Noel Meselesi

İsmet Özel 1978 yılında yayınladığı, Üç Mesele: Teknik-Medeniyet-Yabancılaşma isimli çalışmasında, Osmanlı-Türkiye münevverlerinin devr-i tanzimattan beridir tartıştıkları islamlık terakkiye mani midir, terakki ile islamcılık çatışır mı, milliyet bunun neresinde durur, teknik ile ahlâk birbirlerinden ayrılabilir mi gibi oldukça önemli soruları da içeren meşhur tartışmaya müdahil  olur ve mealen şöyle söyler; “sen batının tekniğini alırsan, batı da senin aklını-ahlâkını alır…”

Geçtiğimiz günlerde Bolu’da yaşanan Noel Baba müsameresinin ardından İsmet Özel’in yazdıklarını bir kez daha düşündüm ve bir kez daha hak verdim. Öncelikle müsamerenin teknik arka planındaki cehalete ardından da, Noel Baba kültüne bakalım.

Müsamere aslında geçen yıl gerçekleşen bir performansın devamı niteliğinde. Geçen yılbaşında yeniçeriler Noel Babayı şehir dışına kadar kovalamış ama yakalayamamışlardı, bu sene ise geçen seneden farklı olarak Noel Babayı yakalayıp kadının karşısına çıkartıp kelime-i şahadet maharetiyle müslüman ve muhtedi olmasına vesile oluyorlar. Lakin Kadı diye oturan kişinin elinde Sicilya Mafyasının giydiklerine benzeyen ama deri değil de mahmutpaşa işi vinilden yapılma bir eldiven var, ayağında ise kot pantolon, yeniçerilerden birisi GAP model bir triko kazak giyiyor, ikincisi ise İskoçya desenli ekose bir gömlek. Kadının kadı olduğunu oturduğu taht-ı revandan ve sarığından yeniçerilerin de yeniçeri olduklarını ise külahlarından anlıyoruz. Fakat yeniçerilerin ve kadının Noel Baba’yı kelime-i şahadete davet etmeden önce, sahneledikleri tarihi biraz daha tenvir etmeleri beklenirdi. Zira, kadının oturduğu tahtta kullanılan  devlet nişanının II.Abdülhamit (1876-1909) devrinde icad olunduğunu ve yeniçeri ocağının 1826’da kaldırıldığını ve İsmet Özel’in dediği gibi Batı’nın yalnızca ekose gömlek ve jean pantolon olmadığını aklı ve ahlakı alıp yerine cehalet bırakan bir modernizm süreci olduğunu bir kez daha deruhte etmekte fayda olabilir.

Noel Baba meselesine gelince. Her mitolojik kahramanda olduğu gibi semavi dinlere bulaşmış ve paganik kökenleri olan katmanlar Noel Baba meselesinde de mevcut. Pek çok hristiyan evliyası gibi, Noel Baba denilen Saint Claus da, hristiyanlığa avdet etmeden önce, Roman paganizmiyle bağlantılı ve Satürn eğlencelerine dayalı bir külttür. Hıristiyan dünyasına girişinin iki kanalı vardır, ilki Avrupalı kolonicilerin Amerika kıtasında yaşayan yerlileri katlederek yiyecek ve yurt tutacak yer bulmaları sonucu bu eski kültü Amerika kıtasında önce thanks giving (şükran günü) ardından da Noel Baba şarlatanlığına dönüştürmeleridir. İkinci kanal ise, ikinci dünya savaşı sonrası her bakımdan tükenmiş Avrupa’nın kendilerini eğlendirecek, tıkanmış pazarlarını açacak, kaybettikleri yaşama sevincini yeniden canlandıracak bir figüre ihtiyaç duymalarının sonucunda açılmıştır.

Çam ağacına İsa Mesih’in inmesi meselesi işin hikâyesidir, Avrupa’nın tüketim kültürünü eğlenceli bir farza dönüştüren bu ritüelden Türkiye’de yaşayanların korkması şaşırtıcı eğer bu korkudan bir kimlik üretmeye çalışmıyorlarsa tabi. Fakat ister korku ister kimlik olsun, yılbaşı geldiğinde tuhaf bir Noel Baba düşmanlığı icad etmeleri komik, zira bizim mezkûr yeniçerilerin ve kadının kıyafetlerini temsili Noel Baba’yı kovaladıkları çarşının başındaki alışveriş merkezinden aldıkları aşikâr.

Hülasa, İsmet Özel haklı…

Mutlu Yıllar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.