KEİG – Basın Açıklaması: Çocuk bakımı devlet eliyle kadınlara yüklenemez!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu çalışanların 0-3 yaş arası çocuklarına bakan büyükanneye teşvik olarak evde bakım parası vereceklerini ilan etti. Devlet bir yandan kadın istihdamında sayısal bir veri artışı (görünürlük) ve ucuz iş gücü olarak kadını iş alanlarında isterken, diğer yandan kendi sorumluluğunda olan çalışan çocuklarına kreş sağlama ve eşitsizlikleri giderme konusunda ise geri adım atmaya devam ediyor. Babaanneye bakım parasından söz ederken herhangi bir sigortadan söz etmeyen Çalışma Bakanlığı, sosyal yardımı ücretmiş gibi gösteriyor. Üstelik bu kadınların kendi çocuklarını büyütüp dinlenme yaşına gelmesine rağmen Çalışma Bakanlığı’nın kendi sorumluluğunu kadınlara bir hediye paketi olarak bırakması da yine bir emek sömürüsü olarak karşımıza çıkıyor. Konuyu farklı veçhelerden ele alan Kadın Emeği Ve İstihdamı Girişiminin yazdığı basın açıklamasını ilginize sunuyoruz:

http://www.keig.org/?p=3548

Çocuk Bakımının Devlet Eliyle Kadınlara Yüklenmesi  Hem Kadınlara Hem Çocuklara Zarar Verir

Birkaç gün önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu 2017’de büyükannelere evde bebek bakım parası verileceğini, uygulama içinse İzmir ve Bursa’nın pilot iller olarak seçildiğini duyurdu. Hükümet böylelikle devletin sağlamakla yükümlü olduğu bir kamusal hizmet için yine kadın emeğini adres gösterme hilesine başvurarak bize yeni bir ‘müjde’ daha verdi. Bu politika, kadın yoksulluğu, kadın istihdamının düşük ücretlerde güvencesiz işlerde yoğunlaştığı ve çocuk bakım ve eğitim hizmetlerinin ulaşılabilir olmaması[1] sorunları etrafında düşünüldüğünde, bir fırsatçılığa işaret ediyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın istatistiklerine göre 2007-2008 yılında 497 olan kamu kreşi sayısının 2015-2016 döneminde 56’ya düştüğünü dikkate aldığımızda, çocuk bakımının neredeyse bütünüyle özel sektöre ve aileye devredildiğini görüyoruz. Özel kreşlerin pahalılığı, yeterli niteliklere sahip olmaması, anadil gibi ihtiyaçları karşılamaması gibi pek çok nedenden dolayı da bu bakım büyük ölçüde ailedeki kadınlar tarafından karşılanıyor.

Büyükanneleri para karşılığında çocuk bakımına teşvik etmek “sevgi emeği” üzerinden meşrulaştırılıyor olsa da, bu yaklaşımın ardında maliyetleri düşürmeye dayanan iktisadi bir akıl var. Kadınların emeği sınırsız, sonsuz, her an kullanıma hazır ve kamusal hizmetle ikame edilecek bir şey olarak sunuluyor. Bu yaklaşım, hem kadınların belli bir yaştan sonra yüklerinin hafiflemesiyle daha bağımsız geçirecekleri bir hayat olanağının, hem de çocukların sosyal gelişimi açısından kurumsal biçimde sunulması gereken erken çocuk eğitim ve bakımının bir kamusal hizmet olarak algılanmasının önüne geçiyor. Çocuk bakımı cinsiyetçi bir yaklaşımla “kadın işi” olarak propaganda edilmeye devam ediliyor. Ayrıca bu öneri, hizmete en fazla ihtiyaç duyan, annesi olmayan/evli olmayan kadınların çocuk bakımı sorununu da dışlıyor. Daha geçen günlerde, kreşe gönderemediği için iki çocuğunu bir yangında kaybeden ev işçisi Döndü Yenilmez’i umursamıyor.

Yıllardır bir annelik ve aile ideolojisi etrafında çocuk ve yaşlı bakımının evde yapılması gerektiğine dair söylemlere şahit oluyoruz. Bu söylemler, çocuğunu kreşe gönderen kadınların kendilerini daha fazla “suçlu” hissetmelerine neden oluyor. KEİG Platformu olarak çocuk bakımının erkeklerin de sorumluluğu olduğunu ve hizmetin çeşitlendirilerek yaygınlaştırılmasının önemine işaret etmeye devam edeceğiz.

KEİG Platformu

6 Ocak 2017

[1] Birçok kadın ve LGBTİ örgütünün başlattığı Kreş Kampanyasında dikkat çekilen sorunlar ve talepler için bkz: http://kreshaktir.org/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.