Cecil Roberts: “Soma’da gerekli yasalar olsaydı böyle olmazdı”

İş lafa gelince nasıl kalkındığımızdan, nasıl “muasır medeniyet” seviyesine çıktığımızdan, nasıl dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri haline geldiğimizden dem vuranlar, 301 emekçinin can vermesinden sonra maalesef örnekleri 1800’lü yıllardan, 1900’lerin başından vermeye başladılar.

Bu memlekette işçilerin maaşını biraz yükseltmenin ya da işten atılan bir işçinin tazminatını alabilmenin sendikacılık olduğunu zannedenlerin, Milliyet’te röportajı yayınlanan Amerika Birleşik Maden İşçileri sendikası Başkanı Cecil Roberts’ın söylediklerini okumalarında fayda var. Ve galiba en önemlisi “mesela bu ülkede maden işçileri, güvenliklerini tehlikeye atan bir talimata uymadıkları için işten atılmayacaklarını ya da cezalandırılmayacaklarını biliyorlar. İşçinin çevresine bakıp kendisinden tehlikeli bir şey istendiğini söyleyebilmesi gerekiyor” sözünün altının çizilmesi gerekiyor. Röportajdan T24’ün derlediği haberi dikkatinize sunuyoruz.

T24

ABD’li maden sendikası başkanı: 301 işçinin ölmesi akıl almaz bir şey

Amerikan Birleşik Maden İşçileri Sendikası Başkanı Cecil Roberts, 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma’daki faciaya ilişkin, “Biz de benzer olaylar yaşadık ve çok yol katettik. Soma’da olanları ne aklım ne de kalbim alıyor. 300’den fazla insanın hayatını kaybetmesi, bugünün madencilik endüstrisinde yaşanmamalı” dedi.

Milliyet’ten Pınar Ersoy’a konuşan Roberts, ABD’de yüzyıldır böyle bir kaza olmadığını hatırlatarak “Bizim burada (güçlü yasa ve uygulamalarla) başardığımız şey mucize değil. Dünyanın başka yerlerinde uygulanabilir. Türkiye’nin madencilik endüstrisinde iyi yasalara ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

Cecil Roberts’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Soma için “Bu derece büyük bir felaket kaza değildir” diyorsunuz. Bu yargıya nasıl vardınız?

– Dünyada ve özellikle ABD’de bu tip felaketleri önlemek için çok yol aldık. 300’den fazla insanın hayatını kaybetmesi; bugünün madencilik endüstrisinde bu yaşanmamalı. Bunu önlemek için yapılabilecek birçok şey var.

Bugün ABD’de böyle bir kaza yaşanması imkânsız mı yani?

– Eğer yasalar uygulanırsa neredeyse imkânsız. Madende ne kadar toz olabileceğine, ne kadar hava olması gerektiğine dair kurallar var. Her madenin havalandırma planı olması mecburi. Havalandırma metan gazını madenden çıkarıyor. Taş tozu, kömür tozunun patlayıcı hale gelmesini önleyerek patlamaların önüne geçiyor. Eğer bunlar Türk yasalarında olsaydı ve uygulansaydı bu olay yaşanmazdı.

Soma’daki gibi bir olay burada yaşansa ne olurdu?

– 2010 yılında ABD’de Upper Big Branch madeninde 29 kişi öldüğünde federal hükümet, eyalet yönetimi, eyaletin kurduğu özel bir ekip ve sendika olayı ayrı ayrı inceledi. Hepsi de havalandırmanın doğru çalışmadığı ve aşırı miktarda toz olduğu sonucuna vardı. Şirket, tarihin en büyük tazminatını (210 milyon dolar) ödedi, savcının açtığı davada şimdiye kadar üç kişi hapse gitti, süreç devam ediyor.

“Bizim burada başardığımız şey mucize değil. Dünyanın başka yerlerinde uygulanabilir” diyorsunuz. Türkiye gibi bir ülke için yol haritası nasıl olabilir?

– Madencilik endüstrisinde iyi yasalara ihtiyacınız var. İkinci olarak bu yasalara uyulması ve bu yasaların tatbik edildiğine emin olunması gerekiyor. Meclisin iyi yasalar yazması, kömür madeni işleten şirketlerin bunlara uyması, bağımsız bir ajansın da bunu kontrol etmesi gerekiyor. Dördüncü olarak işçilerin güçlü olması gerekiyor.

Ne gibi?

– Mesela bu ülkede maden işçileri, güvenliklerini tehlikeye atan bir talimata uymadıkları için kovulamayacaklarını ya da cezalandırılamayacaklarını biliyorlar. İşçinin çevresine bakıp kendisinden tehlikeli bir şey istediğini söyleyebilmesi gerekiyor.

ABD’nin en güçlü sendikalarından olan Amerikan Birleşik Maden İşçileri Sendikası (UMWA) Başkanı Cecil Roberts (58), altı jenerasyondur madencilik yapan bir aileden geliyor. Büyük büyük amcası madencilerin silahlı mücadele verdiği Blair Dağı Muharebesi’nin (1921) liderlerindendi. İki dedesi de maden kazalarında hayatını kaybetti. Altı yıl madencilik yapan Roberts, sendikada ilk resmi görevine 1977 yılında seçildi. 1995 yılından beri UMWA’in başkanlığını yapıyor.

“Maden trajedisi yaşandığında gazeteciler genellikle kıvılcımla, (gazın) nasıl ateş aldığıyla ilgilenirler. En önemli soru bu değil. Madenin bir bölümünde metan gazı aniden yanabilir ama eğer havalandırma ve taş tozu varsa asla patlamaya neden olmaz. Asıl soru ateşlenme olduğu halde ne oldu da patlama meydana geldi.”

“Böyle trajediler ülke sınırı tanımıyor. Eşlerin, annelerin, babaların, çocukların, torunların, komşuların neler yaşadığını hayal bile edemiyorum.

O bölgede ne kadar çok acı olmalı… Kazayı atlatan madenciler bir daha asla eskisi gibi olmayacaklar. İnsanlar 100 yıl sonra hala bu olayın ne kadar büyük bir trajedi olduğu konuşuluyor olacak. Biz de benzer olaylar yaşadık. Soma’da olanları ne aklım ne de kalbim alıyor. Kalbim bunca acıyla nasıl baş edileceğini anlamakta zorlanıyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.