Kapitalizme alternatif

7 Responses

  1. Ahmet Örs dedi ki:

    güzel bir yazı. hocamızın eline sağlık.

    “iki insanın mesaisi arasında değer karşılaştırması yapmağa kalkışan kişi (ne “-ist” olursa olsun) sosyal adaletsizliğe kılıf aramaktadır. Sosyal adalet, tahsil, meslek, tecrübe, sorumluluk, sektör farkı gözetmeksizin, bütün fertler ve aileler arasında refahta mutlak eşitliği hedeflemektir.” tespiti önemli.

  2. akın günyüzü dedi ki:

    Hocam yüreğine sağlık. Gerçekten sosyal adalet acil bir ihtiyaç.Eşitlik herkesin dimağında ve dilinde olmalıdır,ama nasıl? yazınızın devamına mı ihtiyaç var yoksa bundan sonrasını uygulama da mı göreceğiz,yani harekete geçme zamanımı dersiniz.bendeniz en azından bir yerden başlanmalı artık diye düşünüyorum.

  3. Yavuz Soysal dedi ki:

    Cem Hocanın eline sağlık,tartıştığımız meselelere önemli bir not düşmüş.

  4. zafer kafkas dedi ki:

    İlk olarak şunu ifade etmek isterim, adalet zaten sosyal bir kavramdır.Tekrardan sosyal kelimesinin kullanılması fazlalıktır. Batıda “adalet” kelimesinin karşılığı olmadığı için bu kavramı “sosyal eşitlik” kavramı ile ifade etmişlerdir. Bizde bilinçaltımıza yerleşen batı düşünce tarzı nedeniyle kavramları yanlış kullandığımızın bile farkında değiliz.

    -Mutlak eşitlik, adaleti zedeleyici ve gelişmeye engel bir yaklaşımdır. İnsan kişiliğine vurulan prangadan başka birşey ifade etmez. Olması gereken insanın üretime yaptığı katkı nisbetinde payını almasıdır. Bu adalettir, insanların üretimden eşit pay alması ise adaletsizliktir. Önemli olan bu paylaşımın nasıl gerçekleştirileceğidir.

    Müslümanlar olarak bunu tartışmamız gerekmektedir.İslami anlayışımıza göre Herkesin insan olması nedeniyle yeryüzü üzerinde hakkı vardır ve çalışmak istemezse bile yaşama hakkı topluluk tarafından karşılanmak zorundadır. Kısaca kişiler yaşamak için değil kazanmak için çalışmalıdır.

    İnsanların sermaye sahipleri karşısında ezilmemeleri, köle durumuna düşürülmemeleri için somut düzenleme ve projelere ihtiyaç vardır. Yoksa sermayeyi kötülemek ile bir yere varılmaz olanı da yıkarız.

    Kredileşme devletin işidir ve sermaye karşısında emekçinin ezilmemesi doğru kredi politikasına bağlıdır. Çalışana yani emeğe kredi sistemi hem işsizliğin çözümüdür hem enflasyona sebep olmaz hem de işveren karşısında işçiyi güçlendirir,aynı seviyeye getirir.İşveren üretim yapabilmek için işçiye muhtaç hale gelir.Çalışma kredisi ile ilgili ayrıntılı bilgi isteyen olursa devam ederiz.

    Sermaye neden belirli ellerde sürekli toplanmaktadır? Bunun bizce sebebi faiz ve gelir vergisidir. İslam ise faizi yasaklar ve gelir vergisi yerine sermaye vergisi olan zekatı koyar. Bu sayede azalan verimler kanununa göre belirli seviyeye gelen sermayenin kar oranı %2,5 olur, %2,5 olan vergi ile de sermaye sahibi artık sermayesini artıramayacaktır. Yani somut önerimiz nedir? Faizin yasaklanması ve sermaye vergisinin yürürlüğe girmesidir.

    Uzatmadan demek istediğimiz zalim,kötü,gayri adil dediğimizin yerine ne koyacağımızı somut olarak ortaya koymamız gereklidir.Aksi halde yapılacak eleştiriler, saldırılar, isyanlar mevcut olan kötü de olsa düzeni bozar ve altını dolduramadığınız için de yıkıma yol açar.

    Ben şimdiye kadar İslami camiadan mütekamil bir sistem önerisini duymadım ve okumadım. Hep yergi. Yanlışım varsa bilmediğim varsa uyarısanız memnun olurum.

    • alp dedi ki:

      zafer bey selamlar. söylediklerinizde önemli bulduğum ve merak ettiğim şeyler var.

      adalet önüne sosyal kelimesinin kullanılmasını eleştirmişsiniz. mantık yürütmeniz doğru gibi görünüyor, ama ben yine de sosyal kelimesini anlamlı buluyorum. çünkü bugün sokaktan herhangi birini çevirsek ve adalet nedir desek büyük oranda hukuki adalet hadisesine gider kafalar. yani sokaktan biri derken, bana sorsalar benim de aklıma ilk hukuk gelir. böyle olması da gayet normal. sosyal’i sanırım biz de cem hoca da bu yüzden kullanmadan edemiyor.

      sondan ikinci paragrafta söylediğinize katılıyorum. cem hoca da “hisse”ler diyerek saydığı dört meselede sizinki kadar somuta inmese de önemli ve görece somut şeyler söylüyor ama, “daha da somuta inmemiz gerek” derken haklı olsanız da yazıya biraz haksızlık etmişsiniz gibi geldi.

      çalışma kredisi meselesini biraz daha açmanızı rica edicem. zaten bilgi isteyen olursa açarız demişsiniz. aklıma gelen ilk soru işareti her isteyene faizsiz kredi verildiğinde işsizliğin çözüleceğini söyleyerek o yeni kurulan küçük işletmelerin büyük oranda yaşayacağını ima etmişsiniz. fakat burada bu yeni kurulan küçük işletmelerin yapacakları üretime sanki sonsuz bir talep olacakmış varsayımı saklı gibi geldi bana. yani o yeni kurulan küçük işletmeler pekala piyasa koşullarında ürettikleri mallara talep yoksa, aldıkları kredi istediğimiz kadar faizsiz olsun yine batarlar benim tahminim.

      “azalan verimler kanunu”nu da biraz açarsanız sevinirim. iktisatçı değilim, çok da bilmiyorum. zekatın da 40ta bir olduğunu varsaymışsınız, amenna olabilir. ama işte o kanunu bilmediğim için aradaki bağlantıyı kuramadım. yani 40ta birlik sermaye vergisi ile o kanun gereğince sermayenin artık arttırılamayacağı arasındaki ilişkiyi.

      genel olarak hoş vurgularınız var, somutluk meselesine % 100 katılıyorum. ama dediğim gibi cem hoca da bence bu yazı da sizinki kadar olmasa da somut alternatife doğru giden bir tahayyülün gereğinden bahsediyor ve bir kaç adım da atıyor.

      bir de inşallah yazacağınız yanıt yanında, bu anlattıklarınıza dair biraz daha detaylı yazı, link vs. var mı acaba önerebileceğiniz? faydalanırız.

      selametle, alp

      • zafer kafkas dedi ki:

        Benim adalet kelimesinde vurgulamak istediğim husus batının kavramlarını içselleştirmiş olmamızdır. Yoksa Cem Hoca’ya veya başka kimseye karşı bir eleştiri niyetim yok, kişisel bir eleştiri değil, genel olarak kendi dünyamıza yapılmış bir eleştiri bu. Ben de kullanıyorum yeri geldiğinde.

        Düzen bütünlük ister, çalışma kredisi bu düzen içerisinde bir parça.

        Her işçinin derecesine göre bir resmi ücreti vardır. İşyerine gider anlaşır, işveren işçi çalıştırdığı için hammadde kredisine de hak kazanır. Yani işçi hem emeği ile hem de hammadde kredisi ile işyerine gider. İşçi ücretini devletten alır, işyeri borçlanır. Üretim gerçekleşir, ürün ambara iner ve ne zaman satılırsa işveren hem ücret borcunu hem de hammade borcunu o zaman kapatır.Vergi de üretimden sonra ayni olarak da verilebilir, nakit olarak da verilebilir. Vade yok, cebri icra yok. İş yerlerinin çalışabilmesi için müteşebbisin bilgi dışında hiçbirşeye ihtiyacı yoktur.Herkes yeryüzünündeki payı nedeniyle sigortalı olduğundan bu yönden de işçi işverene karşı güçlüdür. Yani sırf sigortam yatsın diye asgari ücret zulmüne katlanmak zorunda değildir. İşçi işveren aynı derecededir.

        Bugün birçok işletme, işletme sermayesi yetersizliğinden üretim yapmaktan kaçınmakta işçilik,vergi,sigorta yüzünden iş yerleri kapanmakta ve ortam tekellere kalmaktadır. Mal üretilip satılmadan vergi,işçilik,sigorta masrafları yüzünden halk yerine tekeller piyasaya hakim olmaktadır. Bu şekilde faizsiz krediyi bulan, kredi borcunu ve vergiyi malı ürettikten sonra ödeme avantajı olan işyerleri artacak, maliyet düşecek ve büyük sermaye ile rekabet imkanı olacaktır.

        Piyasada talebi büyük sermaye değil halk işletmeleri belirleyebilecek.Bugün tekel coca-cola üretiyor sonsuz talep oluyor da benim müteşebbisim üretim imkanını aynı maliyet ile sağladığında neden talep olmayacak veya tekel Ülker üretecek talebi kendi belirleyecek bizde sanki biz talep ediyormuşuz gibi algılayacağız öyle mi? Talebi belirleyen de bu tekeller zaten.Halk değil.

        Zekat,vergidir. Sermayeden alınan vergi 40 da birdir.sanayiden,tarımdan alınan oran farklıdır. Ticarette sermaye arttıkça %’de kar oranı düşmeye başlar. Öyle sermaye vardır ki orada kar %2,5 olur. Onu da vergi olarak verir. Sermaye o yüzden daha fazla artmaz. Oysa siz vergiyi gelirden alırsanız sermaye arttıkça artar önünde duramazsınız, para bir yerde toplanır, tekele dönüşür.

        Faiz de düzenimizde yasak olduğuna göre yani rizikosuz kazanç imkanı olmadığı için hem sermaye vergisi hemde faizsizlik ile sermayenin dengeli dağılımı sağlanabilecektir.

        Ayrıca,çalışma kredisi yanında hakkı müktesap karşılığı kredi, selem kredisi, vergi karşılığı kredi vs. şeklinde kredi ilkeleri de mevcuttur.

        -Döküman gönderebilirim istediğiniz konularda,mail bırakırsanız.

        Allaha emanet olun.

        • alp dedi ki:

          cevap için sağolun zafer bey.

          bu mevzulara dair döküman, yazı, makale önerilerinizi [emekveadalet@gmail.com] adresine gönderebilirseniz çok memnun olurum, oluruz. faydalanırız inşallah. fikir alışverişini de sürdürürüz. selametle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir