Kuran’dan Notlar – İdeal Müslüman Örneği Olarak İbrahim (I)

“74 – İbrahim, babası Âzer’e demişti ki: “sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum”. 75 – Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun. 76 – Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü:”Rabb’im budur” dedi. Yıldız batınca da:” Ben batanları sevmem” dedi. 77 – Ay’ı doğarken gördü: “Rabb’im budur” dedi. O da batınca: “Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum” dedi. 78 – Güneş’i doğarken görünce: “Rabb’im budur, bu hepsinden büyük” dedi. O da batınca dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım”. 79 – “Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah’a ortak koşanlardan değilim”.” Enam Suresi

Bir süredir hak din ile batıl din arasındaki mukayeseleri yapıyoruz.

Kuran’da gerçek Müslüman’a örnek kişilik olarak İbrahim gösterildiği için birkaç yazı boyunca bu tartışmayı İbrahim’in düşünce dünyası üzerinden sürdüreceğim.

Kuran’ı genellikle Bakara Suresi’nden başlayarak okuyoruz. Ve Bakara Suresi’nde İbrahim Allah’a tam manasıyla teslim olmuş olduğu için İbrahim gibi Müslüman olmayı sorgulamadan sual etmeden Allah’a teslim olmakmış zannediyoruz.

Oysa Kuran’ı iniş sırasına göre okuyunca İbrahim’in Müslümanlığının Allah’a mutlak teslim olmaktan bambaşka bir ruh hali olduğunu görüyoruz.

Yukarıdaki ayet bu düşünce dünyasının tezahürlerinden biri.

Yukarıdaki ayete göre İbrahim Allah’a varmadan önce kavminin putlarıyla bir hesaplaşmaya girişmiş.

Putlarla, yani kavminin hakikati ve adaleti açıkladığı söylenen kuramlarıyla.

İbrahim önce yıldıza tapmış. Sonra yıldızı sorgulayıp onun gerçek tanrı olmadığını anlamış. Sonra aynı şeyi aya yapmış. Sonra da güneşe. Ve sorgulamaları sonucunda bunların Allah olmadığını anladıktan sonra gerçek Allah’a varmış.

Biz dini geleneğimiz itibariyle Müslümanları sorgulamadan uzak tutuyoruz ve onların kör bir imana girmesini istiyoruz.

Oysa eğer İbrahim gibi birer Müslüman olacaksak Allah bizlere kavmimizin, yani bugün için yeryüzünün bütün putlarıyla ve kuramlarıyla bir hesaplaşma içine girmemizi istiyor. Ve ima ediyor ki: “ancak bu sorgulamadan sonra gerçek Allah’ı bulabilirsin.”

Eskiden kelam alimlerimiz taklidi imanın bir hükmü olmadığını, kişinin sorgulayarak ve tahkik ederek Müslüman olmasının şart olduğunu söylemişler. Fakat sonra bu düşünce unutulmuş ve taklidi imanı yeterli görmüşler.

Oysa çağımızda bu sorgulama ruhunun yeniden diriltilmesi gerekiyor.

Kişisel bir not olarak söyleyeyim: Batılı büyük düşünürleri okudukça, onların hakikatlerini kavradıkça ve onların kısıtlarını gördükçe Allah’a olan imanım çok ama çok fazla güçlendi. Bu süreçten korkmamız için aslında bir sebep yok.

Kişi bu sürece girdiğinde bir süre sarsıntı yaşasa da sorgulamayı bırakmadığında Allah temiz bir imanı kişinin kalbine ilka ediyor.

Örneğin Nietzsche önce ‘Tanrı öldü’ dedi. Fakat son kitabında tüm evreni sorguladıktan sonra “işte bu noktada evreni yöneten bir bilincin varlığını kabul etmek zorunda kalıyoruz. Muharref Hıristiyanlığın tanrısını reddediyoruz. Fakat sorgulamamızla ulaştığımız bu tanrıyı kabul ediyoruz.”


* Öne çıkan görsel şuradan alıntıdır: https://akademiestesti.wordpress.com/2017/04/07/musite-vedet-kdo-jste/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.