Koltuk sevdası bir meslek hastalığı mıdır?

Bu sene 4-6 Ekim arası İzmir’de, Dokuz Eylül Üniversitesi ile İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanları Derneği tarafından düzenlenen Meslek Hastalıkları Kongresi’nin davetli konuşmacılarından biri eski başbakan ve TBMM  Başkanı Binali Yıldırım’dı. Kongrede “terörle mücadele” propagandasını da eksik etmeyen Yıldırım’ın meslek hastalıkları hakkında söyledikleri üzerine bir şeyler söylemek istiyorum.

Meslek hastalıkları çalıştığınız işyeri veya yaptığınız işin koşulları yüzünden ortaya çıkan hastalık veya bedensel ve ruhsal rahatsızlıkların tümüne denir. Maden işçilerinin veya kot işçilerinin yakalandığı silikozis de her gün bilgisayarla çalışan bir beyaz yakalının birkaç yıl sonra göz kuruluğundan muzdarip olması da meslek hastalığıdır.

Binali Yıldırım’ın algısı ise oldukça farklıydı. Yaptığı konuşmada, dört dönem milletvekilliği yaptığını hatırlatarak, uzmanların bunun meslek hastalığına girip girmeyeceğini araştırabileceğini söyledi. Bunun dışında da sürekli görev yapan sendika başkanlarının, oda başkanlarının da incelenebileceğini belirten Yıldırım, “Seçim kaybettiği halde, koltuk kaybettiği halde parti başkanları bu hastalığın içinde midir, değil midir?” gibi şeyler de söyledi.

 


Son beş yılda SGK tarafından 8 bin 55 kişiye meslek hastalığı tanısı kondu. SGK’nın ağır işleyen bürokrasisi, hastayla mesleği arasında ilişki kurmaktan aciz ve bilinçsiz pek çok doktor ve sadece işyeri doktoru tarafından meslek hastalıkları hastanesine yönlendirildikleri için işten çıkarılma tehdidi ile karşı karşıya kalan işçiler göz önünde bulundurulduğunda, binbir engelle döşenmiş bu zorlu yolda 8 bin 55 kişinin teşhis alabilmiş olması buzdağının görünmeyen kısmının çok büyük olduğunu işaret etmektedir.

Meslek hastalıkları konusundaki bu acziyeti Yıldırım da kabul ediyor ki verilere başvurarak dünyada iş kazası ve meslek hastalıkları sonucu her yıl 2,5 milyon insanın hayatını kaybettiğini, bunun yanı sıra çok sayıda insanın engelli hale geldiğini söylüyor.

Binali Yıldırım’ın kendince şaka yaptığı çok belli olsa da insan düşünmüyor değil, 2002’den beri iktidar kadrolarını terk etmeyen partisi acaba meslek hastalığına mı yakalandı?

Her yıl artan meslek hastalığı ve iş cinayetlerinde önemli bir yeri olan taşeronlaşmayı getiren, pahalılaşan hayat şartlarına rağmen asgari ücreti yaşam ücretinin çok altında tutan, işyeri güvenliği prosedürlerini yerine getirmediklerini bildiği halde şirketlere, fabrikalara göz yuman, en son işçi davalarına arabuluculuk sistemini de getirerek mazlumu zalimin karşısında el açmaya zorlayan parti aslında bir meslek hastalığının belirtilerini mi gösteriyor?

Kuran-ı Kerim’e baktığımızda meşhur iktidar sahiplerinden biri olan Firavun’a atfedilen özellikleri görebiliriz.

Firavun zorba (Yunus: 83), halk arasında ayrılık çıkaran (Kassas: 4), büyüklük taslayan (Ankebut: 39), halkını kendine sadık kılmak için yalanlar söyleyen ve göz boyayan (Zuhruf: 48-54) bir insandı.

Kuran’da bahsi geçen diğer özellikleri bir yana, günümüz iktidar sahipleriyle ortak olan özellikleri düşünülünce Binali Yıldırım’ın önerisine bir öneri daha eklemek lazım. Koltuk sevdası bir meslek hastalığı mıdır? Uzmanlar bunu da araştırsın.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.