonu gerçekleştiren kişiler, Ugan ve Kaya’nın olay yerinde bulunan ev sahibinin sorması üzerine, her iki kişinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alındığını söyleyerek ev sahibine bir dosya numarası verdi. Fakat yakınları tarafından yapılan araştırma sonucunda Ugan ve Kaya’nın resmen gözaltında olmadığı anlaşıldı. Her iki isme de yakınları tarafından halen ulaşılamıyor.

“Kayıtlarda bir adam vuruyor, diğeri elinde beyaz bir torbayla koşarak geliyor, çeke çeke eşimi götürüyorlar”

Raporda, Sümeyye Yılmaz’ın eşi Mustafa Yılmaz’ın yasadışı şekilde alıkoyulduğuna ilişkin iddialarına da yer verildi. Raporda aktarılan iddialara göre, Mustafa Yılmaz 18 Şubat 2019 tarihinde işe gitmek için çıktığı evinin önünden derdest edilerek alıkoyuldu. Sümeyye Yılmaz, raporda yer alan beyanına göre, evin önünde yer alan bir büfenin kamera kayıtlarını incelediğinde işin gerçek boyutlarını görebildi. Yılmaz, görüntülerde bir kişinin merhabalaştıktan sonra eşine vurduğunu, başka bir kişinin koşarak gelip eşi Mustafa Yılmaz’ı sürükleyerek görüntülerden çıkarttıklarının görüldüğünü ifade etti.

Sümeyye Yılmaz: Eşimi kaçıran kişiler ceketini ve telefonunu alarak bineceği otobüse binmiş

Sümeyye Yılmaz, yaptırdığı sinyal takipleri sonucunda eşi Mustafa Yılmaz’ın telefon sinyalinin iş güzergahındaki otobüse bindiğini gösterdiğini belirtirken, daha sonra evin önündeki kameraya ulaştığında ise eşi Yılmaz’ın henüz evlerinin önünde alıkoyulduğunu gördüğünü belirtti. Başkasının şaşırtmaca amaçlı olarak eşinin bineceği otobüse bindiğini iddia eden Sümeyye Yılmaz’ın “(Eşim alıkoyulduktan) iki dakika sonra eşime benzer biri, ama eşim değil, yürüyüşünden filan anlıyorsunuz onu, otobüs durağına geliyor. Eşimin cüzdanını, telefonunu alıp, montunu da giyip, başkası eşimmiş gibi gidiyor o güzergahta.” ifadeleri raporda kendisine yer buldu.

Otobanda ters yönde kovalamaca

Hak İnisiyatifi’nin raporunda Fatma Betül Zeybek’in anlatımları da kendisine yer buldu. Rapora göre, Salim Zeybek, eşi Fatma Betül Zeybek’le ve iki çocuğuyla beraber otobanda seyir halindeyken önlerini kesen bir araç tarafından trafiğin ters yönüne doğru gerçekleşen bir kovalama sonunda alıkoyuldu. Fatma Betül Zeybek’in şu sözlerine raporda yer verildi:

“Arkadaki araç önümüze geçti ve yolumuzu kesmeye çalıştı. Biz hangi yöne yaklaşsak araç da o yöne yaklaşıyordu. Açıkçası korktuk ve araç birden önümüzde durdu. Biz de durduk. Tam arabadan inecekken şoför ters bir hareket yaptı. Geriye döndü ve emniyet şeridine geçinceye kadar arabayı tırların kamyonların arasına sürdü. … Bu şekilde epey yol aldık. Nereye gittiğimizi bilmiyordum fakat tabelalardan İstanbul dışında olduğumuzu, Edirne’ye doğru gittiğimizi anladım. Sonra bize ‘’inin arabadan ve kaçın’’ dedi. Arabadan indik, çocukları aldık ve koşmaya başladık. Arkadan silah sesleri geldi.”

“Anne bizi öldürecekler mi?”

Zeybek’in raporda yer alan iddialarına göre kendilerini kovalayan araçtan inen silahlı kişiler eşi Salim Zeybek’i tartaklayarak ve başına bir torba geçirerek başka bir araca götürürken, Fatma Betül Zeybek ve iki çocuğunu ise bir diğer araca yerleştirdi. Diğer araçta duraklama halinde uzun süre bekletilen Zeybek, çocuklarından birinin kendisine “anne bizi öldürecekler mi?” diye sorduğunu ifade etti.

“Biz devletin polisiyiz, bu devlete güvenmiyor musun?”

İki çocuğuyla birlikte kendilerini alıkoyan kişilerin sivil giyimli olduklarını ifade eden Fatma Betül Zeybek, kendilerini önce Edirne Emniyetine, daha sonra İstanbul içinde bir yere, daha sonra İstanbul’da otogara ve son olarak da Ankara’da evine götürmeye karar verdiklerini iddia etti. Kendilerini Emniyet’e götüreceklerine ilişkin teyit isteyen Fatma Betül Zeybek raporda yer alan aktarımlarında, bu kişilerin “Biz devletin polisiyiz, bize neden inanmıyorsun? Senin bu devlete güvenin yok mu?” diyerek cevap verdiklerini iddia etti.

Raporda, Zeybek’in, gece 22.00 sularında bulundukları araçtan başka bir araca aktarıldıkları anlatımı da yer aldı. Zeybek’in raporda yer alan ifadelerine göre, aktarıldıkları arabayı gören Zeybek’in oğlu “Anne bu polis arabasına benzemiyor?” ifadelerini kullandı.

“Biz devletiz, savcıya, polise gitme”

Fatma Betül Zeybek raporda yer alan beyanlarında, Salim Zeybek’i alıkoyan kişilerin kendisine ısrarlı bir şekilde yetkili makamlara başvurmaması yönünde telkinde bulunduğunu iddia etti. Fatma Betül Zeybek’in beyanlarına göre kendisini Ankara’ya bırakan kişiler Zeybek’e “Biz devletiz, savcıya, polise gitme, sen bizi dinle, biz seni artık bir hafta sonra mı olur, bir ay sonra mı olur, bir sene sonra mı olur, eşinle görüştüreceğiz. Ama savcılığa, polise gidip büyütürsen…” dedi.

Alıkoyulma iddiaları aynı dosyasında

Raporda yer alan bilgilere göre, 2019 yılında yasadışı şekilde alıkoyulduğu iddia edilen 6 kişiden 5’i aynı dosya kapsamında yargılanıyor. Bu kişilerin kayıp olduğuna dair yapılan suç duyurusu başvuruları da aynı dosyaya naklediliyor.

Kaybolanlara ne oluyor?

Raporda Şubat 2019 öncesinde yasadışı şekilde alıkoyulduğu iddia edilen Mustafa Özgür Gültekin, Zabit Kişi ve Ayten Öztürk’ün alıkoyuldukları süre boyunca gördüklerini iddia ettikleri işkenceye ilişkin çeşitli dava dosyalarına girmiş iddialarına da yer verildi. Gültekin, Kişi ve Öztürk’ün rapora yansıyan iddialarına göre kendilerine Ankara’da tam olarak bilemedikleri bir yerde kaba dayak, falaka, tazyikli su sıkma, elektrik verme, cinsel taciz, ters askı, uzuvları ezme gibi çeşitli işkenceler uygulandı.

Raporda DHKP-C yöneticisi olduğu iddiasıyla yargılanan Öztürk’ün, kendisine işkence edilirken gün içinde ve geceleri çığlıklar ve ağlamalar duyduğu iddiası yer bulurken, Öztürk’ün “…‘Konuşacak mısın, abilerini çağırayım mı? Hacı Abin gelsin mi? Buradan çıkmak istiyorsan konuş’ sesleri geliyordu. Orada kaç kişi gözaltındaydı bilmiyorum. Ama kapıların açılıp kapanma seslerinden 7 hücre olduğunu tahmin ediyordum.” ifadelerine yer verildi.

Ailelerin talebi, yakınlarının yasal prosedürler çerçevesinde yargılanması

Raporda yakınlarının yasadışı bir şekilde alıkoyulduğunu iddia eden kişilerin yaptıkları kayıp başvurularına ilişkin etkin bir soruşturma yürütmediğinin ifade edildiği aktarılırken, ailelerin yakınlarının ağır işkence altında tutulduğundan büyük bir endişe duyduklarının altı çizildi. Raporda kayıp yakınlarının taleplerine ilişkin Derneğimiz tarafından görüşme yapılan kayıp yakınlarının ortak talebi yakınlarının ortaya çıkarılması ve eğer bir suç işledikleri iddia ediliyorsa bu suça ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın yasal yollarla yürütülmesidir.” ifadelerine yer verildi.

“Kesin bilgilere ulaşmak mümkün değil”

Hak İnisiyatifi tarafından hazırlanan raporda açık internet kaynakları, yakınlarının yasadışı şekilde alıkoyulduğunu iddia eden kişilerin beyanları, meclise verilmiş soru önergeleri ve çeşitli dava dosyalarına girmiş iddiaların kaynak olarak kullanıldığı belirtilirken, Konunun niteliğinden dolayı tarafımızca yasadışı şekilde alıkoyulma vakaları hakkında hiçbir şüpheye yer bırakmayacak nitelikte kesin bilgilere ulaşılmasının mümkün olmadığı izahtan varestedir” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan Hak İnisiyatifi tarafından kendisiyle mülakat yapılan kayıp yakınlarının beyanlarının yeterince detaylı, kapsamlı ve hem kendi içlerinde hem diğer beyanlarla tutarlılık içinde olduğunun değerlendirildiği de ifade edildi.

Hak İnisiyatifi: “İnsan haklarının sınırlandırmadığı devletle suç örgütü arasındaki fark basit bir nicelik farkına iner”

Raporun sonuç bölümünde, ne gibi bir suç ile itham edildiğinden bağımsız olarak herkesin temel insan haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulunurken, “Evrensel hukukun temel ilkeleri ve insan hakları tarafından etkin bir şekilde sınırlandırılmayan bir devletin organize bir suç örgütüyle arasındaki fark basit bir kapsam, güç ve nicelik farkına indirgenmiş olacaktır.” ifadeleri kullanıldı.

Raporda şu ifadelere yer verildi: Hak İnisiyatifi olarak, ne gibi bir suç işlediğinin iddia edildiğinden tamamen bağımsız bir şekilde herkesin temel insan haklarından tamamen yararlanmasının yadsınamaz bir gereklilik olduğunu kuvvetle vurguluyoruz. İşlediği iddia edilen suçtan bağımsız olarak herkes ancak hukuk çerçevesinde alıkoyulabilir, sorgulanabilir, yargılanabilir ve cezalandırılabilir.”

“İddialar araştırılmalı”

Hak İnisiyatifi’nin raporu söz konusu iddiaların araştırılması çağrısıyla sona erdi. Dernek tarafından raporun sonunda yapılan çağrıda şu ifadeler kullanıldı: “Bu çerçevede, Hak İnisiyatifi olarak, kamu otoritesini söz konusu iddiaların araştırılması, kamuoyunun bu iddialar hakkında bilgilendirilmesi, iddialarının doğruluğunun anlaşılması halinde yaşanılan ihlallerin ivedilikle giderilmesi ve faillerin cezalandırılması için harekete geçmeye çağırıyoruz.”


*Hak İnisiyatifi Basın Ofisi’nin hazırladığı haber metnidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.