İstanbul’da Tarihi Gün – “Ortadoğu’da ve Türkiye’de Emek ve Adalet Mücadelesi Sempozyumu”

İslamcılar, sosyalistler, işçiler, öğrenciler, başörtülüler aynı platformda buluştu.

Emek ve Adalet Platformu tarafından düzenlenen “Ortadoğu’da ve Türkiye’de Emek ve Adalet Mücadelesi Sempozyumu” İstanbul’da yapıldı.


Tunus’ta kendini yakarak ölen Bouazizi anısına yapılan ve yoğun katılımın olduğu sempozyumda İslamcılar, sosyalistler, işçiler, öğrenciler, başörtülüler bir araya geldi. Sendikaya üye oldukları için işten atılan Casper işçileri grev önlükleri ile konuşma yaptı.

Sempozyumun açılış konuşmasında Emek ve Adalet Platformu’nun Türkiye’deki sosyal adalet arayışlarında yeni bir soluk olduğu bildirilerek birçok kesimin bu amaçla bir araya geldiği ifade edildi.

İlk konuşmacı yazar Altay Ünaltay, Sudan’da 1985  yılında idam edilen Mahmud Muhammed Taha’nın hayatı ve fikirlerini anlattı. Mahmud Taha’nın hayatından örnekler sunarak, onun baskıya karşı demokrasi, açlığa ve yoksulluğa karşı sosyalizm ve insanoğlunun anlam arayışına karşı İslam maneviyatını ve tasavvufunu birlikte ele aldığını ve buradan hareketle insanlık için yeni bir kurtuluş teolojisi önerdiğini söyledi.

İkinci konuşmacı İktisat Profesörü Cem Somel kalkınma, büyüme ve ihracat kavramlarının algılanma biçimini eleştirerek aslolanın var olanı paylaşma ve hakça paylaşım olması gerektiğini belirtti.

Üçüncü konuşmacı yazar İhsan Eliaçık Kur’an’da eşitlik kavramı üzerinde durdu. Eşitliğin halis muhlis bir Kur’an kavramı olduğunu belirterek “İslam’da eşitlik yok, adalet var” argümanın Kur’an’a uymadığını söyledi. Eşitliğin Kur’an’da üç düzeyde ele alındığını ayetlerden örnekler vererek açıklayan Eliaçık, eşitlik, özgürlük, emek mücadelelerinin “modernist” çabalar olarak damgalanmasının doğru olmadığını, bunların kadim dinlerin tarihinden modern dünyaya geçtiğini, köklerinin orada olduğunu anlattı.

Dördüncü konuşmacı  Kelam Profesörü İlhami Güler ise politik iktisat ve din ilişkisi üzerinde durdu. Kur’an’ın Allah, ekmek ve özgürlük üzerine kurulu bir politik iktisat önerdiğini söyleyerek, Firavun, Karun ve Haman figürlerinin bu açıdan ne anlam ifade ettiklerini açıkladı.

Beşince konuşmacı Metin Karabaşoğlu ise Risale-i Nur’da emek ve adalet meselesini Bediüzzaman’ın sözlerinden örnekler vererek ele aldı.

Öğleden önceki oturumun son konuşmacısı Teori ve Politika dergisi yazarı Metin Kayaoğlu ise “Hanif Marksizm” kavramını savunarak, kendilerinin modernist, aydınlanmacı, ateist, kemalist ya da laik değil hanif Marksist olduklarını söyledi. İslamiyetten önce Haniflerin olması gibi, Marksizm’den önce de ezilenler mücadelesinin olduğunu, bunun köklerinin Ebuzer-i Ğifari’den itibaren İslam tarihinde bulunduğunu, kendilerinin bu tarihi çizginin bir devamı olduklarını ve bu tarihe Marksizm öncesi ezilenlerin tarihi anlamında “Hanif Marksizim” adını verdiklerini söyledi. Türk sol tarihinden özellikle Hikmet Kıvılcımlı ve İbrahim Kaypakkaya örnekleri üzerinde durdu.  Türkiye sosyalistlerine aydınlanmacı, modernist, ateist, Kemalist ve laik zihniyetten kopma çağrısı yapan Kayaoğlu, köklerinin İslam tarihinde, Anadolu’da, Asya’da ve Ortadoğu’da yükselen devrimci mücadelelerde olduğunu belirtti.

Sempozyumun öğleden sonraki oturumunda moderatör  Hidayet Şefkatli Tuksal, konuşmacılar ise Ahmet Örs ve Zeki Kılıçaslan’dı. Mehmet Bekaroğlu’nun ise Ankara’daki yoğun çalışmaları nedeniyle sempozyumu katılamadığı belirtildi.

Ahmet Örs, Tokat’ta Özgür Eğitim Sen, TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği) ve Tasfiye (sendika-dernek-dergi) aracılığıyla yürüttükleri sosyal adalet mücadelesinden örnekler vererek, Müslümanların işçi ve emekçi sorunlarına eğilmesi gerektiğini ifade etti. “Kapitalizme köle olma”“Kölelere özgürlük” pankartlarıyla Türkiye’de ilk defa 1 Mayıs’a katıldıklarını, bunun yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyerek bu türden toplantıları çok anlamlı bulduklarını ifade etti.

Has Parti’nin kurucuları arasında yer alan Prof. Zeki Kılıçaslan ise AKP’den sonra İslamcı siyasetin yeni bir aşamaya geçtiğini, bu aşamanın ise ancak emek mücadelesiyle birlikte anlamlı olacağını belirtti. Emek ve Adalet Platformu’nu çok önemsediğini belirten Kılıçarslan “Asıl olan bu tür birlikteliklerdir, partiler buranın bir açılımı olabilirse anlamlı olurlar” dedi.

Hidayet Şefkatli Tuksal ise “Başörtülü aday yok ise oy da yok” kampanyası hakkında“Pazarlık yapıyorlar” diyen Başbakan Erdoğan’ı ve “casus”, “beşinci kol faaliyeti” gibi ifadeler kullanan yazar Ali Bulaç’ı sert bir dille eleştirdi.

Yaklaşık 6 saat süren sempozyum salondaki dinleyicilerin soru ve yorumları ardından sona erdi.

Emek ve Adalet Platformu’ndan yapılan açıklamada ise, Türkiye’de yeni bir fikri ve eylemsel damar yaratma amacıyla kurulan platformun önümüzdeki aylarda çalıştaylar düzenleyeceği ve bu tür faaliyetlerini artırarak devam ettireceği bildirildi.

Kaynak: http://adilmedya.com/haber.php?id=16688 ve
http://www.haber5.com/islamcilar-emek-ve-adaleti-tartisti-haberi-126315.aw


1 Response

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.