Müstekbirlerin Savaşına Hayır!

Sermaye, azgınlaşan iktidarlar, kifayetsiz ve muhteris idareciler, ikballeri için halkı ve doğayı feda etmeye hazır olanlar, hareket kabiliyetlerini kaybettiklerini ve siyaset üretemediklerini fark ettikleri anda savaş kartını düşünürler. Savaş, halklar, emekçiler, komşular ve kardeşler için felakettir. Savaş, patronlar, müstekbirler, kavminin asabiyetiyle kinlenmişler için ise fırsattır, zira onlar ganimetten başkasını düşünmezler.

2008’den itibaren başlayan ve hala devam eden finans krizi geçen yüzyılda olduğu gibi henüz bir küresel savaş mekaniğine girmedi. Bunun yerine düşük yoğunluklu ve bölgesel savaşlar ile günü kurtarmaya çalışan sermaye ve iktidarlar ile karşı karşıyayız. Bölgesel de olsa Türkiye sermayesi ve iktidarı bu kriz döneminde savaştan dilediği kadar kazanamadı, çokça kazananlar başka ülkeler oldu. Şimdi ise daha çok istiyor ve Suriye sınırları içinde kalan bir bölgeye saldırma ve dahası demografik değişiklerle coğrafyayı dizayn etme hazırlığında.

Cumhurbaşkanı “operasyon” sonrasında bölgede 151 milyar liralık yatırım yapılacağını belirtti. Bu beyan bile kar hırsının da savaş için gerekçe olduğunu ıspat için yetiyor. Türkiye’nin kentlerini, tabiatını talan eden inşaat rantiyesi, şimdi de gözünü iç savaş yorgunu Suriye’nin kuzeyine dikmişe benziyor. Suriye halkları kendi kendine yetemez, sulh ile yaralarını saramaz, bağlarını ve şehirlerini imar edemezmiş gibi… Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteciler, sanki Türkiye’nin dahli ve desteği olmayan bir iç savaştan kaçmamışlar gibi… Sahi biz ensar değil miydik, ne oldu da şimdi misafirler, komşuları yurtlarından edilerek onların evlerinde iskan edilmek isteniyor?

AKP, 23 Haziran’daki yerel seçimler sonrası daha görünür hale gelen yenilgisini, savaş kozuyla atlatmak ve yükselen toplumsal muhalefeti savaş siyasetiyle etkisizleştirmek istiyor. Bir yandan ekonomik kriz gündemini değiştirmiş olurken, öte yandan Kuzey Suriye Federasyonu çatısı altındaki demokratik konfederalist anlayıştaki çok uluslu, dinli ve mezhepli yaşamı tasfiye etmek niyetinde. Öte yandan bu savaşın AKP’nin Vietnam’ı da olabilir, zira artık bir vekalet savaşına düşen Suriye, ne bilinen ne öngörülebilen ne de ilerlenebilen bir denklem olmanın çok ötesindir. Muhalefetin ümit bağladığı CHP ise yine şaşırtmayarak, “milli beka” retoriğini sahiplenerek burjuvazinin çıkarları yanında hizalandı, dokunulmazlıkların kaldırılması sırasında takındığı teslim siyasetini tekrarladı. Görünen o ki Türkiye’de kendisini muhalefete konumlandıran kesim büyük oranda “milli beka” zokasını yutmaya çoktan razı. Fakat biz biliyoruz bu masal, yoksullar daha fazla ölsün, kaynaklarımız daha yağmalansın, kadınlar, gençler, ezilenler seslerini çıkarmaktan daha korkar hale gelsin diye uydurulmuş bir terane. Çünkü biz biliyor ve inanıyoruz ki halklar kardeştir, savaş ancak sınıflar arasında, ezenle ezilen, mustazaf ile müstekbir arasında olur.

Güneyimizdeki komşularımızın ise onlardan olmadıklarını biliyoruz. Türkler, Kürtler, Araplar, Acemler, Süryaniler, Ezidiler, Ermeniler ve bölgede birbirine komşu olan, şehirlerde akrabalaşan ve kaynaşan tüm halklar ancak dayanışmayla, eşit çatı ve temsil anlayışıyla, merkezi iktidarların ve emperyal güçlerin boyunduruğu olmaksızın yaşayabilirler. Bölgesel savaşlar yerine yanyanalığı ve sulh dilini gözetmek tüm halklar için hayatidir. Salih amel sulhu gözetmektir. Savaşa amasız, fakatsız hayır diyoruz!

Coğrafyamızda kalıcı bir sulhun, demokratik bir toplumun yolu, kısa ve orta vadede çözümmüş gibi görünen bir savaş olamaz. Türkiye’de Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümü, Suriye’den bağımsız değildir. Yanan bizim evimiz, bizim vatanımızdır. Biz öldürmek değil yaşatmak, işgal değil ihya istiyoruz!

Coğrafyamızda savaş istemiyoruz!

 

1 Response

  1. Muhammed Güney dedi ki:

    Kaleminize ve Yüreğinize Sağlık Kardeşim.
    Savaş Değil, Barış.
    Çatışma Değil,Diyalog.
    Sömürü Değil, Samimi İşbirliği.
    Tekebbür Değil, Eşitlik.
    Baskı ve Tahakküm Değil,İnsan Hakları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.