Kuran’dan Notlar – İnsanın Kulluğu Bilgi ve Eylemle Allah’a Yükselmektir (I)

“4 – Hani bir vakitler Yusuf, babasına demişti ki: “Babacığım, ben rüyada onbir yıldızla güneşi ve ayı bana secde ederken gördüm.” 5 – (Babası) “Yavrucuğum! “dedi, “rüyanı kardeşlerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insanın açıkça düşmanıdır.” 6 – “Ve işte böyle, Rabbin seni seçecek ve sana olayların hakikatini ve doğru yorumunu (tevilülehadis) öğretecek. Bundan önce ataların İbrahim’e ve İshak’a tamamladığı gibi, nimetini hem sana, hem de Yakup soyuna tamamlayacaktır. Muhakkak ki, Rabbin alîmdir, hakîmdir.” Yusuf Suresi

“Anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf için secdeye kapandılar. …” Yusuf Suresi, 100. ayet

Ne yazık ki günümüzde din önderleri müminleri cahil bırakıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sıradan müminler ilim öğrenmeye başlasa onlara din namına öğretilen şeyleri sorgulayacaklar.

Bir ikinci problemse Kuran’da ‘ilim ve hikmet’ olarak öğretilen ve her Müslümanın öğrenmesi istenen şeyin dini ilimlerle sınırlandırılması. Yani dünyevi bilimler din adamları tarafından hor ve hakir görülüyor.

Oysa İslam “oku!” emriyle başladı ve Kuran’a baktığımızda Kuran’daki ilim astronomi ve jeolojiden, tarih ve psikolojiye her alanı kuşatıyor.

Hak dinle batıl dini ayırt etmenin bir yolu onun ilmi ne kadar teşvik ettiği üzerine kuruludur. Yani müminlerini cahil bırakarak körü körüne bir itaat mı sağlıyor? Yoksa onları ilim ve hikmet (felsefe) öğrenmeye teşvik ederek aklın gereği olan bir iman ve eminlik duygusunu mu teşvik ediyor?

Kuran’ın felsefe, iktisat, tarih, sosyoloji, siyaset ve gibi dünyevi ilimleri kutsadığının bir işaretidir yukarıdaki ayetler.

Yukarıdaki ayetlere göre Yusuf’a tevilülehadis öğretilir. Ne yazık ki pek çok mealcimiz bu ibareyi ‘rüya tabiri’ olarak çeviriyor. Fakat bu çeviri bu ibareyi katletmektir. Eğer doğru çevireceksek ‘olayların hakikati, derin nedenleri ve iç yüzü’ diye çevirmeliyiz.

Zaten Yusuf tevilülehadis ilmini Mısır vezirinin sarayında öğrenir. Belli ki burada öğrendiği şey rüya tabirinden ibaret değildir. Mısır’da Yusuf’a bir devlet yönetmenin gereği olan tüm seküler ilimler öğretilir. Biyolojiden hukuk ve iktisada kadar her ilim ve felsefe.

Sonra da zaten kıtlık zamanında iktisat biliminden çok iyi anladığı için Mısır’ın hazine bakanı olur Hazret-i Yusuf.

Peki aynı Platon ve Aristo gibi tüm ilimleri bütünlüklü bir şekilde öğrenmiş bir insan ne olur? Aynı Platon ve Aristo’nun dediği gibi tanrısallaşır. Ve meleklerin secde ettiği bir yeryüzü halifesi olur.

Öyküsünün sonunda Yusuf’un ailesinin Yusuf’a sembolik olarak secde etmesinin manası Yusuf’un bu ilimleri öğrenerek tanrısallaşması gerçeğinden doğar.

O halde eğer 21. asırda İslam’ı yaşatacaksak, bu dinin müminleri yeryüzünün tüm ilimlerine hakim olmak üzere bir eğitim sistemi geliştirmelidirler. Ve bu yolla körükörüne cahilce bir dinle değil, akla, bilgeliğe ve hikmete yaslanan bilgi temelli bir dini düşünce inşa etmelidirler.


* Öne çıkan görsel Bacchiacca’nın Joseph Receives His Brothers adlı tablosundan bir kesittir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.